16 Eylül 2026 Çarşamba

Dokunulası Yanı Olmayan Bir Hayat!

Hayatta Her Şey Hayal Gibi... 
Uyuyup Görülen Rüya Gibi... 
Her Güneşin Batışıyla Gelen Gecenin Karanlığında, 
Yani Zaman Denen Yolculukta, 
Farkında Olmadan, 
Sevgi Kırıntıları Arasında Ne Çok Şey Yitirmişiz... 
Yürüdüğümüz Yollarda Kaç Engel Gördük? 
Kaç Set? 
Saçlarda Oluşan Her Beyaz Telin, 
Alındaki Her Çizginin Bir Hikayesi Yok mu? 
Gerçekten Yaşam Hayatın İçine mi Sıkışmıştı? 
Hayat Kimsenin Bilmediği Ücra Bir Köşede, 
Hüzünleri Gizleyip, 
Kaybolup Gitmek miydi Bilinmezliğin İçinde? 
Bazen Sükut, 
Bazen Çığlık, 
Öncesi, 
Sonrası Olmayan Koskoca Bir Boşluk muydu? 
Yokluğa, 
Esarete, 
Hiçliğe, 
Mahkum Etmek miydi Benliği? 
Yoksa Son Nefese Kadar Yakan, 
Yokluğa Savuran, 
Yılların Yorgunluğu İle,
Zamana,
Mekana Direnmek,
Gözyaşlarını Gecelere Saklamak,
İçinin Çığlıklarını Duyuramamak İçin, 
Hüzünlere Sarılıp, 
Sokakların Çıkmazında Dolaşarak,  
Kimse Duymasın, 
Görmesin, 
Hissetmesin Diye, 
Nefesine Her Acıyı Gizlemek miydi? 

Kolay Değil Elbette Kendini Anlayarak Anlatmak,  
Dikiş Tutmayan Yarınları Birbirine Düğümleyerek Sabahı Bulamamak...
Zamanın İçinde Kendini Aramak... 
Arayıp Bulmayınca, 
Kendinde Yok Olarak Ruhunu Sarmalamak...
Kolay Değil Dokunulası Bir Yanı Olmaya Hayatı Yaşarken, 
Neresinden Başlayacağını Bilmeden Kendini Anlatmaya Çalışmak... 

Anlatması, 
Anlaşılması Güç, 
Tuhaf Bir His Bu... 
Birdenbire Oluyor Her Şey: 
Önce Ruhun Yaprakları Sararıyor, 
Sonra Usulca Üzerine Dökülüyor... 
Yuvasız Kalmış Kuş Misali; 
Ne Çırpınmaya Mecalin Oluyor, 
Ne de Bu Acıyı Taşıyacak Kanatların... 

Bu Ömrü Nasıl Yaşadım? 
Ya da Ne Kadarını Yaşadım! 
Başkası İçin Değer Taşımayan, 
Ben İçin Önemli Olanları Ne Kadar Sevdim? 
Ne Kadar Yanıldım? 
Ne Kadar Savruldum? 
Kırılıp, 
Kanadıkça Kaç Acı Ruhuma Kuşattım? 
Zaman İçinde Kendimi Kaybettikçe, 
Anılarımı Kaç Susuşta Yitirdim? 
Ömrümün Dermansız Günlerinde, 
Kaç Umutsuzluk Hasadı Kaldırdım? 
Bazen Başında, 
Bazen Sonunda, 
Yollarıma Kaç Ayrılık Döşendi? 
Karanlıklar Ortasında Yargısız Kaç Cümle Kurdum? 
Hüzünler Kuşanarak, 
Keşkelere Mahkum Kalarak, 
Dilsiz Akşamların Koynunda, 
Kaç Hasret Tomurcuğu Büyüttüm? 
Kuruyan Dudaklarım Kaç Sus Biriktirdi? 
Ömrümün Issızlığında, 
Ulaşmak İçin Yüreğimin Durağına, 
Ne Kadar Yol Yürüdüm? 

Hesap Sormuyorum Artık Kimseye! 
Af Dilemiyorum Hayallerimden, 
Parça Parça Dökülen Umutlarımdan... 
Umutlarımı, 
Hayallerimi, 
Düşlerimi, 
Hasretlerimi, 
Özlemlerimi, 
Dünlerimi, 
Yarınlarımı Batık Bir Gemiye Yükledim! 
Dünyadan Elimi Ayağımı Çektim! 
Nefes Alıp Vermenin Ötesinde Yaşıyorum...
Zayıflığımla Değil,
Cesaretimle!
Suskunluğumla Değil,
Durgunluğumla!
Bitmişliğimle Değil,
Issızlığımla!
Vazgeçtiklerimle,
Boş Verdiklerimle,
Neyse Dediklerimle,
Biraz Buruk, 
Biraz Sitemkar,
Biraz Hüzün, 
Biraz Çaresizlik İçinde Olsam da, 
Karanlık Bir Yoklukta, 
Cılız Bir Tebessümle,
Etrafa Saçılmış Kırık Düşlerimle,
Geçmişteki Yarınlarda,
Gelecekteki Dünlerde, 
Arayıp Bulamadığım,
Ya da Bulur Gibi Olduğum Kelimelerin,
İçinde Eriyip Yok Olmuşum...
Sensizliği Üşüten Umutlarla,
Yer Yer Kalabalıklaşan Anılarla,
Sensizliğe Tutsak Olan Anlarla,
Siyaha Dolanan Çaresizliklerle,
Gecelerin Issızlığında,
Issız Gecelerin Karanlığında,
Karanlık Gecelerin Soğukluğunda,
Kendini Kaybettiğin Bir Anda,
Yalnızlıktan Karanlığa Sığınıp,
Biraz Hüzünlü,
Biraz Düşündürücü Olsa da,
Kırık Kalbimle,
Acıyan Canımla,
Eksik Yanımla
Bir Kardelen Asiliğinde,
Düne,
Bugüne,
Yarına İnat,
Sakin, 
Ve Telaşsızım...
Umutlarım Tükendi Ama, 
Bitiremedim İçimdeki Hüzünleri... 
Koparmayı Başaramadım Kalbime Batan Dikenleri... 
Yaralarım Artık Eskisi Gibi Kanamıyor... 
Hayalleri Geleceğe Taşımaktan Vazgeçmek, 
Benliği,
Gülüşü Zamanın Ellerine Bırakmak, 
Ömrümden Bir Yaprak Daha Eksilirken,
Yaşamak İçin Bir Neden Aramak Kolay Değildi...  

Kırık Bir Tebessüm, 
Buruk Bir Bakış, 
Birkaç Damla Gözyaşı İle, 
Her Yürek Kendi Acısıyla, 
İçinin Sancısıyla Savruluyor... 
Fırtınalarda Kaybolan, 
Deprem Yıkıntılarında Kaybedilen, 
Uykusuz Göz Kapaklarına Hapsedilen, 
Koskoca Bir Ömür Oluyor... 
İster İstemez Ruhunda Dolaşan Hazan Mevsimlerine, 
Sırılsıklam Islatan Yağmurlara, 
Benliği Savuran Rüzgarlara Teslim Oluyor...
Gördüğü Rüyalara, 
Kapanmayan Yaralara, 
Sesi Kısılmış Çığlıklara, 
Dalıp Gitmelere, 
Derin Derin İç Çekmelere, 
Kabullenilen Çaresizliklere, 
Uykusuz Gecelerin Sabahlarına, 
Sustuklarına, 
Sessiz Kaldıklarına, 
Eğer'lerine, 
Belki'lerine, 
Vazgeçtiği Düşlere, 
Yaşayamadıklarına, 
Anlatamadıklarına, 
En Çokta Acılarına, 
Sızılarına, 
Umutsuzluklarına, 
Mutsuzluklarına Alışıyor... 

Zaman mı, 
Yoksa Ben mi Daha Yorgunum, 
Bilmiyorum! 
Sorarlar Ya Nasılsın Diye?
Cümlelerimin Derinliklerinde Kendimi Bulup,
Zerrelerimi Anlatacak Durumda Değilim...
Umudun Tükendiğini Hatırlatır Gibi, 
Sözlerim Anlamını Bitirdi, 
Yaşamak Anlamını Yitirdi... 
Amansız, 
Umutsuz, 
Düşsüz Zaman Akıyor, 
Çaresizliğin Eşliğinde Bitiyor, 
Tükeniyor! 
Saçlarım Gün Batımı,
Dudaklarım Hazan Rengi... 
Kırık Düşlerimden,
Solan Mevsimlerimden,
Boynu Bükük Ömrümden,
Bana Bir Şey Kalmadı...  
Kaybedecek Bir Şeyim Yok! 
Avaz Avaz Susmaktan Yorulmuştum Zaten! 
Ölümden Korkmuyorum! 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.