30 Nisan 2026 Perşembe

Ecelimi Cebimde Taşıyorum!

 Hiç Dinmeyen Sancılarıyla, 
Kaygılarıyla, 
Ürkütücü Çığlıklarıyla, 
Ateşli Bir Hastalık Nöbetindeymişim Gibi, 
Gün Batıyor Ağır Ağır... 
Bir Şeyler Eksik İçimde... 
Hüzünlerim Harman, 
Dertlerim Kördüğüm... 
Duruşumda Teslimiyet, 
Gözlerimde Hüzün, 
Havada Yağmur Sıkıntısı... 
Güneşin Karanlığına Rehin Bir Hayat, 
Dünün, 
Bugünün, 
Yarının Adı Yok... 
Her Biri Issız Bir Ada, 
Her Biri Kuytu Liman... 
Durmuş Zaman, 
Felç Olmuş Yelkovan... 
Umut, 
Sevda, 
Duygu, 
Her Biri Boş Laf! 
Suskunluk, 
Istırab, 
Sessiz Feryat, 
Yargı, 
Yargısız İnfaz, 
Umut Işığı Olmayan Bakışlar, 
Kuruyan Dudaklar, 
Buz Kesen Ayazlar, 
Dökülmüş Yapraklar, 
Kırık Dallar, 
Pencerelerde Üşüyen Yalnızlıklar, 
Aynadan Yansıyan Ruhsuz, 
Mutsuz Görüntüler, 
Katran Karası Dipsiz Kuyular, 
Birbirine Sarılmış Sancılı Geceler, 
Solgun Işıklar, 
Sessiz Gölgeler, 
Eksik Yaşamlar, 
Islak Satırlar, 
Eskimiş, 
Yıpranmış, 
Yaşlanmış Duygular, 
Kangrenli Yalnızlıkta Heder Olmuş Hayatlar,
Gerçeğin Ta Kendisi!

Yıkılmış Hayallerin Sahibi Olmak Zor!
Bu Sessizlik Yine Haddini Aşmaya Başladı... 
Kirpiklerim Kapatmalıyım Alacakaranlıklar... 
Uykuya Yatırmayalım Başımı... 
Zincirlerin Sancılarından, 
Prangaların Ağrılarından Kurtulmalıyım...
Nasılsa Adresini Şaşıran Gecelerin Hepsi Benim! 
Umut, 
Sevgi, 
Yarınlar Yoksa, 
Silik, 
Renksiz İse Yaşamak,
Gün Batımındaki Kaşlar Çatılmış Karanlık,
Tabut Değil midir İnsana? 

Titrek, 
Ölgün Bir Işık Var Tavanımda... 
Ufuk Çizgisinden Uzayan Acıdan İzleri, 
Sımsıkı Sarmalandım, 
Yalnızlığımın Kokusunda, 
Gözyaşlarımın Serinliğinde, 
Yorgun Perdelerimi Kapattım, 
Söndürdüm Tüm Işıkları... 
Karanlıkların Ardına Saklanarak,
Yalnızlığımı Yalnız Bırakarak,
Başımı Göğsüne Yaslayarak,
Konuşma Zamanı Duvarlarla! 
Çünkü Ben Aylardır,
Sonsuz Boşlukta Durmadan Sallanıyorum... 
Odamın Duvarlarını Sırtımda, 
Ecelimi Cebimde Taşıyorum! 



Günün Doğum Sancısı

 Buralarda Yıllar Hala Issızlığını Koruyor... 
Güneş Yükselmiş, 
Yollar Hareketlenmişmi Bilmiyorum... 
Hayatın Bana Reva Gördüğü, 
Düşler Sağanağı Altında, 
Islak, 
Soğuk, 
Ürkütücü Kör Karanlıklar, 
Aysız Geceler, 
Işıksız Odalar, 
Güneşsiz Sabahlar, 
Hüküm Giymiş Şiirler, 
Hüzün Sarısına Sığınmış Duvarlar, 
Yeşermeyen Umutlar, 
İçi Boşaltılmış Hayaller, 
Karanlık, 
Dipsiz Kuyular... 
Kimim Ben? 
Neyim? 
Neresindeyim Hayatın? 
Ne Verdi ki Hayat Bana? 
Ne Bekliyorum?
Bunu Anlamak Kolay, 
Zor Olan Kabullenmek... 
Ki Ben Örselenmiş, 
Heder Olmuş Bir Yüreğim...
Mutluluk Bana Rüyalarımı Parselleyen, 
Renksiz Bir Fotoğraftır... 
Dağların Doruklarındaki Ağıttır... 
Kaf Dağının Ardı Kadar Uzak,  
Karanlıklar Kadar Bahtı Karadır...
Sayfalar Arasında Kalmış Kuru Bir Yapraktır... 
Güz Sancısı Gibi Hicran Yarası!
Gecelerin Kapısında Bekleyen, 
Günbatımlarında,
Günün Doğum Sancısıdır... 




29 Nisan 2026 Çarşamba

Yazgımı Değiştirebilseydim Keşke


 Akşamlar Bana Hiçliğimi Hatırlatıyor, 
Duygularımı Törpülüyor... 
Gecenin Koynunda Gölgeler, 
Korkularımın Nefes Alış-Verişlerini Duyuruyor... 
Odamın Dilsizliği, 
İçimden Söylediğim Ayrılık Şarkılarının Sesini Kısıyor... 
Ne Zaman Duygularımın Girdabına Kapılsam, 
Gecenin Gözleri Kör, 
Kulakları Sağır Oluyor, 
Hüzünler Umutlarımı Rehin Alıyor... 
Yüreğim Savrulan Güz Yaprağı Oldukça, 
Yorgun Kirpiklerim Ağırlaşıyor, 
Başım Dönüyor, 
Dizlerim Çözülüyor, 
Ürperişlerim, 
Ruhumu, 
Bedenimi, 
Demir Bir Kafese Koyuyor... 
Sessiz, 
Kayıp Akşamlarda, 
Yalnızlık Kokan Bir Odamda, 
Suskunluğum, 
Issızlığım Harfler İçinde Kayboluyor... 
Sessiz Tenhalıklarda, 
Geceler Güneşimi Çalıyor... 

Yine Pencerelerim Kapalı, 
Perdelerim Benim Gibi Tek Başına, 
Issız, 
Uykusuz... 
Yine Yaşamadan Eskittiğim, 
Saymayı Unuttuğum Günlerin İçinde, 
Kendimi Bulmaya Çalışmıyorum... 
Sessizliğin Renkleri Değiştikçe, 
Kederler Yağıyor Gökyüzünden... 
Yorgun Omuzlarımda Geçmişin Yükü, 
Belirsiz Bir Yaşamın Haritası Yüzümde, 
Bölük Pürçük Uykular İçindeyim... 
Neler Geçiyor Aklımdan? 
Neler Düşledim? 
Neler Gördüm? 
Neler Yaşadım? 
Damarlarımda Dolaşan Kan Neden Buz Gibi? 
Nereye Çıkar Bu Yol? 
Ayrılıkların Bıktırdığı Yalnızlıklar? 
Hala Kar Gibi Soğuk Yüreğim! 
Neden Vazgeçmiyorum Geceler Boyu Kendi Sıcaklığımla Isınmaktan?  
Kendime Varan Yolda Kaybolmaktan? 
Yine Hayallerimin İçinde Kasırgalar,
Odamda Sinsi Bir Karanlık, 
İçimde Hiçlik Duygusu... 
Taşlar Yastığım, 
Duvarlar Yorganım... 
Acılarımın, 
Sevinçlerimin Dili Lal, 
Kulağı Sağır... 

Ah Sokaklar! 
Dilsiz Kaldırımlar! 
Hiç Bilmediğim Bir Mevsimin İklimindeki  
Yalnızlıklar! 
Bakın,
Yine Ayrılıklar Karıştı Birbirine... 
Gözlerimin Önünden Harfler Geçerken
Sırılsıklam Sözcükler Ellerime Sarılırken
Masallarının İçindeki Masum Hayallere Sarılmıyorum... 
Ayrılığın Yakan Ateşi, 
Aklımı Sınayan Yalnızlığı Bıraktım Bir Kenara,
Çıktığım Yolun Dönüşü, 
Umudun Gereği Yok! 
Geceler ve Yaşam Akıp Gidecek Nehirler Gibi... 
Bilirim ki Artık Açsam da Pencerelerimi, 
Odama Mevsimler Dolmayacak... 
Gün Yürüdükçe Geceye, 
Sis Bulutları Nefesimi Daraltacak... 
Benim İçin Zaman; 
Eşittir Yalnızlık, 
Eşittir Pişmanlıklar! 

Yine Saymaya Başladım Delip Geçen Yılların Fırtınalarını... 
Tufanlarını... 
İçe Kapanışlarımı... 
Susuşlarımı... 
Hor Görülmüş Hayatımı... 
Yüzüme İltica Etmiş Hüzünleri... 
Kasırga Öncesi Suskunluklarımı... 
Her Adımımda Biraz Daha Meçhul Uzaklar,
Savrulan Saysız Anılar Bıçak Yarası Kadar Derin,
Soğuk, 
Hissiz... 
Korkularla Ne Kadar Yaşanır?
Ürküten Issız Gecelerin Birinde, 
Yazgımı Değiştirebilseydim Keşke, 
Ama Görüyorum ki Aydınlık Günlerimin Perdeleri Karanlık... 
Bundan Sonra İçimdeki Solmuş Baharlar Uyanmaz...
Kuyuların Sessizliğinde,
Umut Beslemek Boş Bir Hayal... 
Bu Kabus Elbet Bir Gün Sona Erecek!
Bende Mazi Olacağım Yarınlarda... 
Ruhum Rahat Uyuyacak, 
Kalbimin Mezarında!


27 Nisan 2026 Pazartesi

Yorulduğum Yıllardan Özür Diliyorum...

 Zamanın Acımasız Değirmeninde, 
Yaşam Acımasız Bir Savaş... 
Ellerimden Kayıp Giden Sabahsız Günler, 
Sinsi Bir Korku Büyüyor Yüreğimde... 
Yollarım Çamur, 
Mevsimlerim Ayaz... 
Dünümü Sorgulamıyor, 
Geçmişimi İrdelemiyorum... 
Duvarlarım Asık Yüzlü Olsa da, 
Perdelerimi Aylardır Açmıyor, 
Başımı Kaldırıp Gökyüzüne Bakmıyorum... 
Ne Yıldızları Söndürmeye, 
Nede Denizleri Estirmeye Kendimde Güç Bulamıyorum... 
Artık Yabancı Uzaklarda, 
Ayak İzleri de Sürmüyorum... 
En Güzel Düşlerimi, 
Güzel Günler İçin Kurmuyorum... 
Sağanaklarda Sele Dönmüş, 
Yıkılmış Hasret Köprüsü, 
Çoktan Alışmışım Sessizliğin Sesine... 
Hiçbir Şey Umurumda Değil, 
Zaten Çoktandır Bölük Pörçük Yastıklarda Uykularım... 
Kendime En Ağır Cezayı Kesti Kalbim... 
Yürüdüğüm Yollardan, 
Yorulduğum Yıllardan Özür Diliyorum... 
Perdeler Bir Bir Çekilirken Akşamların Üzerine, 
Daha Çok Var mı Sabaha Günaydın Demeye? 
Zaman mı Karanlığa Tutsak,
Karanlık mı Zamana? 
Bilmiyorum! 
Yaralar, 
Acılar, 
Yıkımlar İçinde Ah Etsem, 
Yansam Ne Fayda?
Ben Benden Gidenleri Sevemiyorum!
Yolları Açık, 
Şansları Bol Olsun... 
Unutmaya Direnirken,
Unutulmayı Unutmuyorum... 
Sadece,
Değmezmişler,
Çok Üzgünüm Diyebiliyorum!
Hükmü Kalmadı Yaktığım Mumların...  
Her Mumun Çırpınışında, 
Aynalardaki Suskunlukla,
Yorgun Ruhum Kırık Kanatlarıyla 
Beni Artık Taşıyamıyor!
Sahi! 
Dolu Dizgin, 
Ama Bilinçli; 
Geceler Boyu Perdelerinden, 
Duvarlarından, 
Gözbebeklerine Düşen Gölge, 
Ona Ait Değilse, 
Bir Kadından/Erkekten Şair Olur mu?
Eksik,
Doğru,
Yanlış Ölçmeden,
Tartmadan Tüm Aynalardan Topluyorum Yüzümü!
Yazdıklarımın, 
Yazamadıklarımın,
Söylediklerimin, 
Söyleyemediklerimin Hiçbir Değeri Kalmadı, 
Anlamı Yok!
Hiçbir Şey Umurumda Değil...
Bunun Adı Nedir Biliyor musunuz?
Bunun Adı Diyorum,
Bunun Adı,
Bile İsteye Ölümün Kollarına Yatmak!