Her Şiirin Bir Öyküsü Var...
Ayrılıkları,
Yalnızlıkları,
Puslu Akşamları,
Uykularındaki Uykusuzlukları,
Talan Edilmiş,
Yağmalanmış Düşleri,
Boşluğu,
Uzakların Anlamsızlığını,
Suskunluğun Çığlıklarını,
Uzayıp Giden Yolları,
Deli Dolu Akan Irmakları,
Kanatları Kırılmış Kuşları,
Perdelerde Titreyen Kederli Işıkları,
Issız,
Yılgın Yürekleri,
Bazen de Tabuları Yıkmayı,
Zincirleri Kırmayı Anlatır...
Çekilmez Sancılar,
Unutulmaz Anılar Zaman Yok Diye Bağırıyor...
An Be An Solmaya Aday Ufuk Çizgisi...
Yaşamın Hangi Evresindeyim?
Karanlıklar Gölgeleri Neden Silinmiyor?
Hangi Yıldayım,
Mevsim Ney,
Günlerden Ne,
Saat Kaç,
Yazmış,
Kışmış,
İlkbaharmış,
Sonbaharmış,
Kaç Zamandır Buradayım Ne Fark Eder...
Açmak Gelmiyor İçimden Gözlerimi Sabahlara...
Ürküyorum Kendi Hapishanemden...
Umuda Açtığım Yelkenlerin Paramparça Olmasından,
Sessizliğin Dilsiz Gecelerinden,
Rüyasız Uykulardan,
Camların Buğulanmasından,
Yüreğimin Üşümesinden,
Yasakları Kendime Yasaklamaktan,
Rüzgarlarla Yarışıp,
Kasırgalara Yakalanmaktan,
Nefes Alamayan Duvarlarımdan...
Ürküyorum Yine,
Yeniden Uçsuz Bucaksız Bir Gün Batımında
Gecenin Gözlerinden...
Her Yana Saçılmış Düş Kırıklarımdan...
Bilinmeze Yolculuğa Çıkıp,
Sonsuz Evrende Kaybolmaktan...
Korkuyorum Gecenin Bir Yerinde,
Duygularımı Kurşuna Dizerek,
Uykulara Gözlerimi Kapamaktan...
Her Derdin İlacı Zaman,
Zaman İse Acı Reçete...
Son Kullanma Tarihi Gelmiş Kapıma Dayanmış...
Zaman Diyorum,
Zaman;
Benim İçin Esrarlı Perdeler İçinde,
Hiç Bilinmeyen Bir Denklem...
İtiraf Etmeliyim;
Yorgun Gözlerimle,
Kalbimin Sesini Dinleyerek,
Dilsiz Tavanıma,
Sağır Duvarlarıma,
Boş Yatağıma Bakarak,
Titrek Bir Mum Işığında Yazılmış,
Yalnız,
Yarım Bir Şiir Bırakarak Gitmek Bana Çok Yakışacak...
Ayrılıkları,
Yalnızlıkları,
Puslu Akşamları,
Uykularındaki Uykusuzlukları,
Talan Edilmiş,
Yağmalanmış Düşleri,
Boşluğu,
Uzakların Anlamsızlığını,
Suskunluğun Çığlıklarını,
Uzayıp Giden Yolları,
Deli Dolu Akan Irmakları,
Kanatları Kırılmış Kuşları,
Perdelerde Titreyen Kederli Işıkları,
Issız,
Yılgın Yürekleri,
Bazen de Tabuları Yıkmayı,
Zincirleri Kırmayı Anlatır...
Çekilmez Sancılar,
Unutulmaz Anılar Zaman Yok Diye Bağırıyor...
An Be An Solmaya Aday Ufuk Çizgisi...
Yaşamın Hangi Evresindeyim?
Karanlıklar Gölgeleri Neden Silinmiyor?
Hangi Yıldayım,
Mevsim Ney,
Günlerden Ne,
Saat Kaç,
Yazmış,
Kışmış,
İlkbaharmış,
Sonbaharmış,
Kaç Zamandır Buradayım Ne Fark Eder...
Açmak Gelmiyor İçimden Gözlerimi Sabahlara...
Ürküyorum Kendi Hapishanemden...
Umuda Açtığım Yelkenlerin Paramparça Olmasından,
Sessizliğin Dilsiz Gecelerinden,
Rüyasız Uykulardan,
Camların Buğulanmasından,
Yüreğimin Üşümesinden,
Yasakları Kendime Yasaklamaktan,
Rüzgarlarla Yarışıp,
Kasırgalara Yakalanmaktan,
Nefes Alamayan Duvarlarımdan...
Ürküyorum Yine,
Yeniden Uçsuz Bucaksız Bir Gün Batımında
Gecenin Gözlerinden...
Her Yana Saçılmış Düş Kırıklarımdan...
Bilinmeze Yolculuğa Çıkıp,
Sonsuz Evrende Kaybolmaktan...
Korkuyorum Gecenin Bir Yerinde,
Duygularımı Kurşuna Dizerek,
Uykulara Gözlerimi Kapamaktan...
Her Derdin İlacı Zaman,
Zaman İse Acı Reçete...
Son Kullanma Tarihi Gelmiş Kapıma Dayanmış...
Zaman Diyorum,
Zaman;
Benim İçin Esrarlı Perdeler İçinde,
Hiç Bilinmeyen Bir Denklem...
İtiraf Etmeliyim;
Yorgun Gözlerimle,
Kalbimin Sesini Dinleyerek,
Dilsiz Tavanıma,
Sağır Duvarlarıma,
Boş Yatağıma Bakarak,
Titrek Bir Mum Işığında Yazılmış,
Yalnız,
Yarım Bir Şiir Bırakarak Gitmek Bana Çok Yakışacak...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.