16 Eylül 2026 Çarşamba

Dokunulası Yanı Olmayan Bir Hayat!

Hayatta Her Şey Hayal Gibi... 
Uyuyup Görülen Rüya Gibi... 
Her Güneşin Batışıyla Gelen Gecenin Karanlığında, 
Yani Zaman Denen Yolculukta, 
Farkında Olmadan, 
Sevgi Kırıntıları Arasında Ne Çok Şey Yitirmişiz... 
Yürüdüğümüz Yollarda Kaç Engel Gördük? 
Kaç Set? 
Saçlarda Oluşan Her Beyaz Telin, 
Alındaki Her Çizginin Bir Hikayesi Yok mu? 
Gerçekten Yaşam Hayatın İçine mi Sıkışmıştı? 
Hayat Kimsenin Bilmediği Ücra Bir Köşede, 
Hüzünleri Gizleyip, 
Kaybolup Gitmek miydi Bilinmezliğin İçinde? 
Bazen Sükut, 
Bazen Çığlık, 
Öncesi, 
Sonrası Olmayan Koskoca Bir Boşluk muydu? 
Yokluğa, 
Esarete, 
Hiçliğe, 
Mahkum Etmek miydi Benliği? 
Yoksa Son Nefese Kadar Yakan, 
Yokluğa Savuran, 
Yılların Yorgunluğu İle,
Zamana,
Mekana Direnmek,
Gözyaşlarını Gecelere Saklamak,
İçinin Çığlıklarını Duyuramamak İçin, 
Hüzünlere Sarılıp, 
Sokakların Çıkmazında Dolaşarak,  
Kimse Duymasın, 
Görmesin, 
Hissetmesin Diye, 
Nefesine Her Acıyı Gizlemek miydi? 

Kolay Değil Elbette Kendini Anlayarak Anlatmak,  
Dikiş Tutmayan Yarınları Birbirine Düğümleyerek Sabahı Bulamamak...
Zamanın İçinde Kendini Aramak... 
Arayıp Bulmayınca, 
Kendinde Yok Olarak Ruhunu Sarmalamak...
Kolay Değil Dokunulası Bir Yanı Olmaya Hayatı Yaşarken, 
Neresinden Başlayacağını Bilmeden Kendini Anlatmaya Çalışmak... 

Anlatması, 
Anlaşılması Güç, 
Tuhaf Bir His Bu... 
Birdenbire Oluyor Her Şey: 
Önce Ruhun Yaprakları Sararıyor, 
Sonra Usulca Üzerine Dökülüyor... 
Yuvasız Kalmış Kuş Misali; 
Ne Çırpınmaya Mecalin Oluyor, 
Ne de Bu Acıyı Taşıyacak Kanatların... 

Bu Ömrü Nasıl Yaşadım? 
Ya da Ne Kadarını Yaşadım! 
Başkası İçin Değer Taşımayan, 
Ben İçin Önemli Olanları Ne Kadar Sevdim? 
Ne Kadar Yanıldım? 
Ne Kadar Savruldum? 
Kırılıp, 
Kanadıkça Kaç Acı Ruhuma Kuşattım? 
Zaman İçinde Kendimi Kaybettikçe, 
Anılarımı Kaç Susuşta Yitirdim? 
Ömrümün Dermansız Günlerinde, 
Kaç Umutsuzluk Hasadı Kaldırdım? 
Bazen Başında, 
Bazen Sonunda, 
Yollarıma Kaç Ayrılık Döşendi? 
Karanlıklar Ortasında Yargısız Kaç Cümle Kurdum? 
Hüzünler Kuşanarak, 
Keşkelere Mahkum Kalarak, 
Dilsiz Akşamların Koynunda, 
Kaç Hasret Tomurcuğu Büyüttüm? 
Kuruyan Dudaklarım Kaç Sus Biriktirdi? 
Ömrümün Issızlığında, 
Ulaşmak İçin Yüreğimin Durağına, 
Ne Kadar Yol Yürüdüm? 

Hesap Sormuyorum Artık Kimseye! 
Af Dilemiyorum Hayallerimden, 
Parça Parça Dökülen Umutlarımdan... 
Umutlarımı, 
Hayallerimi, 
Düşlerimi, 
Hasretlerimi, 
Özlemlerimi, 
Dünlerimi, 
Yarınlarımı Batık Bir Gemiye Yükledim! 
Dünyadan Elimi Ayağımı Çektim! 
Nefes Alıp Vermenin Ötesinde Yaşıyorum...
Zayıflığımla Değil,
Cesaretimle!
Suskunluğumla Değil,
Durgunluğumla!
Bitmişliğimle Değil,
Issızlığımla!
Vazgeçtiklerimle,
Boş Verdiklerimle,
Neyse Dediklerimle,
Biraz Buruk, 
Biraz Sitemkar,
Biraz Hüzün, 
Biraz Çaresizlik İçinde Olsam da, 
Karanlık Bir Yoklukta, 
Cılız Bir Tebessümle,
Etrafa Saçılmış Kırık Düşlerimle,
Geçmişteki Yarınlarda,
Gelecekteki Dünlerde, 
Arayıp Bulamadığım,
Ya da Bulur Gibi Olduğum Kelimelerin,
İçinde Eriyip Yok Olmuşum...
Sensizliği Üşüten Umutlarla,
Yer Yer Kalabalıklaşan Anılarla,
Sensizliğe Tutsak Olan Anlarla,
Siyaha Dolanan Çaresizliklerle,
Gecelerin Issızlığında,
Issız Gecelerin Karanlığında,
Karanlık Gecelerin Soğukluğunda,
Kendini Kaybettiğin Bir Anda,
Yalnızlıktan Karanlığa Sığınıp,
Biraz Hüzünlü,
Biraz Düşündürücü Olsa da,
Kırık Kalbimle,
Acıyan Canımla,
Eksik Yanımla
Bir Kardelen Asiliğinde,
Düne,
Bugüne,
Yarına İnat,
Sakin, 
Ve Telaşsızım...
Umutlarım Tükendi Ama, 
Bitiremedim İçimdeki Hüzünleri... 
Koparmayı Başaramadım Kalbime Batan Dikenleri... 
Yaralarım Artık Eskisi Gibi Kanamıyor... 
Hayalleri Geleceğe Taşımaktan Vazgeçmek, 
Benliği,
Gülüşü Zamanın Ellerine Bırakmak, 
Ömrümden Bir Yaprak Daha Eksilirken,
Yaşamak İçin Bir Neden Aramak Kolay Değildi...  

Kırık Bir Tebessüm, 
Buruk Bir Bakış, 
Birkaç Damla Gözyaşı İle, 
Her Yürek Kendi Acısıyla, 
İçinin Sancısıyla Savruluyor... 
Fırtınalarda Kaybolan, 
Deprem Yıkıntılarında Kaybedilen, 
Uykusuz Göz Kapaklarına Hapsedilen, 
Koskoca Bir Ömür Oluyor... 
İster İstemez Ruhunda Dolaşan Hazan Mevsimlerine, 
Sırılsıklam Islatan Yağmurlara, 
Benliği Savuran Rüzgarlara Teslim Oluyor...
Gördüğü Rüyalara, 
Kapanmayan Yaralara, 
Sesi Kısılmış Çığlıklara, 
Dalıp Gitmelere, 
Derin Derin İç Çekmelere, 
Kabullenilen Çaresizliklere, 
Uykusuz Gecelerin Sabahlarına, 
Sustuklarına, 
Sessiz Kaldıklarına, 
Eğer'lerine, 
Belki'lerine, 
Vazgeçtiği Düşlere, 
Yaşayamadıklarına, 
Anlatamadıklarına, 
En Çokta Acılarına, 
Sızılarına, 
Umutsuzluklarına, 
Mutsuzluklarına Alışıyor... 

Zaman mı, 
Yoksa Ben mi Daha Yorgunum, 
Bilmiyorum! 
Sorarlar Ya Nasılsın Diye?
Cümlelerimin Derinliklerinde Kendimi Bulup,
Zerrelerimi Anlatacak Durumda Değilim...
Umudun Tükendiğini Hatırlatır Gibi, 
Sözlerim Anlamını Bitirdi, 
Yaşamak Anlamını Yitirdi... 
Amansız, 
Umutsuz, 
Düşsüz Zaman Akıyor, 
Çaresizliğin Eşliğinde Bitiyor, 
Tükeniyor! 
Saçlarım Gün Batımı,
Dudaklarım Hazan Rengi... 
Kırık Düşlerimden,
Solan Mevsimlerimden,
Boynu Bükük Ömrümden,
Bana Bir Şey Kalmadı...  
Kaybedecek Bir Şeyim Yok! 
Avaz Avaz Susmaktan Yorulmuştum Zaten! 
Ölümden Korkmuyorum! 



15 Eylül 2026 Salı

Zaman Anlamını Yitirdi!

Ne Zaman Sonbahar Gelse,
Yapraklar Düşmeye Başlasa Dalından,
Ürperirim...Üstüme Yürür Hüzünler...
Tüm Duygularımın Üstüne Basıp Geçilmiş,
Güneşimi Alıp Götürmüşler Gibi Olurum...
İçimdeki Ağaçlar Yıkılır,
Yapraklar Düşer,
Kapatır Bahar Bana Kapılarını...

Yürek Kalemim Yazmıyor Son Günlerde...
Dilim Gibi,
Yüreğimde Lal Olmuş Sanki...
Aslında Çok Şey Var Söylemek İstediğim,
Ama Söyleyemediğim...
Yetmiyor Bazen,
Kifayet Etmiyor,
Yürekte Hissedilenler...
Dile Gelenler Gizleniyor,
Söylenemiyor...
Aynı Lisan Konuşulsa da,
Anlaşılmayınca Olmuyor,
Keder Başlıyor...
Gözler Bakıyor,
Dil Susuyor...
Ne Varsa Manadan Uzaklaşıyor...

Yine Bir Hastane Odası,
Yine Çekmekten Yorulduğum Dayanılmaz Acılar,
Alıp Vermekte Zorlandığım Nefesler,
Ağırlığını Taşıyamayan Bir Kalp,
Esmeyen Rüzgarlar,
Kıpırdamayan Dallar...
Kelimelerim mi?
Biraz Gri Sanki,
Biraz Tozlu,
Birazda Yağmur Yüklü...
Gözlerimde Sinsi Bir Nem Var...
Nefes Alıyorum Ama Yaşamıyorum,
Yaşıyorum Ama Anlamıyorum...
Garip Bir Boşlukta Çiviliyim Günlerdir...
Yorgun Yılların Rüzgarına Kapılmış,
Sürükleniyorum...
Keder Yağmurlarına Tutulmuş,
Sessizlik Fırtınalarında Kaybolup Gidiyorum...
İçime Çekiyorum Acılarımı,
Yüreğime Gömüyorum Sancılarımı...
Ne Geçip Giden Günler Umurumda,
Ne Geceler!
İçimde Ağlayan Bir Çocuk,
Yüreğimde Tükenmiş Ümitler,
Sesimde Çığdan Büyük Acı,
Gözlerimde Acıdan Büyük Gözyaşı,
Ellerimde Koskocaman Bir Boşluk,
Yüreğimde Binlerce Anlam,
İçimde Kocaman Bir Karanlık,
Çıkışı Yok,
Dönüşü İmkansız,
Çıkmaz Bir Sokakta Kaybolmuş Gibiyim...

Adı Yok Bu Acının,
Tarifi de Yok...
Farkındayım,
Her Geçen Gün Eksiliyor,
Kendimden Bir Şeyler Kaybediyorum...
Ağlayan Yüreğimin Sesini Kimseye Duyurmamak İçin,
Kaçıyorum Her Şeyden,
Herkesten...
Yarım Kalan Cümlelerle,
Bir Türlü Tanımlayamadığım Hüzünlerle,
Biraz Daha Yorgunum...
Yüreğime Dokundukça Hüzün Rüzgarları,
Gözümün Ucunda Biriken Gözyaşlarımı,
Engellemeye Çalışıyorum...
Gücüm Kalmadı,
Her Geçen Günde Tükeniyor,
Kendi İçimde Kayboluyorum...
Zaman Anlamını Yitirdi,
Sadece Nefes Alarak Günleri Öldürüyorum...
Aylar Kuru Bir Dal,
Günler Yere Düşen Birer Yaprak,
Gögsümde Sessiz Bir Çığlık,
İçim Cam Kırığı,
Kalbim Rüzgarda Kalmış Bir Dal...
Hiç Bir Şey Avutmuyor Beni...
Ne Yazmak,
Ne de Yazmamak...
Ne Susmak,
Ne de Konuşmak...
Hiçbir Şey Acılarıma Merhem Olmuyor...
Daha Bir Yorgun,
Daha Bir Kederli Bir Karanlık Büyüyor Yüzümde...
Herşey Tükendi,
Yok Oldu,
Hiçbirinin Varlığını Hissedemiyorum...
Söylenmemiş Çok Şey Olsa da İçimde,
Hepsini Suskunluğuma Hapsediyor,
Satır Aralarına Gizliyorum...
Hiçliğe Fısıldadıkça,
Düğümlüyor Çığlıklarım...

Akıp Geçsin Bakalım Zaman!
Değişsin Her Şey...
Açsın,
Solsun Çiçekler...
Geçsin Günler,
Mevsimler...
Ben Yürüm Öylece,
Nereye Gittiğimi Bilmeden...

Yenilgiyi Kabulleniş Bu Satırlar...
Keskin Bir Yamacın Kenarında,
Ölüme Gülümseyiş...
Şimdi Sustuğum Yerdeyim!
Kelimelerimin Tükendiği,
Sesime Sus Değdiğim Yerde...
Ah!
Çok Merak Ediyorum,
Verilmesi Gereken Kaç Sınavım Daha Kaldı Ömrümde?!
________________________________
Dışarıda Bardaktan Boşanırcasına Yağmur Yağıyordu… 
Yağmurun Cama Her Bir Dokunuşu,
Onun Geride Kalan Ömrünün Kırık Parçalarından İbaretti Sanki...
Yarım Kalan Düş Misali,
Yarım Kalan Kırık Dökük Hayalleriyle Yine Bir Çıkmazın Ortasında Kalakalmıştı...
Yormuştu Onu Yaşam,
Yorgundu,
Hemde Halini Anlatamayacak Kadar Yorgun…
Belki Umutsuzluğu Yormuştu,
Ya da En Başından Beri Peşini Bırakmayan Yalnızlığı...
Şimdi Söylediklerinin Gölgesinde Büyüyordu Söyleyemedikleri...
İçinde Kalanlar,
Kalacak Olanlar Kaç Kere Boğazına Düğümlenmiş, Kaç Kere Kanatmıştı İçini Hatırlamıyordu Bile...
Yıllarca Hep Acılar Çekmiş,
Mutsuzluğun Pençesinde Yaşamış,
Acılardan Boynu Bükülmüş,
Mutluluktan Umudunu Çoktan Kesmişti...
Yıllardır Güldüğünü Gören Duyan Olmamıştı...
Yüzünde Derin Bir Keder Vardı Silemediği...
Gözbebeklerinde Hüzün Yuva Yapmış,
Oradan Bir Saniye Bile Ayrılmıyordu Hiçbir Yere...
Ne Kadar Zamandır Üşüyordu,
Hatırlamıyordu Bile...
Şimdi İse Koskoca Karanlık Girdabın İçinde,
Adeta Bir Bilinmeze Doğru Sürükleniyordu...
Tüm Umutlarını,
Hayallerini Kaybetmenin Sınırındaydı İşte!

Ağlıyordu Kadın!
Acı Çekerek,
Haykırarak Ağlıyordu!
Gözleri Puslu Bir Bahar Sabahı Kadar Hüzün Doluydu...
Gözyaşları,
Hıçkırıkları,
Vücudunun Titremesi Birbirine Karışıyor,
Gözlerinin Güzelliği Gözyaşlarından Akıyordu...
Kalbinde Dayanılmaz Bir Sızı Vardı,
Hem Kalbi,
Hem Gözleri Ağlıyordu...
Çünkü Önemsiz İnsanlar Önemli Yaralar Açmış,
Derin Darbeler Vurmuştu İç Dünyasına...
Çünkü Önemsiz İnsanlar Çok Önemli,
Değersizlikleri Pahabiçilmez Değerde Değerli Görülmüştü Yine Her Zamanki Gibi!

Ağlıyordu Kadın!
Kalbine Ağlıyordu,
Ağlamalıydı Yüreğine,
Ağlamalıydı Kendi Haline!
Kimse Görmesin,
Kimse Duymasın İstiyordu Yaşadığı Acıyı...
İçinde Biriktirdiği Hüznün Tınılarını,
Kimse Bilmesin İstiyordu...
Ürkek Yüreği Siyahlara Gömülmüştü...

Hıçkıra Hıçkıra Ağlıyordu Kadın!
İçinde ki Renkler,
Sığındığı Adresler Hep Siyahtı!
Sığmıyordu Yüreği Hiçbir Yere...
Dur Durak Bilmiyordu Gözlerinden Akan Yaşlar...
Durdurmak Dindirmek İstiyordu Gözyaşlarını,
Ama Söz Dinletemiyordu Gözlerine,
Söz Dinletemiyordu Yüreğine...
Mütemadiyen Akmaya,
İçini Yakmaya Devam Ediyordu...

Ağlıyordu Kadın!
Yaşadıklarına,
Yaşayamadıklarına,
Yaşatmak İsteyipte Yaşatamadıklarına,
Onu Buralara Kadar Sürükleyen Kaderine Ağlıyordu!
Neden Buradaydı?
Ne İşi Vardı Ki Burada?
O Başka Başka Hayalleri Yaşarken,
Onu Çok Mutlu Eden Hayaller Kurarken,
Şu An Bulunduğu Yerde Olmamalıydı...!

Ağlıyordu Kadın!
Çaresizliğine,
Tüm Çarelerin Çaresiz Kalışına Ağlıyordu!
Ne Yapacağını,
Nasıl Davranacağını Şaşırmış Bir Halde
Yüreğinin Sesiyle Boğuşuyordu Adeta!
Dinmiyordu Gözyaşları,
Dinmiyordu Yürek Yangınları!

Ağlıyordu Kadın!
Hiç Durmadan Ağlıyordu!
Ağlaması Biraz Daha Artmış,
Hıçkırıklarınıda Engelleyemez Olmuştu...
Tüm Hayalleri,
Umutları Darağacında İdam Ediliyordu!
Bir Medet Umuyordu,
Ama Ona Kimse Yardım Etmiyordu,
Yüreğindeki Sessiz Çığlıkları Kimse Duymuyordu,
Onu Kimse Anlamıyordu...
Bir El Arıyordu Yaralarına Merhem Olacak,
İç Yaralarını İyi Edecek Birini Arıyordu...

Yorgundu Kadın,
Hemde Çok Yorgundu!
Yatağa Uzandı,
Yastığına Gözyaşlarını Usulca Bıraktı...
Hem Mutsuz,
Hem Umutsuzdu...
Hıçkırıklarla Ağlıyordu!
Yaşadıklarına,
Yaşattıklarına,
Yaşayacaklarına Tutsaktı Artık!










Dün Öldü, Sonrası Yok!

Bugünde Sabah Oldu! 
Bu Kaçıncı Gün? 
Kaçıncı Sabah? 
Bir Yerden Sonra Saymıyor İnsan, 
Belki de Korkuyor Rakamların Artmasından... 
Bu Aralar Yine Durgunum... 
Kafam O Kadar Dolu ve Karışık, 
İçimde Konuşan Şeylerin Sesi O Kadar Çok ki, 
Kendimi Dahi Dinleyemiyorum... 
Zor Geçen Bir Günün Yorgunluğu Var Üstümde... 
Kıyıları Koparılmış, 
Kelimelerin Eridiği Bir Denizde Gibiyim... 
Dört Duvar Arası Karanlık, 
Ağır Ağır Gözlerime Çöküyor Akşamın Karanlığı... 
Anlamsız Kelimelerin Esiri Olurken Kağıdım; 
Amaçsız, 
Bitkin, 
Donuk Gözlerim, 
Boş Bakışlarla Takılıyor Bir Yerlere... 
Karanlıklar İçinde, 
Kelimelerin Nefesine Dokundukça, 
Mevsimsiz Rüzgarlar Üşütüyor Yüreğimi... 
Kayboluşlar Büyüyor Ruhumda Gece Renginde... 
Bedenim Anlamı Olmayan Bir Hayatın Savrulmuş Külleri Gibi, 
Umut Işığını Yakamıyor Yüreğim... 
Suskunluğum Taşıyor Umutlarım... 
Geçmek Bilmeyen Zamanlarda, 
Yüreğine Keder Yağıyor... 
Neyi Beklediğimi, 
Nereye Koştuğumu, 
Zaman Beni Nereye Götürüyor, 
Neden Karanlıklardayım, 
Neden Acı Var Bedende, 
Neden Bu Gözyaşlarım, 
Kalınan Çaresizlik Niye, 
Bu Soruların Nedeni Bilmiyorum! 
Durmayan, 
Dinlenmeyen, 
Kış Gibi Donan, 
Sonbahar Yaprağı Gibi Solan, 
Anlamsız, 
Gereksiz Bir Satırlık Yazıyım Sanki!
Kaç Şafak Daha Sökecek?
Kaç Ay Işığı Çöpe Atılacak?
Sabah Oldu, 
Dün Öldü,  
Sonrası Yok!
Her Şey Üstüme Düştükçe, 
Az Kaldı Diyorum!
Üşüyorum Galiba Biraz!
Uyumak İstiyorum Alabildiğine! 





13 Eylül 2026 Pazar

Her Şey Karışık!

 Bugün İçimde Her Şey Karışık... 
İçim Yanlış Çözülmüş Bir Bulmaca, 
İçim Yaralı Bir Kuş, 
İçim Bir Haykırış, 
İçim Binlerce Ağlayış... 
Alacakaranlık Gibiyim... 
Gözlerimde Hala Gün Doğmamış; 
Hala Tedirginim, 
Hala Hüzünlü... 
Yüreğimin Duvarlarına Çarpıp, 
Geri Dönüyor Söylemek İstediklerim... 
Konuşamadıklarım Var... 
Anlamlandıramadıklarım, 
Ateşler İçinde Yanıp, 
Küllendirmek Zorunda Kaldıklarım... 
Akıttığımız Gözyaşlarım Var, 
Akıtamadıklarım... 
Gözümün Gördükleri Var, 
Göremedikleri, 
Kulaklarımın Duyamadıkları... 
Bir Nefeslik Sigarayla Yazdıklarım Var, 
Yada Yargılanarak Yaşadıklarım...
Her Hüzünlü Şarkıda, 
Gözyaşlarının Yanaklarımı Islatması da Var Hatta... 

Mutlu Bir Maskenin Altında, 
Mutsuzluğumu Yalanlamak Var... 
Hayatın Bana Verdiklerine Karşılık, 
Benden Aldıklarıyla, 
Bir de Hiç Vermedikleriyle Yüzleşmek Var... 
Düşüncelerimi Kelimelere Saklayarak, 
Derin Sessizliğimin, 
Adını Bilemediğim, 
Varlığını Hep Hissettiğim Duygular Var... 
Satırlarda Geçtikçe Zaman, 
Ruhu Yetim, 
Bir O Kadar da Öksüz Hissetmek Var... 
Acısıyla, 
Üzüntüsüyle, 
İsmi Olmayan,
Anlatamadığım,
Söyleyemediğim,
Varken Yok,
Yokken Var Oluşlar Var... 

Bütün Kelimeler Anlamını Yitirdi Sanki...
Öyle Yitik Duruyorlar ki,
Öyle Anlamsız Çıkıyorlar ki İki Dudağımın Arasından, 
Sanki Konuşmak İçin Konuşur Gibiyim Şu Aralar.. 
Sürekli Bir Dalgınlık, 
Bir Yorgunluk, 
Bir Başıboşluk Hüküm Sürmekte...
Sözün Bittiği Yerde,
Dertlerimi Taşıyamadığı Zaman Dilimindeyim!
Tükendi Artık Umutlar,
Hayatın Anlamını Asılı Kaldı Bir An'ın Boşluğunda... 
Yüreği Sağır Edercesine Yaşanan Sessizlikte Boğuldu Duygular... 
Yaşamayı Biliyorsam Ölümü de Bilmeliyim, 
Korkmamalıyım...
Anlatamıyorum Kendimi...
Tükeniyorum!




9 Eylül 2026 Çarşamba

Alıştım!

 Güz Yaprakları Gibi Dökülürken Canım, 
Kimse Görmesin, 
Bilmesin, 
Anlamasın Diye Karanlıkla Tanıştım... 
Karanlığa Alıştığım O Günden Beri, 
Sahipsiz Sorgularda Beklentileri Beklemiyorum... 
Sabah Olmuş, 
Akşam Olmuş... 
Güneş Doğmuş, 
Doğmamış... 
Yıldızlar Parlamış, 
Parlamamış... 
Her Gülüş Yarım Kalmış, 
Her Gece Sabaha Varmamış Fark Etmiyor! 
Ne Yana Dönsem Aynı Çöl, 
Aynı Bekleyiş Ya? 
Ruhumun Ayak Sesleri Acımın İzlerini Derinleştirdikçe, 
Alıştım Kalbimdeki Kanayan Yaranın, 
Beynimi Kemiren Derdin Gözlerimde Boşluk Oluşturmasına... 
Alıştım Parça Parça Kopuşlara... 
Bir Var Olup Bir Yok Oluşlara... 
Kayboluşlara... 

Gelecek Yok, 
Sadece Şimdiki An Var! 
Hiçliğin Sınırında, 
Bütün Acılarımı Bitirmek, 
Tüm Sıkıntılarımdan Kurtulmak İçin; 
Akşam Deminde, 
Penceremin Kenarında; 
Korkmuş, 
Ürpermiş Bir Şekilde, 
Birkaç Düğüm Daha Atıyorum Düşlerime... 
Ruhumun En İnce Yerine... 

Belki Zayıfım,
Belki de Savunmasız... 
Hüznüm Islatsa da Gözlerimi, 
İçime Akıtsam da Gözyaşlarımı, 
İç Çekişlerimin Öksüzlüğü Ruhumu Üşütse de, 
Korkmuyorum Ayazlardan, 
Gecelerden, 
Yarınsızlıklardan...



1 Eylül 2026 Salı

Çok Yorgunum!

 Kızgınlıklarım Yorgun, 
Acılarım Uykuda... 
Küllenişinin Üzerinden Nice Ayazlar Geçti, 
Nice Baharlar Bitti... 
Ellerim, 
Gözlerim, 
Yüreğim Bütün Acıları Sinesine Çekti... 
Zaman Artık Çok Hızlı Çarpmaya Başladı Çehreme... 
Yıkıntılarımdan Yeni Bir Dünya İnşa Etmeden, 
Umutlarımın Hepsini Onu Beklediğim Zamanlarda Bırakarak, 
Karanlık Bir Hayatın Yolunda Ağır Aksak Yürüyorum...  
Umudu Saklayacak Yarınları Kalmayan Bir İnsanın, 
Hayata Meydan Okuyarak Güneşi Beklemesi, 
Hiçliği Var Etmek İçin Aydınlık Yarınlara Yelken Açması Anlamsızdı Zaten... 
Sabahın Köründe, 
Gecenin Yarısında, 
Uykularımın Arasında, 
Günümün Tam Ortasında, 
Olduğu,
Olmadığı Her Yerde Onu Beklemiyorum... 
Yüreğim Artık Ayaz, 
Gözlerim Sonbahar, 
Yastığım Islak, 
Ellerim Soğuk...
Öyle Ağır Geliyor ki Her Şey, 
Çok Yorgunum!



30 Ağustos 2026 Pazar

Yarındaki Keder Veya Kader!

 Sanki Duvara Düşen Gölge Gibiyim... 
Ruhuma Kıymık Batmış da, 
Çıkarmaya Çalıştıkça Daha İçe Gömülüyorum! 
Dipsiz Bir Yaranın Tesellisiz Tebessümleri İle, 
Ruhumun Rıhtımında, 
Dirilmekten Yorulmuş Bir Ölüye Dönüşüyorum! 
Yarın mı? 
Belki Zemheri, 
Belki Kalışı Olmayan Bir Gidiş, 
Belki de Hiçbir Şeyi Bilmemenin Verdiği Kaygısızlık... 
Yarın Bana Ne Getirecek, 
Benden Neyi Alıp Götürecek Bilmiyorum... 
Yaşamalı ve Görmeli Yarındaki Kederi! 
Veya Kaderi! 




28 Ağustos 2026 Cuma

Ben Onu Sevmeyi Çok Seviyorum...

 Diyorum ki! 
Bedeni Benden Çok Uzak Olsa da; 
Sesiyle Kulaklarımdan Kalbime Akmasını, 
Oradan Ruhuma Dokunmasını, 
Yüreğinin İnceliğini, 
Onu O Yapan Her Ayrıntıyı Çok Seviyorum... 

Diyorum ki! 
Demir parmaklıklar Ardında, 
Kabullenilmiş Bir Esarette, 
Hasretine Müebbetle, 
Sevginin İçinde, 
Heyecanlı Bir Dalga Oluşunu Çok Seviyorum... 

Diyorum ki! 
Kadere Rağmen Kalbimde Yeşertmeyi, 
Sol Tarafımda Yaşatmayı, 
Onu Kalbimde Tutup, 
Zamanın Dokunamayacağı Yerlere Saklamayı, 
Özledikçe Daha Çok Bağlanmayı Çok Seviyorum... 

Diyorum ki! 
Varlığı Her Köşede Gölge Olsa da, 
Yokluğunun Çığlıkları Ruhumda Yankılansa da, 
Ruhumla, 
Bedenimle, 
Hayata Meydan Okuyup, 
Güneşi Doğmayan Bir Sabaha Kadar, 
Gönlümde Onu Özgürce Sevmeyi, 
Bendeki Yerini Değiştirmemeyi Çok Seviyorum... 

Diyorum ki! 
Sesi Kulağımda,
Adı Dudağımda, 
Hatıralarını Zihnimde Olsa da,  
Kalbim Aşkıyla Çarpsa,
Özlemiyle İnlese,
Acıyla Yaralansa, 
İçimdeki Acılar Sağır, 
Hasretler Dilsiz, 
Özlemler Kör Olsa da, 
Sevdası Ömrümü Yıpratsa da, 
Bütün Kapıları Yüzüme Kapatsa da,
Ben Onu Sevmeyi Çok Seviyorum... 

Diyorum ki! 
Çektiğim Özlemler, 
Gözlerimdeki Hüzün, 
Dilimdeki Umutsuzluk Onun Eseri Olsa da, 
Yaktığı Ateşlerde Onu Beklesem de, 
Kararım Kesindir! 
Kalbim Onu Tanıdı, 
Başka Kimseye Dönemez!
Bendeki Sevdası Hiç Değişmez! 

Diyorum ki! 
Sureti Rüyalarımda,
Kokusu Duygularımda 
Aşkı Mısralarımda, 
Zamanın ve Mekanın Ötesinde,
İçimde Büyüyen Bir Heyecan... 
‎Sessizlikte Onu Duymaya, 
‎Yalnızlıkta Ona Varmaya, 
‎Gözyaşlarımda Onu Görmeye, 
‎Her Düşümde Ona Erişmeye 
Kalbinin Yankısını Nefesimde Hissetmeye Razıyım! 

Diyorum ki! 
O Benim Her Anım... 
Dünüm, 
Bugünüm, 
Yarınım... 
Ömrüm Oldukça Kalbimde, 
Ruhumda, 
Her Günümde, 
Son Durağa Varana Kadar, 
Hayatımın Her Anında Olacak... 

Diyorum ki! 
Kaderimi Seçmek Gibi Bir Şansım Yok, 
Ama Yeri Hiç Değişmiyor Kalbimde... 
Yüreğim Kıyamıyor Aşkına... 
Umutsuz Olsa da Sonsuz Olsun İstiyor...
Hasretiyle Yandığım Her Ana Razıyım! 
Dilerim Son Nefesime Kadar Fırtına Gibi Essin Kalbimde, 
Her Anımda Varlığını Hissettirsin, 
Ki,
İçimdeki Boşluk Hiçliğe Dönüşmesin... 

Diyorum ki! 
Kalbimin En Derininde Sıcacık Anım, 
Huzur Dolu Akşamım, 
Kimi Zaman Gülüşüm, 
Kimi Zaman Özlemimi Yazan,
Bitmeyen Kalemim Olsun... 
Sonsuzluğa Giderken Bile, 
Kalbi Avuçlarımda Olsun...

Diyorum ki! 
Allah'ım! 
Onu Seven Yanımı Onsuz Bırakma...
Ki, 
Suları Çekilmiş, 
Kurumuş Bir Nehir Olmayayım... 



26 Ağustos 2026 Çarşamba

İyiyim Ben

 Bitmeyen Güzlerin Hüznünde, 
Yüreğimin Duvarlarına Yaslanmışım, 
Yıkılmadan Ayakta Durmaya Çalışıyorum... 
Son Vedaları Yaşarken, 
Ruhun Yanmasını, 
Bedenin Kavrulması Hissetmeyen, 
Gölgesiz Bir Bedenin İzsiz Adımlarını Takip Ediyor, 
Boşluğun, 
Karanlığın, 
Hiçliğin Ortasında Kalp Atışlarımda Hüzzam Makamı Çalsa da, 
Bedenime Ayaz Düşse de, 
Yıkılmadan Ayakta Durabiliyorum... 

Yaşanmamışlıkların Ardına Sığınmak Gibi Bir Niyetim Yok! 
Kol Kola Girmiş Korkularımla Ayrılığın Sesini Duyuyor, 
Hasretin Rengini Görüyorum... 
Hala Gezinen Bir Bedenim Var, 
Ama Ruhumda Bitimsiz Fırtınalar Durulmuyor... 
Beni Kendi Umutsuzluğumun Altında Eziyor! 
Kapıma Dayanan Sonbahar Fırtınaları Olsa da, 
Yüreğimdeki Karamsarlık Yüzüme Korku Olarak Yansısa da, 
Biraz Bitik, 
Biraz Yorgun Olsam da, 
Umutsuzluk Merdivenlerini Tırmandıkça Dibe Vurmamak, 
Gücümü Kaybetmeden Yol Almak, 
Çivi Çiviyi Söker Misali Hayata Tutunmak, 
İçimdeki Ölü Toprağı Silkeleyebilmek İçin, 
Biraz Daha Gayret Sarf Ediyorum... 

Değiştirilemeyen Bir Yazgıya Boyun Eğmişim... 
Yaşadıklarımın ve Yaşayacaklarımın Arkasında Durarak, 
Tüm Olumsuzluklara Rağmen,
Kanadı Kırık Bir Kuş Gibi,
Düşe Kalka da Olsa Yol Almaya Çalışıyorum...



25 Ağustos 2026 Salı

Ben Hangi Rengim?

Yalnızlık Yudumlanır mı? 
Gözyaşları Görülmesin Diye Yüreğin İçine Akıtılabilir mi? 
Aşkla Yaşayan Gönül Yine Aşkla Öldürülür mü? 
Yürekten midir Çağırışlar Yoksa Yalnızlıktan mı? 
Özel Olduğunu Bilmek mi Mutlu Eder İnsanı Yoksa Özlendiğini Bilmek mi? 
Mesafeler Duyguların Önüne Geçer mi Yoksa Duyguların Çizdiği Yoldan mı Gidilir? 
Bakışlar Ruhu Okşar mı? 
Kaybetmeye Dayanılamayan Hayal Var mıdır? 
Yürek Duvarları Arasında Sevgi Büyütülür mü? 
Karanlığın Canı Acır mı? 
Sessizliğin Yalnızlığını Duyulur mu? 
Hayatın Gülüşü Seyredilir mi? 
Özlemler Köşe Başlarına Bırakılabilir mi? 
Duyguların Sıcaklığı Her Daim Taze Tutulur mu? 
Her Düşüşten Sonra Bir Kalkış Varmıdır? 
Her Parçalanıştan Sonra Bütüne Ulaşılır mı? 
Kaybolmuş Zamanlarda Dolaşılır mı? 
Geçmişin Kefaretini Ödenir mi? 
Duyguları Sağır Olan İnsana Sözcüklerin Cevap Verecek Mecali Olur mu? 
Karanlığın Kokusuna Alışılır mı? 
Acı Çoğalsın Can Yaksın Diye Açık Yaralara Tuz Basılır mı? 
Kalbin Atışını Durdurmak Yüreği Mühürlemek Mümkün mü? 
Her Şeyle Hiçbir Şeyin Arasında Sıkışılır mı? 
Prangalarından Kurtulan Vuslat Coşkusu Yaşar mı? 
Sevgi Sağanağında Islanılır mı? 
Akla Sığmayanları Kalp Biraraya Getirebilir mi? 
Sessizliğin Sesinde Işığa Aşina Zamanlar Aranır mı?  
Yokluğa Müebbet Sevdalar Ömürden Kaç Bahar Sürgün Eder? 
Kopulamayan Geçmiş Ayaklara Takılı Pranga mıdır? 
Derin Karanlıkların Dibine Vurmak Yalnızlığın Kalabalığına Düşmek midir? 
Anılar Gönül Görüntüsüne Hapsedilebilir mi? 
Duymak İstenilenleri İşitmek Görmek İstenenlerini Göz Önüne Getirir mi? 
Her Şeyini Yitiren İnsan Kendisiyle Yetinebilir mi? 
Sevginin Kolları Dünyayı Saracak Kadar Uzun mudur? 
Susulanlar Söylenenlerden Fazla mıdır? 
Alacakaranlık Duygulardan Sıyrılmak Kolay mıdır? 
Kaçıp Saklandığın Duyguların Esiri Olmak Normal midir? 
Kendiyle Dertleşen Kendine Yoldaş Olur mu? 
Ahengi Bozulmuş Ruh Karanlıklarda Yok Olur mu? 
Solunan Havanın Her Zerresine Özlemler Siner mi? 
Gözlerde Biriken Yaşlar Ayrılık Acısına Çare Olur mu? 
Hüzün Bulutları Bedeni Sararken Ömür Sırrını Kaybeder mi? 
Ruh Bedene Beden Ruha Ayak Uydurabilir mi?
Gözyaşları Yanaklara Düşmeden Yüreğin Topraklarına Düşer mi? 
Aşkının Sınırsızlığı İnsana Güç Verir mi? 
Mutluluğun Kanatlarıyla Uçulur mu? 
Gün Batımlarına Hüzünler Gömülür mü? 
Yılgın Zamanlar İçteki Bezginliği Törpüler mi? 
Soğuğun Gölgesinde Isınmak İçin Güneş Aranır mı? 
Yastığın, Yorganın Nefesi Dinlenir mi?
Ruh Demir Parmaklıklar Arasındayken Mutluluk Şarkıları Söylenir mi? 
Gözlerden Akan Yaşlar Ruhun Ateşini Söndürür mü? 
Yürekten Akan Damlalar İnsanın Gölgesini Islatır mı? 
Çöller Avuca Dağları Sırta Almak Nasıl Bir Duygudur? 
Dumansız Ateşten Uzak Durmak Kor Alevlerde Yanmak mıdır? 
Sevginin Çizdiği Rotada Pusulasız, Dümensiz Yürünür mü? 
Yüreğin Sesi Olsaydı Sır Olarak Sakladıklarını Söyler miydi?
Özlemler Yerini Unutuluşlara Bırakır mı? 
Bedenin Tüm Zerresi Lime Lime Dökülür mü?
Acıyı Hissetmemek İçin Yaralar Yok Sayılır mı?
Ölümün Rengini Görmek İçin Dönüşü Olmayan Yol Seçilir mi? 
İnsanlar Yürek Mezarına Gömülür mü? 
Yaşam ve Ölüm Arasına Kurulan Köprüde Tutunmadan Yürünür mü? 

Sorular Beynimin Kıvrımlarında Dolanırken,
Soru İşaretleri Sarmış Dört Bir Yanımı... 
Zaman Öyle Değişti ki; 
Yaşam Hesapsız, 
Gelecek Muamma... 
Alışkanlıklar Değişti, 
Duygular Köreldi... 
Onarılmayan Yaralarla,
Varlığın İçinde Yokluğu Yaşıyor, 
Yeni Umutları Hayata Döndüremiyor... 
Uzun Bir Zincire Bağlanmış Gibi, 
Zamansız Zamanlara Karşı Koyamıyor, 
Ulaşmak İstediklerinin Çevresinde Olduğunu Göremeden, 
Yavaş Yavaş Tükeniyor!
Her Şey Bir Gölge Gibi Gelip Geçerken, 
Ruhlar Yalnızlığını Kalabalıklaştırma Hevesi Taşıyor...
Yorgun Umutlar Büyütüyor... 

Kendi İçimizde Bir Yerlerdeyiz...
Hayat Parkurunda, 
Aynı Kulvarda Artık Kimseyle Yürüyemiyor... 
Bakışlar Donmuş
Tamamlanmamış Cümleler Gibi; 
Hayata, 
Aylara, 
Zamana, 
Küs Bakıyor...
Eski Yaralarını Acıtmadan Onaramıyor...
İsteklerini,
Beklentilerini Bitirmiş
Yuvarlanıyorlar Dipsiz Kuyulara... 
Düşler Artık Bizim Değil Ya?
Beklentileri, 
Ümitleri, 
Hayalleri Aramıyor... 
Duygular Sanki Duvara Çarpmış, 
Herkes Yüreklerinin Havalandırmalarını Kapatmış! 
Biz Kimiz? 
Neyin Peşindeyiz? 
Aşk mı Aradığımız? 
Aşkı Yaşananlarda mı Aramak Gerekiyor,  
Yoksa Yaşanamayanlarda mı?
Yaşanan Hayal Kırıklıklarında mı?
Gönül Yorgunluklarında mı? 
Derin Yara İzlerinde mi?
Sözcüklerle Giydirdiğimiz Duygularda mı? 
Deli Arzular,
Tutku, 
Haz, 
Hangisinde Aşk?
Belki de Aşk Zemherinin Ayaz Sabalarındaki Yalnızlıktadır... 
Belki de Yaşarken Kışın Ortasında Hasretiyle Isınmakta! 

Ellerimde Çürümeye Başlayan Umutlar var... 
Yorgun Yıllar Uzanırken Koynuma, 
Bilinmezlikler İçinde Bu Alemde Kaybolmak İstemiyorum...
Gri ve Siyaha Bürünmüş Umutlarımı Beyaza Boyamak İstiyorum! 
Kahır Basan Geceleri, 
Uyanıkken Gördüğüm Kabusları,
Çektiğim Uykusuzlukları Unutmalıyım... 
Kaybolmuşluk İçinde, 
Duygu Zindanların Karanlığında,  
Yitirdiğim İç Sesimin Çırpınışlarında, 
Suskunluğuma Sarılıp Kaybolmak Değil; 
Duvarlarla Çarpmadan, 
Çukurlarda Boğulmadan, 
İçimin Sükünetini Koruyarak
Umudun Sonsuzluğunda Kapamak İstiyorum Gözlerimi..
Umudun Rengi Beyazdır Derler ya?
Umudu Olanlar; 
İçinde Bocaladığım Hayatta,
Ben Hangi Rengim? 




18 Ağustos 2026 Salı

Yüreğimin Son Islanışı!

Bugün Üşümüş Sözcükler Dilimin Kilidini Çözüyor!
Beynimde Sinsi Bir İstila Fırtına Öncesi Sessizliğimi Bozuyor!
Yüreğimi Dillendirip Asi Kelimelerle Yüzleştiriyor!
Hüzünlerimi Bir Kez Daha Talan Ediyor!
Aklım Hırçın,
Bir Uçurum Taşıyor Gözbebeklerim...
Ruhum Diken Üstünde,
Yaşamla Ölüm Arasındaki İnce Çizgide...

Hayat İncecik Bir İpin Üzerinde,
Yüreğimi Taşımaktan Ellerim Yorgun...
Her Şey Belkilerde Kalmış,
Zaman Kırılmış...
Boğazımda Bir Düğüm,
Yorgun Bedenimde Alınganlık,
Ruhum Boşluğa Karışan Nefes Gibi...
Gerçek Olmayı Unutmuş...
Bir Fısıltı,
Bir Düş İçimde Bir Yerlerde...
Yarım Kalan Cümleler Eşliğinde,
Sözlerim Titriyor Gözlerimde...
Suskunluğumun Haykırışları,
İmkansızlığın Kahkahaları Arasında,
Kulaklarımı Sağır Ediyor!

Suskunluklar Suskunluklarımı Islatmasın Diye,
Unutturdum Kendime Yüzleri...
Ellerimin Ellerinde Terlemesini...
Parmaklarının Parmaklarımla Kenetlemesini...
Gözlerindeki Yakıcı Anlamları...
Öpüşlerindeki Davetkar Sıcaklığı...
Unutulmaya Dahil Ne Varsa Çürüttüm...
Nefeslerin Sıcaklığında,
Hayatı Yakalamaya Çalışmıyorum...
İki Kalp Arasındaki Uzaklığı,
Ölümle Hayat Arasındaki Soğukluğu Kendime Yaşatıyorum...
İçimdeki Saklı Yaranın Kanamasını Durdurmaya Çalışarak,
Alışmaya Çalışıyorum Yoksunluğuma...

Sıradan Bir Sevda Değildi!
Aklımı Yakan,
Bedenimi Titreten Bir Ateşti...
Gecenin İçinde Yürürken,
Adı Konmamış,
Sesi Duyulmamış Bir Sızı...
Kaybetmeye Kıyamadığım Gerçeğim,
Silinmeyen Geçmişim...
Sarılıp Yattığım Hayalim...
Yarım Kalmış,
Tamamlanamamış Bir Masaldı...
Kısaca;
Ürkek,
Kırılgan,
Bastırılması Güç Bir Duyguydu...

Yaşanaca Bir Aşkta Aşkla Yaşamak,
Yürek Duvarlarına Kaybolan Düşlerin Matemini Yazdırmadan,
Ayazlarında Donmadan,
Aşk Dizeleri Yazmak Bu Kadarmı Zordu!

Kapatın Gözlerinizi!
Bilmeyin Bakışları Yüreğimin Derinliklerinde Dururken,
Gülüşlerini Gözlerime Kilitleyişimi!

Kapatın Gözlerinizi!
Bilmeyin Tükenişlikte Yaşanan Nefeslerimi,
Zemheri Ayazındaki Titremelerimi!

Kapatın Gözlerinizi!
Bilmeyin Ruhumun Derin Yaralarını,
Nefeslerimde Kaybolan Sözcüklerimin Haykırışlarını!

Dudaklarımdan Dökülen Sözcüklerde Sitem Esintisi Olsa da,
Söyleyemediklerimi Söyletenin,
Yaşayamadıklarımı Yaşatanın Kim Olduğunun Önemi Yok...
Nerede,
Kiminle Olduğununda...
O,
Varlığı Yüreklerdeki Sıcaklık,
Yokluğu Baharlardaki Kuraklık Olan Bir Adam!
O,
Çevresidekilerin Dertleriyle Dertlen,
Sevinçleriyle Sevinen,
Haksızlık Etmekten Korkan,
Çevresindekilere Güven Veren Bir İnsan...

Dilerim Güneş Doğsun Alacakaranlığının Üstüne...
Dağılsın Kara Bulutları...
Bitsin İçindeki Sızı...
Mutluluk Denizine Yolculuk Korkutmasın Ruhunu...
Rabbim Onu Duysun,
Görsün,
Sevsin,
Sevindirsin...
Gönlünün Kurumuş Topraklarına;
Aşk,
Sevgi,
Umut Eksin...
Umutları,
Çocukça Sevinçlerin Taze Kalsın...
Merhameti,
Sevgisi,
Şiirleride...
Yaşadığı Müddetçe Karanlığına Yıldızlar Parlasın...

Ağrılı Yorgunluklarda Bir Yaşamda,
Kaybedilmiş Düşlerim Uçurumun Kenarında,
Doludizgin Giden Zamana Yetişemiyorum...
Yazdıklarımın Penceresini Kapatırken,
Ellerimden Boşluğa Akan Bir Sevgiyi,
Son Vedaya Hazırlayarak,
Dilsiz Akşamların Yalnızlığından,
Bitmez Gecelerin Karanlığından Kurtarıyorum...

Yüzümdeki Mutluluk Maskesiyle
Masum Bir Korkuyla Gökyüzüne Bakarken;
Biraz Acı,
Biraz Hüzün,
Biraz Özlem,
Biraz Hüzün,
Birazda Düş Kırıklarıyla,
Tarifi İmkansız Duygularla,
Kendimi Sorgusuz Sualsiz Kaderimin Kollarına Bırakarak
Kendi Yalnızlığımda Kendimi Avutmak İstiyorum...




16 Ağustos 2026 Pazar

Yüreğim Eylül!

Bugün Benim Doğum Günüm! 
İyi de, 
Aynaya Bakınca Neden Gülüşlerimin, 
Bakışlarımın Ardındaki Yalnızlığı Yakalıyorum? 
Neden Yüreğim Sonsuz Bir Boşlukta, 
Gölgeler Arasında Kalıyor? 
İçimden Geçenleri Sığdırabileceğim Bir Sayfa, 
Bir Defter Yok! 
Eksiklikleriyle, 
Boşluklarıyla Bütün Sesler Sessizlik! 
Yaşadığım Mevsim Tek! 
Yüreğim Eylül! 

Derme Çatma Bir Hayat! 
Kalbi Avuçlarında, 
Satır Satır Okuyup, 
İyice Ezberlediği Hüzünleri Unutmayan, 
Kimsesiz Bir Sarmaşık! 
Renkleri Çalınmış, 
Renksiz, 
Soğuk Bir Eylül! 
Gülüşleri Yorgun Olan Bir Kadının, 
Doğum Günü Kutlu ve Mutlu Olur mu? 
Karmaşıklıklar İçerisinde Karmakarışığım... 

Hayat! 
Biliyorum ki Bugüne Kadar Yaşattıkların, 
Bundan Sonra Yaşatacaklarının Aynası Olacak! 
Bana Öğretip Alıştırdığın Acılar, 
Bıraktığın Sessizlik İçin,
Kocaman Bir Teşekkürü Hak Ettin!