27 Haziran 2026 Cumartesi

Bilen Varsa Söylesin!

Mevsimi Olmayan Bir Hayatta; 
Kırılan Dallar, 
Tozlu Kitaplar Gibi Yüreğimdeki Yorgunluğum, 
Gözlerimdeki Uykusuzluğum... 
Susturulmuş Bir Çığlık Gibi, 
Tınısız, 
Duygusuz, 
Suskunum... 
Ne Başındaydım Bu Hayatın, 
Ne de Sonunda... 
Neresindeyim Bilemediğim Hayat Çarkında Dönerken, 
Yorulsam da Sırtıma Yüklediği Yüklerden, 
Omuzlarım Çökse de, 
Yaşattığı Kederden, 
Hayat Bir Noktadan İbaret... 
Değiştirir Rüzgarların Yönünü... 
Denizin Ortasında Rüzgarsız, 
Derin Kuyularda Merdivensiz Bırakır... 
Bazen; Bir An Önce Gece Olsun Diye Sızlatır, 
Bazen Gündüze Kavuşturacak Güneşi Özletir... 
Bazen Ruhun Zincirlerini Kırar, 
Bazen Kalplerde Darp İzleri Bırakır... 
Kaybettirir Yavaş Yavaş Herşeyini; 
Beslediğin Hayallerini, 
Büyüttüğün Umutlarını... 
Ne Bir Umut, 
Ne Bir Hayal, 
Ne de Sevinç Bırakır... 
Hiçbir Zaman Aranmayacağın Kayıplarda, 
Bulunamayacağın Umutsuzluklarda Yiter Gidersin... 
Bahaneler Geçersizdir... 
Hiçbir Şey Tamam Olmaz... 
Boğazın Kurusa da, 
Yutkunamasan da, 
Çaresizliğin Derin Yalnızlığında, 
Aşkı Zedelemek,
Kırılgan Bedenini Çiğnemek İstemezsin...

Gözlerindeki Bulutlar Hangi Günlerden Kalma ki; 
Gizemli Düşlerin Haykırışları Kulaklarında...
Işıklar Hayallerinin Üzerine Ne Zaman Kapandı ki; 
"Seni Seviyorum” Cümlesi Boğazına Takılmış...
Susarak Özlemeye, 
Uzaktan Ağlamaya 
Hayal Kurarak, 
Şiirler Yazmaya Ne Zaman Başladın ki; 
Özlüyorsun Geçmiş Zamanlarını... 
Oysa En Kırılgan Yerine Dokunup, 
Kendince Güzel Şeyler Büyütmüştün... 
Her Elini Uzatışında Tutamasanda,
Nefesindi...
Ona Her Koşuşunda Daha Çok Uzaklaşsa da, 
Bedenindi...
Hislerinin,
Düşlerinin Eceli Olsa da, 
Sevdasını Hayal Etmek Güzeldi... 

Ben Bu Aşkın Kıvamını; 
Adını Duyunca Titreyen Yürekleri, 
Sevgisini Yarınlara Taşıyabilenleri, 
Saçlarının Karanlığında Güneşi Arayabilenleri, 
Ilık Yağmurlar Gibi Saçlarına Düşebilenleri Seviyorum... 

Zorlama Kendini,
Anlatamazsın... 
Çünkü Sen Aynı Dili,
Farklı Lisanla Konuşuyorsun... 
Bir Gün O da Gökyüzünün Rengi Kaybederse,
Ufuk Kızıllığı Üzerine Çökerse, 
Hislerini,
Rüyalarını Kuytulara Kıstırırsa, 
İçine Buruk Bir Sonbahar Dökülürse, 
Yalnızlığı Her Zamankinden Daha Yalnız Olursa, 
Elleri Boşluğu,
Kolların Yokluğu Sararsa, 
Sonu,
Işığı Olmayan Issız Bir Yolda Sessiz Kalırsa, 
Belki O Zaman Anlar Seni... 

Bir Yolu Var mı?
Adını Bildiğiniz, 
Sonunu Gördüğünüz; 
Sevmenin,
Sevilmenin, 
Mutluluğu İle Gökyüzüne Ulaşmanın, 
Geceyle Savaşmanın, 
Bir Şiirin Mısralarına Karışmanın? 

Bir Yolu Var mı? 
Arzusu,
Kısmeti Aynı Olan, 
Acısı Dilinin Ucunda, 
Yarası Gönlünün Ta İçinde Olanla, 
Gelmeyeceği Bilinen Mevsimlerde,
Bir Sevda Masalı Yaşamanın?!

Bir Yolu Var mı? 
Umutsuzluğun Umuda Bakan Penceresinde, 
Derin Bir Nefesin, 
Duanın, 
Yakarışın? 

Bilen Varsa Söylesin! 
Söylesin ki;
Adı Değişsin Yalnızlığın... 



1 yorum:

  1. Derin Bir Boşluk İle,
    Görünmez Duraklarda,
    Boşuna Beklemeye Gerek Yok...
    Geride Bir Hiç Bırakarak;
    Öylede Geçiyor Zaman,
    Böyle de...
    Hüznün Demir Attığı Karanlıklara,
    Kaygılarıma,
    Korkularıma Teslim Olmak Yok...
    Ben ki;
    İçimdeki Yalnızlık Kuşlarını;
    Gülüşümle Sular,
    Sevinçlerimle Besler,
    Nefesimle Büyütürüm...
    Elbet Bir Gün Onlar da,
    Yuvalarına Dönerler...

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.