15 Eylül 2026 Salı

Zaman Anlamını Yitirdi!

Ne Zaman Sonbahar Gelse,
Yapraklar Düşmeye Başlasa Dalından,
Ürperirim...Üstüme Yürür Hüzünler...
Tüm Duygularımın Üstüne Basıp Geçilmiş,
Güneşimi Alıp Götürmüşler Gibi Olurum...
İçimdeki Ağaçlar Yıkılır,
Yapraklar Düşer,
Kapatır Bahar Bana Kapılarını...

Yürek Kalemim Yazmıyor Son Günlerde...
Dilim Gibi,
Yüreğimde Lal Olmuş Sanki...
Aslında Çok Şey Var Söylemek İstediğim,
Ama Söyleyemediğim...
Yetmiyor Bazen,
Kifayet Etmiyor,
Yürekte Hissedilenler...
Dile Gelenler Gizleniyor,
Söylenemiyor...
Aynı Lisan Konuşulsa da,
Anlaşılmayınca Olmuyor,
Keder Başlıyor...
Gözler Bakıyor,
Dil Susuyor...
Ne Varsa Manadan Uzaklaşıyor...

Yine Bir Hastane Odası,
Yine Çekmekten Yorulduğum Dayanılmaz Acılar,
Alıp Vermekte Zorlandığım Nefesler,
Ağırlığını Taşıyamayan Bir Kalp,
Esmeyen Rüzgarlar,
Kıpırdamayan Dallar...
Kelimelerim mi?
Biraz Gri Sanki,
Biraz Tozlu,
Birazda Yağmur Yüklü...
Gözlerimde Sinsi Bir Nem Var...
Nefes Alıyorum Ama Yaşamıyorum,
Yaşıyorum Ama Anlamıyorum...
Garip Bir Boşlukta Çiviliyim Günlerdir...
Yorgun Yılların Rüzgarına Kapılmış,
Sürükleniyorum...
Keder Yağmurlarına Tutulmuş,
Sessizlik Fırtınalarında Kaybolup Gidiyorum...
İçime Çekiyorum Acılarımı,
Yüreğime Gömüyorum Sancılarımı...
Ne Geçip Giden Günler Umurumda,
Ne Geceler!
İçimde Ağlayan Bir Çocuk,
Yüreğimde Tükenmiş Ümitler,
Sesimde Çığdan Büyük Acı,
Gözlerimde Acıdan Büyük Gözyaşı,
Ellerimde Koskocaman Bir Boşluk,
Yüreğimde Binlerce Anlam,
İçimde Kocaman Bir Karanlık,
Çıkışı Yok,
Dönüşü İmkansız,
Çıkmaz Bir Sokakta Kaybolmuş Gibiyim...

Adı Yok Bu Acının,
Tarifi de Yok...
Farkındayım,
Her Geçen Gün Eksiliyor,
Kendimden Bir Şeyler Kaybediyorum...
Ağlayan Yüreğimin Sesini Kimseye Duyurmamak İçin,
Kaçıyorum Her Şeyden,
Herkesten...
Yarım Kalan Cümlelerle,
Bir Türlü Tanımlayamadığım Hüzünlerle,
Biraz Daha Yorgunum...
Yüreğime Dokundukça Hüzün Rüzgarları,
Gözümün Ucunda Biriken Gözyaşlarımı,
Engellemeye Çalışıyorum...
Gücüm Kalmadı,
Her Geçen Günde Tükeniyor,
Kendi İçimde Kayboluyorum...
Zaman Anlamını Yitirdi,
Sadece Nefes Alarak Günleri Öldürüyorum...
Aylar Kuru Bir Dal,
Günler Yere Düşen Birer Yaprak,
Gögsümde Sessiz Bir Çığlık,
İçim Cam Kırığı,
Kalbim Rüzgarda Kalmış Bir Dal...
Hiç Bir Şey Avutmuyor Beni...
Ne Yazmak,
Ne de Yazmamak...
Ne Susmak,
Ne de Konuşmak...
Hiçbir Şey Acılarıma Merhem Olmuyor...
Daha Bir Yorgun,
Daha Bir Kederli Bir Karanlık Büyüyor Yüzümde...
Herşey Tükendi,
Yok Oldu,
Hiçbirinin Varlığını Hissedemiyorum...
Söylenmemiş Çok Şey Olsa da İçimde,
Hepsini Suskunluğuma Hapsediyor,
Satır Aralarına Gizliyorum...
Hiçliğe Fısıldadıkça,
Düğümlüyor Çığlıklarım...

Akıp Geçsin Bakalım Zaman!
Değişsin Her Şey...
Açsın,
Solsun Çiçekler...
Geçsin Günler,
Mevsimler...
Ben Yürüm Öylece,
Nereye Gittiğimi Bilmeden...

Yenilgiyi Kabulleniş Bu Satırlar...
Keskin Bir Yamacın Kenarında,
Ölüme Gülümseyiş...
Şimdi Sustuğum Yerdeyim!
Kelimelerimin Tükendiği,
Sesime Sus Değdiğim Yerde...
Ah!
Çok Merak Ediyorum,
Verilmesi Gereken Kaç Sınavım Daha Kaldı Ömrümde?!
________________________________
Dışarıda Bardaktan Boşanırcasına Yağmur Yağıyordu… 
Yağmurun Cama Her Bir Dokunuşu,
Onun Geride Kalan Ömrünün Kırık Parçalarından İbaretti Sanki...
Yarım Kalan Düş Misali,
Yarım Kalan Kırık Dökük Hayalleriyle Yine Bir Çıkmazın Ortasında Kalakalmıştı...
Yormuştu Onu Yaşam,
Yorgundu,
Hemde Halini Anlatamayacak Kadar Yorgun…
Belki Umutsuzluğu Yormuştu,
Ya da En Başından Beri Peşini Bırakmayan Yalnızlığı...
Şimdi Söylediklerinin Gölgesinde Büyüyordu Söyleyemedikleri...
İçinde Kalanlar,
Kalacak Olanlar Kaç Kere Boğazına Düğümlenmiş, Kaç Kere Kanatmıştı İçini Hatırlamıyordu Bile...
Yıllarca Hep Acılar Çekmiş,
Mutsuzluğun Pençesinde Yaşamış,
Acılardan Boynu Bükülmüş,
Mutluluktan Umudunu Çoktan Kesmişti...
Yıllardır Güldüğünü Gören Duyan Olmamıştı...
Yüzünde Derin Bir Keder Vardı Silemediği...
Gözbebeklerinde Hüzün Yuva Yapmış,
Oradan Bir Saniye Bile Ayrılmıyordu Hiçbir Yere...
Ne Kadar Zamandır Üşüyordu,
Hatırlamıyordu Bile...
Şimdi İse Koskoca Karanlık Girdabın İçinde,
Adeta Bir Bilinmeze Doğru Sürükleniyordu...
Tüm Umutlarını,
Hayallerini Kaybetmenin Sınırındaydı İşte!

Ağlıyordu Kadın!
Acı Çekerek,
Haykırarak Ağlıyordu!
Gözleri Puslu Bir Bahar Sabahı Kadar Hüzün Doluydu...
Gözyaşları,
Hıçkırıkları,
Vücudunun Titremesi Birbirine Karışıyor,
Gözlerinin Güzelliği Gözyaşlarından Akıyordu...
Kalbinde Dayanılmaz Bir Sızı Vardı,
Hem Kalbi,
Hem Gözleri Ağlıyordu...
Çünkü Önemsiz İnsanlar Önemli Yaralar Açmış,
Derin Darbeler Vurmuştu İç Dünyasına...
Çünkü Önemsiz İnsanlar Çok Önemli,
Değersizlikleri Pahabiçilmez Değerde Değerli Görülmüştü Yine Her Zamanki Gibi!

Ağlıyordu Kadın!
Kalbine Ağlıyordu,
Ağlamalıydı Yüreğine,
Ağlamalıydı Kendi Haline!
Kimse Görmesin,
Kimse Duymasın İstiyordu Yaşadığı Acıyı...
İçinde Biriktirdiği Hüznün Tınılarını,
Kimse Bilmesin İstiyordu...
Ürkek Yüreği Siyahlara Gömülmüştü...

Hıçkıra Hıçkıra Ağlıyordu Kadın!
İçinde ki Renkler,
Sığındığı Adresler Hep Siyahtı!
Sığmıyordu Yüreği Hiçbir Yere...
Dur Durak Bilmiyordu Gözlerinden Akan Yaşlar...
Durdurmak Dindirmek İstiyordu Gözyaşlarını,
Ama Söz Dinletemiyordu Gözlerine,
Söz Dinletemiyordu Yüreğine...
Mütemadiyen Akmaya,
İçini Yakmaya Devam Ediyordu...

Ağlıyordu Kadın!
Yaşadıklarına,
Yaşayamadıklarına,
Yaşatmak İsteyipte Yaşatamadıklarına,
Onu Buralara Kadar Sürükleyen Kaderine Ağlıyordu!
Neden Buradaydı?
Ne İşi Vardı Ki Burada?
O Başka Başka Hayalleri Yaşarken,
Onu Çok Mutlu Eden Hayaller Kurarken,
Şu An Bulunduğu Yerde Olmamalıydı...!

Ağlıyordu Kadın!
Çaresizliğine,
Tüm Çarelerin Çaresiz Kalışına Ağlıyordu!
Ne Yapacağını,
Nasıl Davranacağını Şaşırmış Bir Halde
Yüreğinin Sesiyle Boğuşuyordu Adeta!
Dinmiyordu Gözyaşları,
Dinmiyordu Yürek Yangınları!

Ağlıyordu Kadın!
Hiç Durmadan Ağlıyordu!
Ağlaması Biraz Daha Artmış,
Hıçkırıklarınıda Engelleyemez Olmuştu...
Tüm Hayalleri,
Umutları Darağacında İdam Ediliyordu!
Bir Medet Umuyordu,
Ama Ona Kimse Yardım Etmiyordu,
Yüreğindeki Sessiz Çığlıkları Kimse Duymuyordu,
Onu Kimse Anlamıyordu...
Bir El Arıyordu Yaralarına Merhem Olacak,
İç Yaralarını İyi Edecek Birini Arıyordu...

Yorgundu Kadın,
Hemde Çok Yorgundu!
Yatağa Uzandı,
Yastığına Gözyaşlarını Usulca Bıraktı...
Hem Mutsuz,
Hem Umutsuzdu...
Hıçkırıklarla Ağlıyordu!
Yaşadıklarına,
Yaşattıklarına,
Yaşayacaklarına Tutsaktı Artık!










Dün Öldü, Sonrası Yok!

Bugünde Sabah Oldu! 
Bu Kaçıncı Gün? 
Kaçıncı Sabah? 
Bir Yerden Sonra Saymıyor İnsan, 
Belki de Korkuyor Rakamların Artmasından... 
Bu Aralar Yine Durgunum... 
Kafam O Kadar Dolu ve Karışık, 
İçimde Konuşan Şeylerin Sesi O Kadar Çok ki, 
Kendimi Dahi Dinleyemiyorum... 
Zor Geçen Bir Günün Yorgunluğu Var Üstümde... 
Kıyıları Koparılmış, 
Kelimelerin Eridiği Bir Denizde Gibiyim... 
Dört Duvar Arası Karanlık, 
Ağır Ağır Gözlerime Çöküyor Akşamın Karanlığı... 
Anlamsız Kelimelerin Esiri Olurken Kağıdım; 
Amaçsız, 
Bitkin, 
Donuk Gözlerim, 
Boş Bakışlarla Takılıyor Bir Yerlere... 
Karanlıklar İçinde, 
Kelimelerin Nefesine Dokundukça, 
Mevsimsiz Rüzgarlar Üşütüyor Yüreğimi... 
Kayboluşlar Büyüyor Ruhumda Gece Renginde... 
Bedenim Anlamı Olmayan Bir Hayatın Savrulmuş Külleri Gibi, 
Umut Işığını Yakamıyor Yüreğim... 
Suskunluğum Taşıyor Umutlarım... 
Geçmek Bilmeyen Zamanlarda, 
Yüreğine Keder Yağıyor... 
Neyi Beklediğimi, 
Nereye Koştuğumu, 
Zaman Beni Nereye Götürüyor, 
Neden Karanlıklardayım, 
Neden Acı Var Bedende, 
Neden Bu Gözyaşlarım, 
Kalınan Çaresizlik Niye, 
Bu Soruların Nedeni Bilmiyorum! 
Durmayan, 
Dinlenmeyen, 
Kış Gibi Donan, 
Sonbahar Yaprağı Gibi Solan, 
Anlamsız, 
Gereksiz Bir Satırlık Yazıyım Sanki!
Kaç Şafak Daha Sökecek?
Kaç Ay Işığı Çöpe Atılacak?
Sabah Oldu, 
Dün Öldü,  
Sonrası Yok!
Her Şey Üstüme Düştükçe, 
Az Kaldı Diyorum!
Üşüyorum Galiba Biraz!
Uyumak İstiyorum Alabildiğine! 





13 Eylül 2026 Pazar

Her Şey Karışık!

 Bugün İçimde Her Şey Karışık... 
İçim Yanlış Çözülmüş Bir Bulmaca, 
İçim Yaralı Bir Kuş, 
İçim Bir Haykırış, 
İçim Binlerce Ağlayış... 
Alacakaranlık Gibiyim... 
Gözlerimde Hala Gün Doğmamış; 
Hala Tedirginim, 
Hala Hüzünlü... 
Yüreğimin Duvarlarına Çarpıp, 
Geri Dönüyor Söylemek İstediklerim... 
Konuşamadıklarım Var... 
Anlamlandıramadıklarım, 
Ateşler İçinde Yanıp, 
Küllendirmek Zorunda Kaldıklarım... 
Akıttığımız Gözyaşlarım Var, 
Akıtamadıklarım... 
Gözümün Gördükleri Var, 
Göremedikleri, 
Kulaklarımın Duyamadıkları... 
Bir Nefeslik Sigarayla Yazdıklarım Var, 
Yada Yargılanarak Yaşadıklarım...
Her Hüzünlü Şarkıda, 
Gözyaşlarının Yanaklarımı Islatması da Var Hatta... 

Mutlu Bir Maskenin Altında, 
Mutsuzluğumu Yalanlamak Var... 
Hayatın Bana Verdiklerine Karşılık, 
Benden Aldıklarıyla, 
Bir de Hiç Vermedikleriyle Yüzleşmek Var... 
Düşüncelerimi Kelimelere Saklayarak, 
Derin Sessizliğimin, 
Adını Bilemediğim, 
Varlığını Hep Hissettiğim Duygular Var... 
Satırlarda Geçtikçe Zaman, 
Ruhu Yetim, 
Bir O Kadar da Öksüz Hissetmek Var... 
Acısıyla, 
Üzüntüsüyle, 
İsmi Olmayan,
Anlatamadığım,
Söyleyemediğim,
Varken Yok,
Yokken Var Oluşlar Var... 

Bütün Kelimeler Anlamını Yitirdi Sanki...
Öyle Yitik Duruyorlar ki,
Öyle Anlamsız Çıkıyorlar ki İki Dudağımın Arasından, 
Sanki Konuşmak İçin Konuşur Gibiyim Şu Aralar.. 
Sürekli Bir Dalgınlık, 
Bir Yorgunluk, 
Bir Başıboşluk Hüküm Sürmekte...
Sözün Bittiği Yerde,
Dertlerimi Taşıyamadığı Zaman Dilimindeyim!
Tükendi Artık Umutlar,
Hayatın Anlamını Asılı Kaldı Bir An'ın Boşluğunda... 
Yüreği Sağır Edercesine Yaşanan Sessizlikte Boğuldu Duygular... 
Yaşamayı Biliyorsam Ölümü de Bilmeliyim, 
Korkmamalıyım...
Anlatamıyorum Kendimi...
Tükeniyorum!




9 Eylül 2026 Çarşamba

Alıştım!

 Güz Yaprakları Gibi Dökülürken Canım, 
Kimse Görmesin, 
Bilmesin, 
Anlamasın Diye Karanlıkla Tanıştım... 
Karanlığa Alıştığım O Günden Beri, 
Sahipsiz Sorgularda Beklentileri Beklemiyorum... 
Sabah Olmuş, 
Akşam Olmuş... 
Güneş Doğmuş, 
Doğmamış... 
Yıldızlar Parlamış, 
Parlamamış... 
Her Gülüş Yarım Kalmış, 
Her Gece Sabaha Varmamış Fark Etmiyor! 
Ne Yana Dönsem Aynı Çöl, 
Aynı Bekleyiş Ya? 
Ruhumun Ayak Sesleri Acımın İzlerini Derinleştirdikçe, 
Alıştım Kalbimdeki Kanayan Yaranın, 
Beynimi Kemiren Derdin Gözlerimde Boşluk Oluşturmasına... 
Alıştım Parça Parça Kopuşlara... 
Bir Var Olup Bir Yok Oluşlara... 
Kayboluşlara... 

Gelecek Yok, 
Sadece Şimdiki An Var! 
Hiçliğin Sınırında, 
Bütün Acılarımı Bitirmek, 
Tüm Sıkıntılarımdan Kurtulmak İçin; 
Akşam Deminde, 
Penceremin Kenarında; 
Korkmuş, 
Ürpermiş Bir Şekilde, 
Birkaç Düğüm Daha Atıyorum Düşlerime... 
Ruhumun En İnce Yerine... 

Belki Zayıfım,
Belki de Savunmasız... 
Hüznüm Islatsa da Gözlerimi, 
İçime Akıtsam da Gözyaşlarımı, 
İç Çekişlerimin Öksüzlüğü Ruhumu Üşütse de, 
Korkmuyorum Ayazlardan, 
Gecelerden, 
Yarınsızlıklardan...



1 Eylül 2026 Salı

Çok Yorgunum!

 Kızgınlıklarım Yorgun, 
Acılarım Uykuda... 
Küllenişinin Üzerinden Nice Ayazlar Geçti, 
Nice Baharlar Bitti... 
Ellerim, 
Gözlerim, 
Yüreğim Bütün Acıları Sinesine Çekti... 
Zaman Artık Çok Hızlı Çarpmaya Başladı Çehreme... 
Yıkıntılarımdan Yeni Bir Dünya İnşa Etmeden, 
Umutlarımın Hepsini Onu Beklediğim Zamanlarda Bırakarak, 
Karanlık Bir Hayatın Yolunda Ağır Aksak Yürüyorum...  
Umudu Saklayacak Yarınları Kalmayan Bir İnsanın, 
Hayata Meydan Okuyarak Güneşi Beklemesi, 
Hiçliği Var Etmek İçin Aydınlık Yarınlara Yelken Açması Anlamsızdı Zaten... 
Sabahın Köründe, 
Gecenin Yarısında, 
Uykularımın Arasında, 
Günümün Tam Ortasında, 
Olduğu,
Olmadığı Her Yerde Onu Beklemiyorum... 
Yüreğim Artık Ayaz, 
Gözlerim Sonbahar, 
Yastığım Islak, 
Ellerim Soğuk...
Öyle Ağır Geliyor ki Her Şey, 
Çok Yorgunum!