Değişen Bir Şey Yok Sessizliğimde,
Kimsesizliğimde,
Esaretimde...
Günbatımı İle Bir Gün Daha Düşer Ömrümden...
Yorgun Ayak İzlerimi Silerek,
Yaşayamadığım Bir Günü Daha Alıp Gider...
O Saatlerde Bir Boşluk Olurum,
Bir Yokluk,
Yaşamın İçinde Bir Hiçlik!
Belki de Çözülmesi İmkansız Kördüğüm!
Günbatımıyla Birlikte Daha Çözümsüz,
Daha Tanımsız,
Daha Anlamsız Olurum...
Uykusuz Gözlerle Uyanırım Uykusuzluğumdan...
İçimdeki Boşluk Büyüyüp,
Kocaman Bir Uçuruma Dönüşür...
Kendi İçimde Sonsuzluk Bir Boşluğa Düşerim...
Çırpındıkça Çırpınır,
Çırpındıkça Daha Çok Batar Gövdem Karanlığa...
Gözlerimde Umutsuzluk Demlendikçe,
İçimde Tükenmişlik Boy Verir...
Nefes Alışlarım Yarım,
Eksik,
İçimdeki Sevinçler Solgun Olur...
Onulmaz Yaralarla,
Başı,
Sonu Uçurum,
Ortası Boşluk Bir Yolda,
Dün İle Yarının Arasında,
İçi Boş Bir Valizle,
Hayatın Kıyılarında Mülteci Olurum...
Varlığım Silüet,
Nefes Alışlarım Mecburiyettir...
Yaşamak mı?
Sonu Gelmez Esaret!
Her Şey Kırık Döküktür...
Her Yer Adressiz Bir Labirent...
Üzerimde ki Sağır,
Dilsiz Gökyüzü,
İnce Bir Hüzne Kurar Saatleri...
Yüzüm Pencerenin Pervazında,
Gözlerim Fersah Fersah Uzaklardadır...
Çıt Çıkmaz Titrek Dudaklarımdan...
Ne Susmakta Fayda Bulurum
Ne de Sığınmakta Bir Ağlamaya...
Elimdeki Boş Valizle,
Ne Yollara Düşebilirim,
Ne de Yıllara Karışabilirim...
Her Şeyimden Biraz Eksikken,
Tüm Renklerim Dağılmışken,
Uykularımın Keyifi Kaçmışken,
Her Gece Yoksul Acılara Yatıp,
Akreple Yelkovanı Yarıştırırım...
Sanki Hiç Dökülmemiş Gibi Dilimden Sözcük Yağmurları,
Sanki Tiç Tutulmamışım Gibi Cümlelerin Sağanağına,
Karışmamışım Gibi Kuşların Kanat Çırpışlarına,
Ne Zaman Değsem Kelimelere,
Satır Aralarında Gecenin Karanlığı Düşer Gözlerime...
Sanki Bitkisel Bir Hayatın Karanlığında,
Tüm Duyularımı Kaybetmişim...
Ruhumda Koca Bir Boşluk,
Kalbimde Sızılı Bir Sancı İle
Dolaşırım Zamanın Çarkları Arasında...
Uyanmaz Kış Uykusundan Mevsimlerim...
Savrulur Yaprakları Düş Bahçelerimin...
Bitmez Üşümüşlüğü Nefeslerimin...
Tükenmişliğin Hüzünlü Öyküsünde,
Yollarım Hep Çıkmaz,
Sesim Duyulmaz,
Adresim Bilinmez...
Ölüme Eşdeğer Bir Bekleyişin
Kokusuna Dokunur Ellerim...
Geride Kalmış Dün Gibiyim Xamanda...
Sanki Hiç Yaşamamış.
Solgun Bir Yaprak Olarak Kalmışım,
Geçmişin Tozlu Sayfalarında...
Neden Suskunluğun Gölgesinde
Araftayım Geceler Boyu?
Neden Üşüyor Yalnızlığım?
Bir Sebebi,
Bir Umudu,
Bir Sevgisi,
Bir Mutluluğu,
Bir Anlamı Olması Gerekmiyor mu Hayatımın?
Bir Gün Biter mi Bu İç Kanatıcı Günler?
Susmakla Haykırmak Arasında,
Ne Zaman Dili Çözülür Yarım Kalmış Cümlelerin?
Eğer Bir Gün Anılar Arasında Gezindiğimde,
Yeniden Filizlenirse Hasret...
Sarılacağım,
Uğruna Savaşacağım,
Tükenmeyen Umutlarım Olursa;
Bir Seher Vakti Uzatırım Ellerimi Güneşe...
Söylenmemiş Tüm Sözcüklerden Kurtulup,
Arınıp Tüm Kederlerimden,
Yarım Bırakılmış Cümlelerimden,
Eksik Kalmış Nefeslerimden;
Sonsuzluğu Kucaklar,
Ümidin Beklentilerini
Geceye Fısıldadığım Tüm Sözleri,
Gökyüzüne Sererim...
Mühürlenmiş Suskunluklarımla,
Tamamlanmamış Cümlelerimle
Üşüyen Zihnimle,
Buz Kesen İçimle,
Bir Gün Kalkarım Yeniden...
Gözyaşlarımı Bırakıp Yerlere
Dokunurum Bir Çiçeğe...
Gözümü Diktiğim Tavanımdan
Uykusuzluktan Kavga Ettiğim Yastığımdan,
Vazgeçer
Çıkarırım İçimdeki Saklı Sözcüklerimi...
Bir Nehir Misali,
Durmaksızın Akan,
Zamansız,
Mekansız,
Karamsarlığın Kara Bulutlarına Takılmadan,
Sözcüklerden,
Cümlelerden Merdivenler Kurar,
Yollar,
Köprüler Oluşturur,
Umutla Yol Alırım Bir Şiirin Orta Yerine...
O Zaman Sevebildiğim Kadar Gücüm,
Sevildiğim Kadar Hükmüm,
Sevip Sevildiğim Kadar Ömrüm Olur...
Sonsuzluğa Takılı Durmuş Bir Saat,
Hükmünü Yitirmiş Bir Mevsim Olmam...
Söküp Atarım Paslı,
Dikenli Tel Örgüleri...
Hasreti Pranga Gibi Ruhunda Taşıyan Bir Mahkum Olmaktan Kurtulurum...
Kimsesizliğimde,
Esaretimde...
Günbatımı İle Bir Gün Daha Düşer Ömrümden...
Yorgun Ayak İzlerimi Silerek,
Yaşayamadığım Bir Günü Daha Alıp Gider...
O Saatlerde Bir Boşluk Olurum,
Bir Yokluk,
Yaşamın İçinde Bir Hiçlik!
Belki de Çözülmesi İmkansız Kördüğüm!
Günbatımıyla Birlikte Daha Çözümsüz,
Daha Tanımsız,
Daha Anlamsız Olurum...
Uykusuz Gözlerle Uyanırım Uykusuzluğumdan...
İçimdeki Boşluk Büyüyüp,
Kocaman Bir Uçuruma Dönüşür...
Kendi İçimde Sonsuzluk Bir Boşluğa Düşerim...
Çırpındıkça Çırpınır,
Çırpındıkça Daha Çok Batar Gövdem Karanlığa...
Gözlerimde Umutsuzluk Demlendikçe,
İçimde Tükenmişlik Boy Verir...
Nefes Alışlarım Yarım,
Eksik,
İçimdeki Sevinçler Solgun Olur...
Onulmaz Yaralarla,
Başı,
Sonu Uçurum,
Ortası Boşluk Bir Yolda,
Dün İle Yarının Arasında,
İçi Boş Bir Valizle,
Hayatın Kıyılarında Mülteci Olurum...
Varlığım Silüet,
Nefes Alışlarım Mecburiyettir...
Yaşamak mı?
Sonu Gelmez Esaret!
Her Şey Kırık Döküktür...
Her Yer Adressiz Bir Labirent...
Üzerimde ki Sağır,
Dilsiz Gökyüzü,
İnce Bir Hüzne Kurar Saatleri...
Yüzüm Pencerenin Pervazında,
Gözlerim Fersah Fersah Uzaklardadır...
Çıt Çıkmaz Titrek Dudaklarımdan...
Ne Susmakta Fayda Bulurum
Ne de Sığınmakta Bir Ağlamaya...
Elimdeki Boş Valizle,
Ne Yollara Düşebilirim,
Ne de Yıllara Karışabilirim...
Her Şeyimden Biraz Eksikken,
Tüm Renklerim Dağılmışken,
Uykularımın Keyifi Kaçmışken,
Her Gece Yoksul Acılara Yatıp,
Akreple Yelkovanı Yarıştırırım...
Sanki Hiç Dökülmemiş Gibi Dilimden Sözcük Yağmurları,
Sanki Tiç Tutulmamışım Gibi Cümlelerin Sağanağına,
Karışmamışım Gibi Kuşların Kanat Çırpışlarına,
Ne Zaman Değsem Kelimelere,
Satır Aralarında Gecenin Karanlığı Düşer Gözlerime...
Sanki Bitkisel Bir Hayatın Karanlığında,
Tüm Duyularımı Kaybetmişim...
Ruhumda Koca Bir Boşluk,
Kalbimde Sızılı Bir Sancı İle
Dolaşırım Zamanın Çarkları Arasında...
Uyanmaz Kış Uykusundan Mevsimlerim...
Savrulur Yaprakları Düş Bahçelerimin...
Bitmez Üşümüşlüğü Nefeslerimin...
Tükenmişliğin Hüzünlü Öyküsünde,
Yollarım Hep Çıkmaz,
Sesim Duyulmaz,
Adresim Bilinmez...
Ölüme Eşdeğer Bir Bekleyişin
Kokusuna Dokunur Ellerim...
Geride Kalmış Dün Gibiyim Xamanda...
Sanki Hiç Yaşamamış.
Solgun Bir Yaprak Olarak Kalmışım,
Geçmişin Tozlu Sayfalarında...
Neden Suskunluğun Gölgesinde
Araftayım Geceler Boyu?
Neden Üşüyor Yalnızlığım?
Bir Sebebi,
Bir Umudu,
Bir Sevgisi,
Bir Mutluluğu,
Bir Anlamı Olması Gerekmiyor mu Hayatımın?
Bir Gün Biter mi Bu İç Kanatıcı Günler?
Susmakla Haykırmak Arasında,
Ne Zaman Dili Çözülür Yarım Kalmış Cümlelerin?
Eğer Bir Gün Anılar Arasında Gezindiğimde,
Yeniden Filizlenirse Hasret...
Sarılacağım,
Uğruna Savaşacağım,
Tükenmeyen Umutlarım Olursa;
Bir Seher Vakti Uzatırım Ellerimi Güneşe...
Söylenmemiş Tüm Sözcüklerden Kurtulup,
Arınıp Tüm Kederlerimden,
Yarım Bırakılmış Cümlelerimden,
Eksik Kalmış Nefeslerimden;
Sonsuzluğu Kucaklar,
Ümidin Beklentilerini
Geceye Fısıldadığım Tüm Sözleri,
Gökyüzüne Sererim...
Mühürlenmiş Suskunluklarımla,
Tamamlanmamış Cümlelerimle
Üşüyen Zihnimle,
Buz Kesen İçimle,
Bir Gün Kalkarım Yeniden...
Gözyaşlarımı Bırakıp Yerlere
Dokunurum Bir Çiçeğe...
Gözümü Diktiğim Tavanımdan
Uykusuzluktan Kavga Ettiğim Yastığımdan,
Vazgeçer
Çıkarırım İçimdeki Saklı Sözcüklerimi...
Bir Nehir Misali,
Durmaksızın Akan,
Zamansız,
Mekansız,
Karamsarlığın Kara Bulutlarına Takılmadan,
Sözcüklerden,
Cümlelerden Merdivenler Kurar,
Yollar,
Köprüler Oluşturur,
Umutla Yol Alırım Bir Şiirin Orta Yerine...
O Zaman Sevebildiğim Kadar Gücüm,
Sevildiğim Kadar Hükmüm,
Sevip Sevildiğim Kadar Ömrüm Olur...
Sonsuzluğa Takılı Durmuş Bir Saat,
Hükmünü Yitirmiş Bir Mevsim Olmam...
Söküp Atarım Paslı,
Dikenli Tel Örgüleri...
Hasreti Pranga Gibi Ruhunda Taşıyan Bir Mahkum Olmaktan Kurtulurum...










