25 Mayıs 2026 Pazartesi

Hükmünü Yitirmiş Bir Mevsim

 Değişen Bir Şey Yok Sessizliğimde, 
Kimsesizliğimde, 
Esaretimde... 
Günbatımı İle Bir Gün Daha Düşer Ömrümden... 
Yorgun Ayak İzlerimi Silerek, 
Yaşayamadığım Bir Günü Daha Alıp Gider... 
O Saatlerde Bir Boşluk Olurum, 
Bir Yokluk, 
Yaşamın İçinde Bir Hiçlik! 
Belki de Çözülmesi İmkansız Kördüğüm! 
Günbatımıyla Birlikte Daha Çözümsüz, 
Daha Tanımsız, 
Daha Anlamsız Olurum...
Uykusuz Gözlerle Uyanırım Uykusuzluğumdan... 
İçimdeki Boşluk Büyüyüp, 
Kocaman Bir Uçuruma Dönüşür... 
Kendi İçimde Sonsuzluk Bir Boşluğa Düşerim... 
Çırpındıkça Çırpınır, 
Çırpındıkça Daha Çok Batar Gövdem Karanlığa... 
Gözlerimde Umutsuzluk Demlendikçe, 
İçimde Tükenmişlik Boy Verir... 
Nefes Alışlarım Yarım, 
Eksik, 
İçimdeki Sevinçler Solgun Olur... 
Onulmaz Yaralarla, 
Başı,
Sonu Uçurum, 
Ortası Boşluk Bir Yolda, 
Dün İle Yarının Arasında, 
İçi Boş Bir Valizle, 
Hayatın Kıyılarında Mülteci Olurum... 
Varlığım Silüet, 
Nefes Alışlarım Mecburiyettir... 
Yaşamak mı?
Sonu Gelmez Esaret!
Her Şey Kırık Döküktür... 
Her Yer Adressiz Bir Labirent... 
Üzerimde ki Sağır, 
Dilsiz Gökyüzü, 
İnce Bir Hüzne Kurar Saatleri... 
Yüzüm Pencerenin Pervazında,
Gözlerim Fersah Fersah Uzaklardadır... 
Çıt Çıkmaz Titrek Dudaklarımdan... 
Ne Susmakta Fayda Bulurum
Ne de Sığınmakta Bir Ağlamaya... 
Elimdeki Boş Valizle, 
Ne Yollara Düşebilirim, 
Ne de Yıllara Karışabilirim...  
Her Şeyimden Biraz Eksikken, 
Tüm Renklerim Dağılmışken, 
Uykularımın Keyifi Kaçmışken, 
Her Gece Yoksul Acılara Yatıp, 
Akreple Yelkovanı Yarıştırırım...
Sanki Hiç Dökülmemiş Gibi Dilimden Sözcük Yağmurları, 
Sanki Tiç Tutulmamışım Gibi Cümlelerin Sağanağına,
Karışmamışım Gibi Kuşların Kanat Çırpışlarına, 
Ne Zaman Değsem Kelimelere, 
Satır Aralarında Gecenin Karanlığı Düşer Gözlerime...
Sanki Bitkisel Bir Hayatın Karanlığında, 
Tüm Duyularımı Kaybetmişim... 
Ruhumda Koca Bir Boşluk,
Kalbimde Sızılı Bir Sancı İle 
Dolaşırım Zamanın Çarkları Arasında... 
Uyanmaz Kış Uykusundan Mevsimlerim... 
Savrulur Yaprakları Düş Bahçelerimin...
Bitmez Üşümüşlüğü Nefeslerimin...  
Tükenmişliğin Hüzünlü Öyküsünde, 
Yollarım Hep Çıkmaz,
Sesim Duyulmaz,
Adresim Bilinmez... 
Ölüme Eşdeğer Bir Bekleyişin
Kokusuna Dokunur Ellerim... 
Geride Kalmış Dün Gibiyim Xamanda... 
Sanki Hiç Yaşamamış.
Solgun Bir Yaprak Olarak Kalmışım,  
Geçmişin Tozlu Sayfalarında... 
Neden Suskunluğun Gölgesinde
Araftayım Geceler Boyu?
Neden Üşüyor Yalnızlığım?
Bir Sebebi, 
Bir Umudu, 
Bir Sevgisi, 
Bir Mutluluğu, 
Bir Anlamı Olması Gerekmiyor mu Hayatımın?
Bir Gün Biter mi Bu İç Kanatıcı Günler?
Susmakla Haykırmak Arasında,
Ne Zaman Dili Çözülür Yarım Kalmış Cümlelerin?

Eğer Bir Gün Anılar Arasında Gezindiğimde, 
Yeniden Filizlenirse Hasret... 
Sarılacağım, 
Uğruna Savaşacağım, 
Tükenmeyen Umutlarım Olursa;
Bir Seher Vakti Uzatırım Ellerimi Güneşe... 
Söylenmemiş Tüm Sözcüklerden Kurtulup, 
Arınıp Tüm Kederlerimden, 
Yarım Bırakılmış Cümlelerimden, 
Eksik Kalmış Nefeslerimden; 
Sonsuzluğu Kucaklar,
Ümidin Beklentilerini
Geceye Fısıldadığım Tüm Sözleri, 
Gökyüzüne Sererim... 
Mühürlenmiş Suskunluklarımla,
Tamamlanmamış Cümlelerimle
Üşüyen Zihnimle, 
Buz Kesen İçimle, 
Bir Gün Kalkarım Yeniden... 
Gözyaşlarımı Bırakıp Yerlere
Dokunurum Bir Çiçeğe... 
Gözümü Diktiğim Tavanımdan
Uykusuzluktan Kavga Ettiğim Yastığımdan,
Vazgeçer
Çıkarırım İçimdeki Saklı Sözcüklerimi... 
Bir Nehir Misali, 
Durmaksızın Akan, 
Zamansız,
Mekansız,
Karamsarlığın Kara Bulutlarına Takılmadan, 
Sözcüklerden, 
Cümlelerden Merdivenler Kurar, 
Yollar,
Köprüler Oluşturur, 
Umutla Yol Alırım Bir Şiirin Orta Yerine... 
O Zaman Sevebildiğim Kadar Gücüm,
Sevildiğim Kadar Hükmüm,
Sevip Sevildiğim Kadar Ömrüm Olur...
Sonsuzluğa Takılı Durmuş Bir Saat, 
Hükmünü Yitirmiş Bir Mevsim Olmam... 
Söküp Atarım Paslı,
Dikenli Tel Örgüleri...
Hasreti Pranga Gibi Ruhunda Taşıyan Bir Mahkum Olmaktan Kurtulurum... 






24 Mayıs 2026 Pazar

Sevgi Yüreğin Sesidir

 Düşünce Hür, 
Kalp Özgür Olsa da, 
Hep Bir Sır Barındırır İçlerinde... 
Saçlardan Tırnağa Kadar, 
Bir Başka Eserler... 
Bir Şiirin, 
Bir Mevsimin İçinde, 
Kaybolur Bütün Sözler... 
Çünkü, 
Dinleyeni Çoktur, 
Anlayanı İse Yoktur... 
Önemli Olan Ne? 
Konuşmak mı? 
Kendimize Yalanlar Anlatmak mı? 
Ya Anlamak? 
Ya Anlaşılmak? 
Sevgi Dilde Değil, 
Yürektedir... 
Sevgi Yüreğin Sesidir... 
Sevginin Kucağında, 
Sevginin Koynunda, 
Sevgiyi Tanımak, 
Kendini Kendinde Bulmaktır... 
Sanmayın ki Bütün Yollar Kapalıdır, 
Ve Hep Kapalı Tutulur... 
Her Zaman Açığa Çıkacak, 
Bir Yol Bulunur... 
Çünkü Umut Mutluluğa Giden Ufuktur... 
Engelleri Aşıp, 
İlerleyebilmektir... 
Her Şeyin Bir Nedeni Vardır... 
Duygular, 
Düşünceler, 
Davranışlar, 
Kişinin Ta Kendisidir... 
Ayrılıksız Sonsuzlukta, 
Yüreğinde Hissetmektir... 
Bu Yüzdendir Duygu ve Düşünceler
Bizimdir, 
Değişmeyendir... 
Var Olan Tek Gerçek, 
Sevgidir...
Sende Sev ki,
Geminin Dümenini Eline Alabilesin... 
Kendi Geminin Kaptanı Olabilesin... 
Sert Rüzgarlarda, 
Fırtınalarda, 
Kendi Rotanı Kendin Çizebilesin...  
Kendi Limanını Kendin Belirleyebilesin... 



17 Mayıs 2026 Pazar

Fazla Söze Gerek Yok!

 Atılan Çelmeler Yüreğime Denk Gelse de, 
Yıkamadı Beni Zaman... 
Durduramadı Yılları, 
Durduramadı Anları... 
Hüzünler, 
Girdaplar, 
Acılar Yaşasam da, 
Saniyeler, 
Dakikalar, 
Saatler Karabasan Olsa da, 
Üşüyen Yanlarım Soluğuma Yapışsa da, 
Gecenin Derinliğinde, 
Devinimler İçinde, 
Umutların Tükenişe Durduğu Yerde, 
Yine Ayaktayım, 
Yine Yazıyorum... 
Son Kez mi Sindiriyorum, 
Son Kez mi Taşıyorum İçimin Karanlıklarını, 
Yüreğimi Dağlayan Yalnızlıkları, 
Duygularımın Baharsız Bahçelerini, 
Bilmiyorum! 
Beynim Durmuş...
Hiç Bir Şey Düşünemiyorum... 
Hayata Sağır Duygularım... 
Her Zaman ki Yerimde Değil, 
Biraz Daha Karanlık Bir Yerdeyim... 
Ne Yöne Baksam Gözlerim Yaşarıyor... 
Gözlerim Hüznümü Kalbime Şikayet Ediyor... 
Sokak Lambaları Sis İçinde, 
Yağmur Sessiz Yağıyor... 
Nasıl Bir Yokoluş Bu! 
Nasıl Bir Zelzele! 
O Kadar Yabancıyım ki Kendime, 
Mevsimlere, 
Yıllara, 
Aylara... 
Ümitlerimin Rengini Nerede Kaybettim, 
Duygularımın İdam Fermanını Kim Vermiş? 
Hatırlamıyorum! 
Eksik Kalmak, 
Lal Olmak, 
Herşeye Susmak Nefessiz Kalmak Gibi... 
Özledim Sesimi, 
Nefesimi, 
Tebessümlerimi, 
Bekleyişlerimi,
Özledim Her Halimi... 
Sessizliğin Renginde Bir Kefen Var Üzerimde... 
Gündüzler,
Geceler Taşınmaz Bir Yük, 
Dünyam Ölü Bir Sessizlik... 
Uzaktan Uzağa, 
Usul Usul,  
Mevsimler Birbiri Ardına Akarak,
Bir Bilinmeze Gidiyor, 
Her Şey Bir Bir Yitiyor... 
Kanat Çırptıkça Yorgun Düştüm, 
Yıprandım... 
Sustum Acılarımı İçime... 
Düşlerimin, 
Duygularımın Kül Bastım Üzerine... 
Titreyen Yüreğimde Sonbaharın Sarı Eli Var...
İçimdeki Gizler Fay Çizgisinde...
Karanlıklar İçinde, 
Şifasız Bir Hastayım... 
Ne Bir Arzum Var, 
Ne de Bir İstek... 
Gözlerim Kapanırken, 
Ne Birini Yanımda İsterim, 
Ne de Elimi Tutacak Bir El... 
Fazla Söze Gerek Yok,
Hayat Tünelinin Umutlarca Uzak, 
Derin Boşluğu İçindeyim... 




İçimdeki Mezar Taşları

 Kalbim Yok... 
Ruhum Yok... 
Tükettim Hislerimi... 
Öldüm Ben! 
Sesim Bile Çıkmadı Son Nefesimi Verirken... 
Tek Bir Hücremde Dahi Yaşamıyor Aşk... 
Son Rüzgarla Gitti, 
Sessiz Bir Çığlıkla Çırpınışlarımın Sonu Geldi... 
Sus! Koydum Dudağıma; 
Artık Kimseyi Hece Hece Anmıyor, 
Kimseden İki Kelime Beklemiyorum... 
Yaşama Savaşı Vermiyor Artık Yüreğim, 
Kavgasını Çoktan Bitirdim Gerçeklerimin... 
Ömrümün Sayfalarında Hayatıma Bir Sebep, 
Duygularıma Bir Neden Aramıyorum... 
Yaşadıklarımı Yargısız İnfaz Ettim, 
Kavgalarımın Dilini Kestim! 
Karanlık Bir Zindanda, 
Kendi İsteğimle Kendimi Esir Ettim... 
Anlam Veremediğim Bir Kabus Bu! 
Nefessiz Kalmak Gibi! 
Bazen Rüzgara Kaptırıyorum Kendimi, 
Bazen Yağmur Olup Toprağa Yağıyorum... 
Yükü Ağır,
Taşıması Zor Ama!
Canı Acıtan Can Parçaları, 
Ölümden Daha Çok Acıtıyor... 
Canıma Dokunmak, 
Canıma Yazmak Acının da Ötesi, 
Titretiyor Canımı...
Ah Bir Bilseniz!
Öyle Çok ki İçimdeki Mezar Taşları! 



16 Mayıs 2026 Cumartesi

Mekanınız Cennet Olsun Hayallerim

 Benliğimiz, 
İçimiz, 
Dışımız, 
Her Şeyimiz Üzüntü... 
Şehrin Ruhsuz Sokaklarında, 
Çilekeş Kaldırımlarında, 
Bulamayacağımızı Bile Bile, 
Avuç İçlerimizde Birşeyler Arıyoruz... 
İçimizdeki Kasırgalar, 
Bağ Bozumları, 
Talanlar, 
Hep Sessiz, 
Hep Sedasız, 
Ve Yalnız... 
Bir Yerlerde Bir Şeyler Kırılıyor, 
Biz Bunun Farkındayız... 
Hayat Gönlümüzün Hasret Mumlarını Söndürdükçe,  
Kalbimize Bıçak Sapladıkça, 
Sevgi Sürgünlerimizi Koparıyor... 
Mutsuzlukla Besliyor… 
Hiç Umursamadan Fermanımızı Yazanlardan, 
Sıcaklığına Sığındığımız Tenlerden, 
Bizi Isıtan Yüreklerden; 
Sesi Nefesimiz, 
Elleri Hasretimiz, 
Dudakları Tesellimiz, 
Şiirlerde Mısralarımız, 
Resimlerde Rengimiz Olanlardan Kopartıyor... 
Keşke Böyle Olmasaydı... 
Yarınları Yaşamak Varken,  
Dünlerde Kalmasaydık... 
Hayallerimizin Üstü Kefenle Kapatılmasaydı... 
Anlayabilselerdi, 
Düşünebilselerdi, 
Durdurabilir, 
Engel Olabilirdiler Bu Tufana... 
Yapraklarımız Sararmadan, 
Yetişebilirlerdi Can Kaygılarımıza... 

Düşündükçe Yitirdiklerimi, 
Odamdan Dışarı Çıkmıyorum... 
Çekmişim Perdeleri, 
söndürmüşüm Lambaları... 
Yağmur Yok, 
Rüzgar Yok, 
Gece Yok, 
Gündüz Yok... 
Hayat YokuşundaVYenildiğimi 
Eskidiğimi, 
Eksildiğimi,
Kimsesiz Yarınları, 
Uzak Olmuş Yakınları Hissediyorum... 
Yarım Kalmıştı Saatler, 
Karmakarışık Mevsimler İçinde 
İki Duvar Arasında Sıkışmış Yalnızlığım... 
Dünya Durdu,
Akrep Kovalamıyor Yelkovanı... 
Saat Olduğu Yerde Donmuş... 
Zaman,
Mekan Önemli Değil... 
Kelimeler Büyütüp Yıllarca, 
Söylenmemeye Esir Edip,
Sonra Vazgeçmek Varmış... 
Sanki Hiç Var Olmamışlar Gibi, 
Duygularımın Zincirlerini Çözdüm... 
Prangaları Hayallerime Bağladım... 
Durmadan Yanan Ateşin Küllerini Topladım... 
Bir Gün Bende Yorulacağım Tek Başıma Yürümekten... 
Ellerim Üşüdüğünde Isıtmaya Çalışmaktan... 

Bu Sessiz Veda... 
Son Nokta Kalemimde... 
Kaybolup Gitmek Ayazlarda... 
Bitmemiş Bir Şiirin Mısralarda... 
Konuşsam da, 
Sussam da Fark Eden Birşey Yok... 
Zaman mı? 
Benim Bile Çözemediğim Başka Bir Boyutta... 
Kapkara Boşluğun Beyazında... .
Koyduğum Yerde Değil Günlerim... 
Bana Ne Akrepten,  
Yelkovandan... 
Elimden Tutuyor Hazanlar... 
Hissizleşen Kalbimde, 
Şiirlerimi Kaybettim... 
Yalnızlığın Tam Ortasında, 
Bir Avuç Toprağı Avuçlaya Hazırım... 

Askıya Assam da Hayallerimi, 
Yok Olsa da İhtişamlı Beklentilerim, 
Hala Dumanı Tütüyor Geçmişteki Hüzünlerimin... 
Alabildiğine Karanlık, 
Alabildiğince Sessiz Geçen Gündüz Saatlerinde
Kendimi Zindanda Hissediyorum... 
Ne Sessizce Gelene Merhaba,
Ne de Sinsice Gidene Hoşcakal Diyorum...
Her Şey Anlamını Yitirmiş, 
Her Harf Kaybetmiş Önemini... 
Kader Diyorum Artık Issız Duvarlarıma... 
Geçen Zamana Erişmek Zor, 
Gelecek Zamanı Yakalamak mı?
İmkansız... 
Seslendirilmeyen Cümlelerle, 
Dillendirmeyen Duygularla, 
Yaşanmışlıklarla,
Yarım Kalmışlıklarla, 
Kalbime Dokunanlara, 
Bir Bakıp Çıkanlara, 
Umut Sanıp Tutunduklarıma, 
Söyleyecek Sözüm Yok... 
Çağıracağım Birileri, 
Düşüneceğim Bir Şeyler Yok... 
Çünkü Hiç Açılmamış,
Dokunulmamış,  
Hatta Görülmemiş, 
Yüksek Dozda Umut Taşımıyorum... 
Her Nefes Alışta,
Her Nefes Verişte Ölüme Yaklaşmak
Zamanın Açılmamış Pencerelerini Zorluyor!

Ölmek Diyorum,
Ölmek,
İlkbahara Uyanmak Gibi... 
Ne Söylenilmişse Dünlerde
Bugün Bir Hükmü Yok Gibi... 
Zemheri Ayazında Sıcak Sarılış Gibi... 
Gördüklerimizin Ötesinde Görmediklerimiz, 
Bildiklerimizin Ötesinde Bilmediklerimiz Gibi... 
Amaaan!
Her Neyse.. .
Geçmişten Geleceğe Tüm Yolculuklara Çoktan Küsmüşüm... 
Öyle Sıkı Sarılmışım ki Kimsesizliğime
Hala Gözlerimdeki Sonbahar Perdesini Koruyorum...
İnanmışlığımla, 
Aldanmışlığımla, 
Kendime Sarılıp Ağlıyorum... 
Nasılsa Hak Bildiğimiz Yolda Yalnız Yürünür...
Mekanınız Cennet Olsun Hayallerim...




10 Mayıs 2026 Pazar

Duyguların Rengi

 Güneş Kimliksiz, 
Sahipsiz Bir Akşamın Yolculuğunda... 
Anıların Suskunluğunda Zaman... 
Havası Ağırlaştı Duyguların... 
Yer Soğuk, 
Toprak Islak, 
Eksik Sevmelere Açıldıkça Kapılar, 
Hasreti Sessizliğin Nefesine Bırakıyoruz... 
Duygular Kılık Değiştirmiş, 
Umutsuzluğun Pençesinde, 
Kendi Labirentinde Ruhlar... 
Tükeniyor İnsan Yok Oluşlar İçinde... 
Çaresiz, 
Bitap Kıvranıyor... 
Karışık Duygular Sabırları Zorluyor, 
Zincirler Yüreği Acıtıyor... 
Beşinci Mevsimin Ortasında, 
Mumlar Sönüyor, 
Yapraklar Üşüyor... 
Karanlıkla Aydınlık Arası Bir Yerde, 
Zaman Arkamızda, 
Ve Sonsuzluğun Aynasında... 
Akıp Giden Zamanda Kirlendikçe Umutlar, 
Mektuplar Yazdıran, 
Diyar Diyar Gezdiren Umutlarda Alınganlık, 
Kırılganlık Çoğalıyor... 
Ruha Uzanan Acımasız Eller, 
Umursamadan Kınayan Bakışlar, 
Tınısını Yitirmiş Sesler, 
Lime Lime Hayaller, 
Yaşamı Karanlık Bulutlarla Perdeliyor... 
Neydi Dünle Bugünü Ayıran? 
Takvimler mi, 
Duygular mı? 
Neydi İnsanları Acıtan? 
Kimdi Gidişlere Alkış Tutan? 
Dillerden Dökülen Sözler mi, 
Bekleyişe Boyun Eğişler mi? 
Düşündükçe Biraz Daha Artıyor İçimdeki Kaygılar... 
Kalbe Vurulan Paslı Kelepçelerden, 
Pencere Arkasına Mıhlanan Yaşamlardan, 
Işığı Kararmış Umutlardan, 
Duvarlarına Keder Asılmış Odalardan, 
Kanatları Kırık Arzulardan, 
Boşluğa Sallanan Ellerden, 
Mesafeler Açıldıkça Büyüyen Çığlıklardan,
Gecenin Karanlık Gözlerinde Ayrılığı Ezberleyenlerden, 
Mısrasız Şiirlerden, 
Melodisiz Türkülerden, 
Umuda Bağlanan Umutsuzluklardan, 
Yüreğin Derinliklerinde Güneşi Batıranlardan,  
Gecenin Göğsünde Uyanılan Sabahlardan, 
Kalbini Döven Dalgalarla Alabora Olanlardan, 
Dokunmaktan,
Dokunulmaktan Korkan Ellerden, 
Çiçekleri Çalınmış Bahçelerden,  
Güneşin Girmediği Sokaklardan, 
Göğün Gürültüsünden,  
Çakan Şimşeklerden Korkuyorum!
Çünkü, 
Sonu Olmayan Yolculuklarda Alın Yazısı Nasıl İdare Edilir, 
Geceye Akan Gözyaşları Nasıl Kurutulur,  
Umutların Kanaması Nasıl Durdurulur Bilmiyorum!

Vasiyetim Olsun!
Rengini Yitirmiş Olsa da Geceleriniz, 
Bilin ki; Bitimsizdir Hayaller... 
Dilerim ki Yüreklere Atılmış Düğümler Kolayca Çözülsün... 
Anılar Akıldan Silinmesin, 
Düşler Sahibini Terk Etmesin... 
Yitirilen Sıcak, 
Sımsıcak Düşler Gerçekleşip Geri Dönsün... 
Duman Olup Savrulun Dağlarına, 
Deli Deli Yağın Ovalarına,
Ki,
Sağır Kelimelere Gizlenmesin Duygular... 
Dünler, 
Bugünler, 
Yarınlar Üstünüze Yıkılmasın... 
Her Gün Devleşen Yalnızlıklarda, 
Artmasın Suskunluğuz...
Soluksuz Kalmasın Heceleriniz... 
Duygularınızın Rengi
Duyduğunuz Seslerin Ahengi Değişsin...
Bırakın Aksın Tersine Nehirler...
Boğazındaki Düğüm, 
Kulağında Yalnızlık Sesi Yok Olsun...

Biliyorum,  
Kiminle Konuşsanız Aklınız Düğümleniyor... 
Umutlarınız, 
Düşleriniz Toprağa Gömülüyor... 
Unutmayın,
Geciktikçe Sabahlarınız, 
Kaderine Boyun Eğecek Duygularınız,
Elinizden Alınacak Sevmeleriniz... 
Bilin ki; Uykusuzluğunuz Hasret Kokan Düşlerinizdendir... 
Gem Vurmayın Hayallerinize ki,
Kulaç Atabilsinler Geceye... 

Biliyorum, 
Çok Sözünüz Var Söylenecek... 
Özleminiz Var Tazelenecek... 
Karanlıklarınızı Karanlıkla Sınamayın... 
Ne Karanlığın İniltisinden,
Ne de Umutsuzluğun Sesinden Korkmayın... 
Tutun Ellerini, 
Nefesi Olun, 
Gönlüne Dolun, 
Hayatı Birlikte Soluyun... 
Ertelemeyin Sevdanızı...
Eksilmeden, 
Eksiltmeden
Yalnızca Onda Kalın...
Susma Vakti Değil...
Vakit Sebepsiz Susuşları Durdurma Vakti... 
Daha Fazla Anlatmaya Gerek Var mı?
Vakit Diyorum,
Vakit Suskunluğa Silah Sıkma Vakti... 

Aşk mı?
Aynı Dili Konuştuk,
Aynı Dünyada Yaşadık Ama,
Sormadı Bende Bahar Var mıdır,
Gönül Bahçemde Çiçek Açar mı... 
Aşk mı?
Bana da Geldi, 
Tadını Bıraktı... 
Sonra Kılık Değiştirerek,
Yolları Bitimsiz,
Uzun Bir Yolculuğa Çıktı... 
Ah!
Kim Bilir Şimdi Kaç Hüzne Tanık Oluyor Gölgesi!




Zamana Karşı Yol Almak mı!

Fazlasıyla Sınanandığım İçin Olacak, 
Dikiş Tutmuyor Hayatım... 
Canımın Çok Acıdığını Söyleyemeyecek Kadar Çaresizim! 
Her Şeyi Bir Kenara Bıraktım... 
Bitmeyen Gecelerde, 
Dinmeyen Yaşlarla, 
Her Gece Konuştum Yıldızlarla... 
Dertleştim Kara Bulutlarla... 
Sessizliği Sığınak Bilip, 
Duygularıma Kefen Biçip, 
Yetinmeyi Öğretiyorum Ruhuma! 
Hiçe Sayılmış Gururumu, 
Tozlu Raflara Mıhlayıp, 
Parmak Uçlarımda Sızlayan Kalbime, 
Isınmayı Öğretiyorum... 

Bir Günlüğüne Ben Olmadan... 
Hayata Benim Gözlerimden Bakmadan... 
Ayaklarımla Dik Yokuşları Tırmanmadan... 
Benim Gibi Düşünüp... 
Benim Gibi Yaşamadan... 
Gecenin Sessizliğine Söylediğin Şarkılar Karanlıkları Yırtmadan... 
Omzundaki Yükler Her Gün Biraz Daha Ağırlaşmadan... 
Sana Biçilen Ömrü, 
Kıyısından Köşesinden Kırpmadan... 
Elin-Kolun Öksüz Çocuklar Gibi Kırılmadan... 
Göğsünde Yaralar Açılmadan... 
Sözlerin Zincirlere Vurulmadan... 
Hücrelerindeki Ateş Kül Olmadan... 
Düşlerine Keder, 
Ellerine Yalnızlık Dolanmadan... 
Mevsimlerin Çarmıha Gerilmeden... 
Baharların Kendinden Vazgeçip, 
Sonbaharı Seçmeden...  
Tırnakları Avuçlarına Geçirilmiş Bir Yalnızlık Yaşamadan... 
Gözleri Körelmiş Gecelerde, 
Savrulan Nağmelere Takılıp Kalmadan...  
Köreltilmiş Duygularına Ayrılığı Ezberletmeden... 
Gecelerin Son Saatine Dek, 
Hıçkırıklarına Karışan Nefesin Tükenmeden... 
Körleşen Sevinçlere Boyun Eğmeden... 
Bir Şarkının Nağmeleri, 
Veya Şiirin Mısralarıyla Aşka Dokunup, 
Ellerine Sevmeyi Öğretmeden... 
Yüreğinin Korunda Kıvılcım Olmadan; 
Gecenin Gölgesinden Kaçmanın, 
Karanlığın Koynunda Yatmanın Ne Demek Olduğunu Anlayamazsın!  




9 Mayıs 2026 Cumartesi

Kendimin En Acımasız Düşmanı Benim!

Gönül Kalemim İçimin Karmakarışıklarda Öyle Yorulmuş ki, 
Hak Etmeyenleri Yazma Telaşından Vazgeçmiş... 
Canım O Kadar Yanmış ki Yaşadıklarımla, 
Sol Yanımı Kayıplara, 
Umutlarımı Gelmezlere Satmışım... 
Yol Vermişim En Büyük Dertlerime, 
Yüreğimin Taşıyamayacağı Yüklerime... 
Acılarıma, 
Umutsuzca Tutunduklarıma, 
Başıboş Duygularıma, 
Sonu Olmayan Sızılarıma Yol Vermişim... 
Kimseye Yorulduğumu Belli Etmiyor, 
Ümitsizliğime Ortak Aramıyorum... 
Varlığımla Mutlu Edemediğimi, 
Yokluğuyla Baş Başa Bırakıyorum... 
Yıkılan Umutların Telafisi Olmaz Ya? 
Kızmıyorum, 
Öfkelenmiyorum Kimseye... 
Yargılamıyorum Artık Hiçbir Şeyi; 
Sorgulamıyorum Gözümdeki Yaşları, 
Kalbimin Sızılarını, 
Sevgiden Başka Merhem Olmayan Yaralarımı... 
Hatayı Kendime Yükledim, 
Anlatmaya Çalıştıkça Nasılsa Kimselere Anlatamayacak, 
Ne Kadar Acı Çektiğimi Kimselere Duyuramayacağım.... 
Bunun İçin Hayatımdaki Olumsuzluklarla Yaşamayı Öğrendim... 
Geçen Zamanın Geri Gelişi Hiç Yok, 
Gideni, 
Gitmeyi Dahi Göze Alanı, 
Hayatıma Bir Daha Sokmaya Niyetim Yok!
Ne Kırgınım, 
Ne de Dargın... 
Geç Kaldığım Mutluluklara Takılmıyorum Artık… 
Ne Gidenin Hesabındayım, 
Ne de Olmayanların Derdinde... 
Ne Geldiyse Başıma Kendimdendir... 
Ruhuma Kara Kışı Yaşatmayı Seçen, 
Yüreğimden Damlayan Her Kederin Nedeni Benim... 
Kabul Ediyorum, 
Kendimin En Acımasız Düşmanı Benim! 
Suçlu Aramama Gerek Yok,
En Büyük Suçlu Benim!
Yalnızlığın Koynunda Kendimi Buldukça, 
Yaşamanın Bedelini Öğrenen de Benim... 
Yıkıldıkça Ayakta Durmasını Öğrendim... 
Değer Verdiğim İnsanların Gözünde Hiçleştikçe
Buldum Kendimi... 
Ne Çok Özlemişim O Saf Hallerimi, 
Çocuksu Yanlarımı, 
Ufacık Şeylerden Mutlu Oluşlarımı... 
En çok da Akılsızca Harcadığım Yılları, 
Kaybettiğim Dik Duruşumu Özledim... 
Her Şeye O Kadar Uzağım ki, 
Ne Zamanı Geri Alabilir, 
Ne de Bir Şeyleri Düzeltebilirim... 
Zor Olsa da Bir Yol Tutturmuş Gidiyorum... 
Sonunu Dahi Merak Etmeden,
Sorgulamadan Yaşıyorum... 
Artık Umursamıyorum,  
Günden Güne Alışıyorum Bu Duruma... 

Hayat Sabrın Sınandığı Bir Liman, 
Her Adımı Bedellerle Dolu... 
Bir Kere Kaydı mı Ayağın Bu Yolda, 
Yastığa Koydurtmaz Başını... 
Bazı Şeylere Yıkıla Yıkıla Alışıyor İnsan,
Nefes Aldıkça En Zayıf Yerinden Sınanıyor... 
Hayat Bu İşte, 
Beklentiler Bittiğinde,
Herkes Unutulup Bir Köşeye Bırakılıyor... 
Hayat Bu İşte,
Kurduğun Ne Varsa Yıkıyor,
Sevgileri Bitiriyor, 
Her Gün Damla Damla
Yüreğimiz Kanamaya Mahkum Ediyor... 
İşte Bu Yüzden Bana Ağır Gelen, 
Acı Veren Her Şeyi Söküp Atım Üzerimden... 
"Yalnızlık" Artık Daha Güzel Geliyor Kulağıma... 
Belki Bir Faydası Yok Ama,
Zararı da Olmuyor... 
Yalnızlıktan Üşüyen Hisleri Kabullenmek,
Geceleri Yüreğine Küs Yatıp, 
Gündüzleri Gözlerine Dargın Kalkarak,
Kendinden Gözyaşlarını Gizlemek, 
O Kadar da Zor Olmuyor... 

Hayattan Çok Şey Öğrendim... 
Çok Şey Borçluyum Ona... 
O Olmasaydı Nereden Bilecektim Vefasızlığı... 
Çalmasaydı Gülüşlerimi,
Nereden Bilecektim Her İnsana Güvenilmeyeceğini... 
Birazcık Özlemeye Kalksam,
Hevesimi Kursağımda Bıraktı...
Birazcık Hayal Kursam,
Elleri Yüreğimin Yakasına Yapıştı... 
O Kadar Alıştım ki Kalbimin Sızılarına,
Kulak Asmıyorum Sevmelere Uzak, 
Mutluluğa Irak Oluşuma... 
Geriye Dönüp Bakmanın Ne Anlamı Var ki?
İnsan İşte,
Nasip Çizgisini Aşamıyor,
İnsan Diyorum,
İnsan,
Nasibinden Fazlasına Sahip Olamıyor... 
Düşlediklerin Yoksa Nasip Çizginde,
Kendine Acı Çektirerek Düşlediklerini Var Edemiyor... 
Hadi Şimdi Kendini Kandır, 
Tabi Kandırabilirsen!

Şimdi Hiç Bilmediğim Bir Yoldayım... 
Sonunu Düşünmüyor, 
Merak Dahi Etmiyorum... 
Hangi Zorluklar Beni Nerede Bekliyor, 
Zaman Neyi Gösteriyor, 
Biçbir Fikrim Yok... 
Belli ki Hala Zamanın Kapatamadığı Sayfalar Var... 
Rüzgar Kime, 
Ne Taraftan Esecek, 
Nereden Bileyim ki!

Ah Yükünü Bilmeden Gönlüme Yüklediklerim, 
Ruhuma Dinletemediğim Yalvarışlarım, 
Ah Kendi Mezarımı Kazıyan Ellerim;
Ben Diyorum,
Ben,
Kendime O Kadar Dargınım ki Bu Aralar... 
Kendimden Buz Gibi Soğuyorum! 



Sen Artık Zamansız Söylenen Bir Türküsün!

 Burada Adını Koyamadığım Çok Şey Var... 
Ruhum Her Geçen Gün Kanat Çırpıyor Ayrılıklara...  
Vakit Sustukça Yolların Sonsuzluğunu, 
Zorluğunu, 
Saniyelerin Asırlara Dönüştüğü Zamanları, 
Gözlerdeki Hasretin Burukluğunu, 
iz Bırakmış Sevgilerin Acısını, 
Ayrılıkların Adını, 
Bir Gece İçinde Bin Bir Gece Yaşarken, 
Gözlerden Kaç Damla Yaş Döküldüğünü, 
Hastahanenin Soğuk Koridorlarında, 
Hasret Köprüsü Kurulan Günleri, 
Acıları Saklayan Sonbaharları, 
İki Ufuk Arası Düşleri, 
Bitmeyen Mevsimleri, 
Geceleri Uykuları Bölen Kabusları, 
Keşke Anlatmak Kolay Olsa... 
Ki, 
Ben, 
Kırık Dökük Ne Varsa Boşluğa Bıraktım... 
Alıştı Hepsine Yüreğim... 
Duyguları Kurşuna Dizilen, 
Yağmalanan, 
Gündüzleri Çalınıp, 
Yerine Geceler Koyulan, 
Bir Yanı Alınıp, 
Diğer Yarısına Kıyılan, 
Yüreğinden Acımadan Vuralan, 
Kuraklığa Mahkum Edilen Ben, 
Anlam Yüklemiyorum Artık Varlığıma... 
Taşacak Kadar Dolmuyor, 
Kimsenin Hayatında Fazlalık Olmuyorum... 
Benden Çok Uzaklarda, 
Kendi Kendine Yaşamaya Çalışan, 
Ama Bir Türlü Yaşayamayan, 
Kayıp Bir İsim, 
Kayıp Bir Şiirim... 
İçimdeki Düğümü Çözemez Artık Hiçbir Şey... 
Oysa Nasılda Haykırıyor İçimde, 
Yazılmayı Bekleyen Şiirler...
Ki,
Ben,
Sessiz,
Issız Sokakları Üzerime Kilitledim, 
Ayaklarıma Bin Bir Pranga Vurdum... 
Bekleyişler, 
Tenha Körlükler İçinde, 
Son Bir Dilek Tutmadan,
Tüm Yıldızları Söndürdüm...
Bütün Gemileri Yaktım, 
Köprüleri Yıktım... 
Özlemeleri, 
Sevmeleri, 
Üzmeleri, 
Sokaksız Şehirleri, 
Yıldızsız Gökyüzünü Sana Bıraktım... 
Kalbimin Sarayının Temelleri Yıkıldı... 
Dünümü Sildim Geçmişimden... 
Gönlüm Yorgun Çığlıklarla,
Bir Ömür Yetecek Kadar Gözyaşı Biriktirdi... 
Gidebilirsin Artık Benden,
Hayalimden... 
Çünkü Sen Artık Benim İçin, 
Zamansız Söylenen Bir Türküsün!
İşte Sen Bu Kadarsın!



8 Mayıs 2026 Cuma

Zaman Acı Reçete

 Her Şiirin Bir Öyküsü Var... 
Ayrılıkları, 
Yalnızlıkları, 
Puslu Akşamları, 
Uykularındaki Uykusuzlukları, 
Talan Edilmiş, 
Yağmalanmış Düşleri, 
Boşluğu, 
Uzakların Anlamsızlığını, 
Suskunluğun Çığlıklarını, 
Uzayıp Giden Yolları, 
Deli Dolu Akan Irmakları, 
Kanatları Kırılmış Kuşları, 
Perdelerde Titreyen Kederli Işıkları, 
Issız, 
Yılgın Yürekleri, 
Bazen de Tabuları Yıkmayı, 
Zincirleri Kırmayı Anlatır... 

Çekilmez Sancılar, 
Unutulmaz Anılar Zaman Yok Diye Bağırıyor... 
An Be An Solmaya Aday Ufuk Çizgisi... 
Yaşamın Hangi Evresindeyim? 
Karanlıklar Gölgeleri Neden Silinmiyor? 
Hangi Yıldayım, 
Mevsim Ney, 
Günlerden Ne, 
Saat Kaç, 
Yazmış, 
Kışmış, 
İlkbaharmış, 
Sonbaharmış,
Kaç Zamandır Buradayım Ne Fark Eder... 
Açmak Gelmiyor İçimden Gözlerimi Sabahlara... 
Ürküyorum Kendi Hapishanemden... 
Umuda Açtığım Yelkenlerin Paramparça Olmasından, 
Sessizliğin Dilsiz Gecelerinden, 
Rüyasız Uykulardan, 
Camların Buğulanmasından, 
Yüreğimin Üşümesinden, 
Yasakları Kendime Yasaklamaktan,
Rüzgarlarla Yarışıp, 
Kasırgalara Yakalanmaktan, 
Nefes Alamayan Duvarlarımdan... 
Ürküyorum Yine,
Yeniden Uçsuz Bucaksız Bir Gün Batımında
Gecenin Gözlerinden... 
Her Yana Saçılmış Düş Kırıklarımdan... 
Bilinmeze Yolculuğa Çıkıp, 
Sonsuz Evrende Kaybolmaktan... 
Korkuyorum Gecenin Bir Yerinde, 
Duygularımı Kurşuna Dizerek, 
Uykulara Gözlerimi Kapamaktan...

Her Derdin İlacı Zaman, 
Zaman İse Acı Reçete... 
Son Kullanma Tarihi Gelmiş Kapıma Dayanmış... 
Zaman Diyorum, 
Zaman; 
Benim İçin Esrarlı Perdeler İçinde, 
Hiç Bilinmeyen Bir Denklem... 

İtiraf Etmeliyim; 
Yorgun Gözlerimle,
Kalbimin Sesini Dinleyerek,
Dilsiz Tavanıma, 
Sağır Duvarlarıma, 
Boş Yatağıma Bakarak, 
Titrek Bir Mum Işığında Yazılmış,
Yalnız, 
Yarım Bir Şiir Bırakarak Gitmek Bana Çok Yakışacak... 




6 Mayıs 2026 Çarşamba

Kapanmayan Bir Yara

Vuslatı Hayal Olan, 
Kendini Kendine Esir Eder, 
Kendini İçinden Çıkamadığı Çelik Bir Kafese Kilitler...
Çünkü O, 
Her An İçine Çektiği Soluktur, 
Nefestir... 
Ağlasa da Unutulmuşluğun Soğuk Taşlarında, 
Yüreğine Bir Damla Derman Vermese de, 
Çile İle Geçen Hayatını Güldürmese de, 
Gönül Ona Akmış Bir Kere, 
O, 
Manasız, 
Anlamsız, 
İsimsiz Bir Sevgili Olmaz... 
Ilık Ilık Eser Nefesi Dudaklarında... 
Vuslatı Beklerken Solmuş Olsa da, 
Yılmaz, 
Uslanmaz... 
Tükenişini Kabullenmez, 
Bitişine İnanmak İstemez... 
Hatırlamasa da, 
Aramasa da, 
Sormasa da, 
Ümitlerini Kırsa, 
Hayallerini Yıksa da, 
Ah Etmez, 
Önünü Göremeyecek, 
Yönünü Bilemeyecek Kadar, 
Gölgesini Karanlık Sokaklarda Başıboş Bırakmaz... 
Her Şeyi Bırakarak Bir Uçurum Kenarında, 
Unutamaz Duyduğu O İlk Heyecanı... 
Kalp Atışlarını, 
Çocuksu Bakışmalardaki Büyülü Anları... 
Adı Kapanmayan Bir Yaradır,
Kanar Durmadan... 
Adıyla Çağırır Onu... 
Yeni Bir Ümitle
Bekler Gelmesini... 
Hepsinden Önce,
Her Şeyden Önce; 
Eğer Bir Yürek, 
Biri İçin Çarpıyorsa, 
Bir Umut Hala Var Demektir...