30 Haziran 2026 Salı

Uzun Soluklu Bir Yalnızlık!

Güneşe Tutunamadı Ellerim... 
Ömrüme Hangi Mevsimi Biriktirsem, 
Ne Rüzgarların Şarkısı Sustu, 
Nede Denizlerin Dalgası Duruldu... 
Acı, 
Hüzün Daima Bende Kaldı... 
Boynu Bükük Umutlarla, 
Bir Hikaye Böyle Bitti...

Farklı Bir Duygu Bu! 
Gerçekleşmesini Çok İstediğim, 
Ama Gerçekleşmesinden de Çok Korktuğum 
Hayaller, 
Hiç Unutulmayacak Acılar Gibi... 
Ulaşılmazlığa, 
Derinliğe Yol Almak Belki de... 
Yada Ne Bileyim... 
Yağmur Öncesi Şehri Kaplayan Rüzgar, 
Kör Bir Çukur, 
Bitmeyen Geceler, 
Olmayan Sabahlar... 
Yorgunluk, 
Uykusuzluk, 
Belki de İnadına Dünyaya Boş Vermişlik... 

Sorular Çok, 
Çözümler Uzak... 
Neden Bu Kadar Yüklendi ki Hayat Bana! 
Düşleri Koynuma Sakladı, 
Hüzünleri Omzuma Yüklendi, 
Gündüzleri Karanlığa Bürüdü... 

Tek Başına İstemek Yeterli Olmuyor... 
Amacın, 
Adın, 
Sanın, 
Kimliğin, 
Özün, 
Hiçlerin Varlığında, 
Olmazların Dünyasında, 
Uzun Soluklu Bir Yalnızlığa Dönüşüyor... 

Eksiklerimle, 
Geçmişimle, 
Suskunluklarımla, 
Kalbimi Gözyaşlarıma Mühürledim, 
Hayaller Ülkesine,
Rüyalar Diyarına Gönderdim...
Şimdi Sorgularda Benliğim...
O Kadar Çok Keşke Var ki,
Sürgüne Gönderdiğim...
Bildiğim Yolu, 
Bilmediğimle Karıştırıyor,
Kalbimin Enkazıyla, 
Bir Başıma Kalıyorum... 
Acıdan,
Hüzünden, 
Çileden, 
Kahırdan, 
Dertten,
Pişmanlıktan, 
Hayalden, 
Gerçekten, 
Sevgiden, 
Duygudan
Ağlamaktan, 
Gülmekten Kendimi Muaf Tutuyorum! 

Tüm Eksik Yanlarımı Susturdum! 
Daha Bir Cesurum, 
Daha Bir Özgür... 
Kimsessizliğimden Korkmuyorum... 
Üşümüyor, 
Titremiyorum,
Çektiğim Bunca Acıya Rağmen,
Hiç Bir Şey Olmamış Gibi Davranabiliyorum...
Hayatım Boyunca Yalnız Kalacağımı Bilsem de; 
Hayallerimi,
Düşlerimi,
Rüyalarımı Üşütmüyorum! 

Kalemimi Kırdım, 
Kağıtları Tutuşturdum... 
Kelimelerimi Azat Ettim... 
Artık Yalnızlığımın Tam Ortasına, 
Yağıp Durabilir Hüzün!  
Gecelere, 
Günün Gecikmiş Aydınlığına,
Ağlayabilir Artık Gözlerim...
Boy Veren Acılarımı,
Koynuma Aldığım Yalnızlıkları Kimse Görmesin Diye,
Günü, 
Güneşi Unutup,
Atabilirim Kendimi Gecenin Sinesine! 









29 Haziran 2026 Pazartesi

Sessizce Ölebilirsin!

Yine Yüreğinin Titreşimleri Avuçlarında... 
Umutlar, 
Belkiler, 
Vazgeçipte Vazgeçemediğin Her Şey, 
Birde İçini Isıtan O Sarılmalar Avuçlarında, 
Ama Isıtmaya Yetmiyor Titreyen Nefesini... 
Ellerin Birbirine Sarılmış, 
Sessizliği Dinliyor... 
Daha Kaç Mevsim Ölür Avuçlarında? 
Kaç Gün, 
Kaç Gece, 
Kaç Düş Solar İçinde? 
Karanlık Çıkmazlar, 
Daha Ne Kadar Atar Seni Yalnızlığın İçine? 
Gözlerin, 
Saçların, 
Kalbin, 
Ruhun, 
Daha Kaç Kez Şiir Olur? 


Ah, 
Nasılda Geçti Ömrün! 
Bir Türlü Geçmeyen Yıllar, 
Nasılda Ömrünü Tüketip, 
Hüzünlü Bir Mevsime Döndürdü... 
Yarım Kalmış Şiirlerini Boğazına Düğümledi, 
Ki, 
Darmadağın Zamanlardan, 
Metruk Mekanlardan Topladın Kalp Kırıklarını... 
Gözyaşlarını Bulutlarla Saklayarak,
Amasız Hayallerini, 
Fakatsız Arzularını Usulca Kendinden Uzaklaştırıp,
Hüzne Sakladın Duygularını., 
Ki,
Tüm Duyuların Hissiz,
Sesin Çıkmıyor,
Önündeki Yollar Gitgide Uzuyor,
Uzadıkça Birbirine Karışıyor...
Kayboluyorsun Olmayan Yarınlarda...


Kabul Ediyorum,
Çok Eskidin! 
Daha Fazla Eskimeden; 
Yavaş Yavaş,  
Usulca, 
Sessizce Ölebilirsin!
Göçmen Kuşların Kanatlarında,
Göklerin Adressiz,
İsimsiz Yerlerine Usulca Gidebilirsin...
Kapısız Bir Zindana,
Kendini Kilitleyebilirsin! 






Bir Şiirde Kendini Okumak

Zordur Kırılmış Gönüllerin Sancısında, 
Dökülen Gözyaşlarında, 
İç Çekişlerde, 
Hüzünler İçinde Duygu Kervanına Katılmak... 

Zordur Yalnız, 
Issız Gecelerde, 
Zifiri Karanlıkların Tenha Sokaklarında, 
Yüzüne Aşk Olup Düşeni; 
Yüreğine Aşk Diye Dolanı, 
Düşlerin, 
Düşüncelerin Ötesinde Okuyabilmek... 

Gün Gelir Gökyüzüne Bakıp Şiirler Yazarsın... 
Ellerini Tutasın, 
Yüreğini Yüreğine Katasın Gelir... 
Gün Gelir Sonbahar Mevsimi Ayaklarına Dolanmaz... 
Ateşler Söner, 
Gelecek Geçmiş Olur... 
Dünya Var Oldukça Sevda Dayanır Yalnızlığa, 
Her Türlü Acıya... 

O Kadar Çok ki Dünya'da Cehennemi Tadan... 
Hasret Eteşiyle Tutuşarak, 
Kendini Kendinde Eriten... 
Duygularını Vücudunun Her Zerresinde Hissedenler, 
Sessizliğin Nefessizliğinde Ölenler... 

O Kadar Çok ki Sevdasını Yıldızlara Yazarak Sevdiğini Büyütenler... 
Gözlerinde Geceyi Yaşarken, 
Tüm Işıkları Kapatanlar... 

O Kadar Çok ki Elindeki Kalemle Günlüğünü Doldurup, 
Hayallerine Düşmanı, 
Ruhuna Azrail Olanlar, 
Gülmeyi Kendine Yasaklayanlar... 
Yüzü, 
Sözü Yorgun, 
Kalbi Kırgın, 
Gönlü Kendine Dargın Olanlar... 

Kim Bilir Kaç Zaman Daha Geçecek... 
Gözlerindeki Fırtınalar Yüreğini Yerinden Sökecek... 
Kendini Bulma Çabasında Kendini Yitirecek... 
Gözlerinde, 
Sesinde,  
Daha Kaç Yaşanmamışlık Çarpacak Kulaklarına... 
Yüzü Belirsiz, 
Kimliğin Meçhul Birinin Ellerinin Sıcaklığı Değecek Ellerine... 
Ama Gerçek Olan Hiçbir Şey Özünü Yitirmeyecek... 
Onlar Gökkuşağının Sekizinci Renginde, 
Keşfedilmeyi Heyecanla Bekleyecek...  
Düşler Sokağında Hayallerini Kaybedenler, 
Gecenin Sessizliğinde,
Karanlık Çökerken Sessiz Çığlıklarına, 
Dayanılmaz Hasretin Koluna Girecek... 
Kucağında Derin Acılar Büyüterek,  
Yıllara Meydan Okuyan İzlerle, 
Kader Defterindeki Son Sayfaya; 
Hicran Besleyen Duvarları, 
Izdırap Yüklü Bulutları, 
Mevsimi Olmayan Çölleri Akıtacak… 

İlk Bakış,
İlk Heyecan,
Hiçbir Zaman Unutulmaz... 
Farklı Mekanlarda,
Farklı Zamanlarda 
Farklı Kişiler Olsalar da; 
Son Nefes Verildiğinde; 
Zamanı,
Mekanı Olmayan Sonsuzlukta Buluşurlar...
Bir Umudun Var Olduğunu İspatlarcasına, 
Umarsızca Yok Oluşlarına Seyirci Kalmazlar...
Bırakırlar Hapsettikleri Tüm Hisleri... 
Prangaları, 
Kelepçeleri Çözerler...
Hangisi Yıldız, 
Hangisi Güneş O Sonsuzlukta Öğrenirler...
İşte O Zaman Üzerlerinden Mutluluk Geçip Gitmez...
Göçmen Kuşlar Çığlık Çığlığa Üzerlerine Hasret Dökmez...
Gözleri Hep Işık Saçar,
Sevinç Dağıtır... 
Ve Onlar Sonsuzlukta O İzi Hep Taşırlar...

Umutsuzluk İnsanlara Yakışmaz! 
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Hazineleri Sınırsızdır... 
Gün Gelir O da Okur Bir Şiirde Kendini,
Sabahın İlk Işığında Gözlerinden Öper Seni...

Her Şey Bir Tarafa, 
Mühim Olan Uzaklık Değil, 
Birkaç Yüz Kilometre Ötende de Olsa, 
Sevgi Yeter...  



27 Haziran 2026 Cumartesi

Bilen Varsa Söylesin!

Mevsimi Olmayan Bir Hayatta; 
Kırılan Dallar, 
Tozlu Kitaplar Gibi Yüreğimdeki Yorgunluğum, 
Gözlerimdeki Uykusuzluğum... 
Susturulmuş Bir Çığlık Gibi, 
Tınısız, 
Duygusuz, 
Suskunum... 
Ne Başındaydım Bu Hayatın, 
Ne de Sonunda... 
Neresindeyim Bilemediğim Hayat Çarkında Dönerken, 
Yorulsam da Sırtıma Yüklediği Yüklerden, 
Omuzlarım Çökse de, 
Yaşattığı Kederden, 
Hayat Bir Noktadan İbaret... 
Değiştirir Rüzgarların Yönünü... 
Denizin Ortasında Rüzgarsız, 
Derin Kuyularda Merdivensiz Bırakır... 
Bazen; Bir An Önce Gece Olsun Diye Sızlatır, 
Bazen Gündüze Kavuşturacak Güneşi Özletir... 
Bazen Ruhun Zincirlerini Kırar, 
Bazen Kalplerde Darp İzleri Bırakır... 
Kaybettirir Yavaş Yavaş Herşeyini; 
Beslediğin Hayallerini, 
Büyüttüğün Umutlarını... 
Ne Bir Umut, 
Ne Bir Hayal, 
Ne de Sevinç Bırakır... 
Hiçbir Zaman Aranmayacağın Kayıplarda, 
Bulunamayacağın Umutsuzluklarda Yiter Gidersin... 
Bahaneler Geçersizdir... 
Hiçbir Şey Tamam Olmaz... 
Boğazın Kurusa da, 
Yutkunamasan da, 
Çaresizliğin Derin Yalnızlığında, 
Aşkı Zedelemek,
Kırılgan Bedenini Çiğnemek İstemezsin...

Gözlerindeki Bulutlar Hangi Günlerden Kalma ki; 
Gizemli Düşlerin Haykırışları Kulaklarında...
Işıklar Hayallerinin Üzerine Ne Zaman Kapandı ki; 
"Seni Seviyorum” Cümlesi Boğazına Takılmış...
Susarak Özlemeye, 
Uzaktan Ağlamaya 
Hayal Kurarak, 
Şiirler Yazmaya Ne Zaman Başladın ki; 
Özlüyorsun Geçmiş Zamanlarını... 
Oysa En Kırılgan Yerine Dokunup, 
Kendince Güzel Şeyler Büyütmüştün... 
Her Elini Uzatışında Tutamasanda,
Nefesindi...
Ona Her Koşuşunda Daha Çok Uzaklaşsa da, 
Bedenindi...
Hislerinin,
Düşlerinin Eceli Olsa da, 
Sevdasını Hayal Etmek Güzeldi... 

Ben Bu Aşkın Kıvamını; 
Adını Duyunca Titreyen Yürekleri, 
Sevgisini Yarınlara Taşıyabilenleri, 
Saçlarının Karanlığında Güneşi Arayabilenleri, 
Ilık Yağmurlar Gibi Saçlarına Düşebilenleri Seviyorum... 

Zorlama Kendini,
Anlatamazsın... 
Çünkü Sen Aynı Dili,
Farklı Lisanla Konuşuyorsun... 
Bir Gün O da Gökyüzünün Rengi Kaybederse,
Ufuk Kızıllığı Üzerine Çökerse, 
Hislerini,
Rüyalarını Kuytulara Kıstırırsa, 
İçine Buruk Bir Sonbahar Dökülürse, 
Yalnızlığı Her Zamankinden Daha Yalnız Olursa, 
Elleri Boşluğu,
Kolların Yokluğu Sararsa, 
Sonu,
Işığı Olmayan Issız Bir Yolda Sessiz Kalırsa, 
Belki O Zaman Anlar Seni... 

Bir Yolu Var mı?
Adını Bildiğiniz, 
Sonunu Gördüğünüz; 
Sevmenin,
Sevilmenin, 
Mutluluğu İle Gökyüzüne Ulaşmanın, 
Geceyle Savaşmanın, 
Bir Şiirin Mısralarına Karışmanın? 

Bir Yolu Var mı? 
Arzusu,
Kısmeti Aynı Olan, 
Acısı Dilinin Ucunda, 
Yarası Gönlünün Ta İçinde Olanla, 
Gelmeyeceği Bilinen Mevsimlerde,
Bir Sevda Masalı Yaşamanın?!

Bir Yolu Var mı? 
Umutsuzluğun Umuda Bakan Penceresinde, 
Derin Bir Nefesin, 
Duanın, 
Yakarışın? 

Bilen Varsa Söylesin! 
Söylesin ki;
Adı Değişsin Yalnızlığın... 



25 Haziran 2026 Perşembe

Öylesine Alıngan ki Gönlüm

 Her Gün Doğumunda, 
Unutulmuş Şarkıların Kuytusunda Buluyorum Kendimi... 
Hayat Tüm Gerçeğiyle Kıpırdanırken, 
Umutlarım Umutsuzluğa Sarılıyor... 
Bir Kalp Ağrısı Derinden Hissettiğim... 
Kimsesiz,  
Sevgisiz Sevinçler İçimi Isıtmıyor, 
Yüreğimi Üşütüyor... 
Mutsuzluk Ektirip, 
Hüzün Biçtiriyor... 
Kirpiklerimin Ucundan Yıldızlar Kaydıkça, 
Dipsiz Kuyular Misali Derin Duygularım, 
Ne Can Veriyor, 
Ne de Can Alıyor, 
Yaşayamadan Öldürüyor... 
Her Yanımdan Hüzün Döküldükçe, 
Ruhum Tenhasına Çekilerek, 
Sessizce Meçhullere Akıyor... 
İçinde Bir Şeyler Kırıldıkça, 
Kimsenin Çözemediği Karışık Bir Bulmacaya Dönüştürüyor... 
Akşama Teslim Olmuş Yorgun Bir Gün Gibi, 
Var İle Yok Arasında, 
Gece Ayazlarına Karıştırıyor... 
Öylesine Alıngan ki Gönlüm,  
Öylesine Kördüğüm ki İçim, 
Beni İçten İçe Kemiren Bitap Bir Ruh, 
Güçsüz Beden, 
Uykusuz Geceler, 
Beni Ölüm Kokan Bir Masala Dönüştürüyor... 
Hayatın Uzak Bir Köşesinde; 
Diz Boyu Pişmanlıklarım, 
Bezgin Yorgunluklarım, 
Beni Uzun Bir Yalnızlığa Çekiyor... 

Gitgide Ağırlaşacak Şehrin Havası... 
Ezilecek İçimdeki Sessizlik... 
Gözlerimden Dökülecek Hüzünlerim... 
Bir Gün Daha Yitip Gidecek... 
Ne Gece Anlayacak Beni, 
Ne de Yıldızlar Dinleyecek Kalbimi... 
Ruhum Kimsesiz Bir Liman Gibi, 
Gizli Bir Yaraya Dönüşecek... 
Düşlerim Usumdan düştükçe,  
Ne Saat Umrumda Olacak, 
Ne de Takvim... 

Başı Hiçlik,
Sonu Hiçlik Olan Issızlığın Merkezinde, 
Vakitlerden Zor Zamanlar... 
Her Şey Öylesine Belirsiz ki; 
Anlatacak Başka Cümleler Bulamıyorum... 
Zaman Aksın Gitsin Diye, 
Dünyanın Ucuna Tutunmayı Bırakıyorum...

Rabbim! 
Sen Ne Güzel Rahman'sınki,
Hayrında Güzel Şerrinde,
Hüznünde Güzel Sevincinde...
Çünkü Sen,
Yaradılışın Hakimi, 
Sonsuzluğun Gerçek Yüzüsün...




24 Haziran 2026 Çarşamba

Kimse Bilmesin Yenildiğini

Son Günlerde Emanet Gibi Taşıyorum Kendimi... 
Gözlerim Ufka Dalıp Duruyor Akşam Üstleri... 
Şarkıların Hüznü, 
Sevdaların Zerafeti, 
Tuhaf Bir Zamana Sürüklüyor Beni... 
Benle Beraber Sakladığım, 
Küllediğim, 
Vazgeçtiğim Her Şeyi... 

Önemi Yok Yılların, 
Zamanın, 
Mekanın, 
Baharların... 
Duruldu İçim... 
Bilmiyorum Neden Hala Islak Avuçlarım... 
Neden Öksüz, 
Kırılgan, 
Ürkek Mısralarım... 
Sağır Karanlıklardan, 
Kör Pencerelerden, 
Hüzünlü Günlerden, 
Bir Kaç Kırık Mısra Kalmış içimde... 
Dualar mı? 
Her Daim Parmaklarımın Ucunda... 
Git Gide Geceye Benzemeye Başladım... 
Yaşanmamışlığa Teslim Olmaya... 
Bir Girdabın İçinde,
Gözlerimi Israrla Ağlatmaya... 

Ey Kendim! 
Artık Çocuk Değilsin... 
Sustur Dilini, 
Sessizce Ağlat Gözlerini,
Ki, 
Kimse Bilmesin Yenildiğini... 
Yalan Söylemeyi Beceremesen de, 
Kendini Kandırmayı Başarabilirsin...
Her Sabah Güneş Doğarken, 
Acılarını Silip Süpürebilirsin...
Son Ümitlerini Tüketmeden, 
Kendine Söz Verebilirsin... 
Rüzgarın Estiği Yöne Dön Yüzünü...
Umutlarını Yanına Almayı Unutma...
Düşlerin Sınırsız,
Hayallerini Gerçeklerden Öteye Kur... 
Kalk Düştüğün Yerden! 
Bil ki;
Ölmek İçin, 
Önce Yaşamayı Öğrenmelisin... 
Geçmişi Kaybetmeden,  
Geleceği Kazanabilirsin...
Sana Gereken Tek Şey; 
Susmak!

Sende Bilirsin Aslında; 
Kalsan da, 
Gitsen de, 
Mutlaka Bir Şeyler Ölür İçinde... 



21 Haziran 2026 Pazar

Yürek Tınısı

 Sustuğum Mevsimler Geçip Gitti... 
Ben Hala Aynı Yerdeyim, 
Suskunluğumun Asma Katında, 
Yalnızlığın Avlusunda... 
Dudaklarımı Kilitleyip, 
Kelimelere Kayboluşları Yüklüyorum... 
Gelmek İsterken Vedalaşıyor, 
Konuşmak İsterken Çığlık Çığlığa Susuyorum... 

Benim Kadar Kimse Bilemez Külleri Savrulmuş Bir Hayatı Yaşamayı... 
Ömrün Sonuna Yaklaşırken, 
Sabırsız Rüyalara Dalmayı... 
Gerçeğin Yansıması Değil Bu, 
Gerçeğin Ta Kendisi... 
O Rüyalar Sayesinde Yağmurları Okşayabiliyor, 
Güneşe Dokunabiliyorum... 
Yüreğimin Kurumuş Dalları Yeşeriyor... 
Sözlerinin Anlamlarına, 
Gözlerinin Bakışına Vuruluyorum... 
Hiç Eskimiyor, 
Hiç Eksilmiyor... 
Bunun Adı Kaybetmek Değil; 
Can Ağrısı... 
Yürek Tınısı... 
Bunun Adı Heves... 
İstek, 
Heyecan, 
Mutluluk... 
Bunun Adı; 
Şiirler Biriktirerek,
Yorgun Bir Sevdayı Dinlendirmek... 
Aydan Işık Çalarak, 
Ulaşılması İmkansız Olan Yıldızlara Dokunmak... 
Gece Karanlığını, 
Şehrin Yanan Işıklarına Bırakmak... 

Anladınız Sanırım Gecelere Neden Sessiz Çığlıklar Gömdüğümü... 
Sustuğum Mevsimlerin Neden Alev Alev Yandığını...
İsimsiz Bir Acının Tutsağı Oluşumu...
Gözlerine Ulaşabilmek İçin Yalvarışlarımı... 
Çünkü Ben Küçük Bir Çocuğum... 
Anlatılacak Mutlu Masallara Muhtacım... 



Suç Değil

Sevmişsen, 
Özlemişsen, 
Bir Fırtına Kopar; 
Önüne Geçilmesi İmkansız Olur... 
Sevda, 
Hasret, 
Özlem Fırtınası Gözlere Dolar... 
Ama Çare Değildir İmkansızı Hatırlayarak Yaşamak, 
Özlemlere Sığınarak, 
Zamanın İçinde Kaybolmak… 

Her Kadın Gibi Senin de İdeallerin Vardı, 
Mutlu Olmayı Bekleyişlerin... 
Neler Bekledin Yaşamdan? 
Neler Buldun?! 
Biliyorum, 
Kimse Anlamadı Seni... 
Göremedi İçindeki Enkazı... 
Duyamadı Gözlerindeki Sessiz Çığlığı… 
Geceye Bıraktığın Duaları... 
Sen Hep Yalnız Güldün, 
Yalnız Ağladın... 
Yalnız Sevinip, 
Yalnız Hüzünlendin... 
Oysa Geceler Çok Uzundu, 
Dertlerin Ağır, 
Yorulmadın mı Güçlü Görünmekten? 
İçin Cam Kırıklarıyla Doluyken, 
İyiyim Demekten? 
Oysa; 
Gönülleri Yakan, 
Akılları Baştan Alan, 
Bir Bakışa, 
Bir Gülüşe Esir Eden, 
Duyguları Birleştiren, 
Elleri Birbirine Kenetleyen, 
Ateşten Daha Sıcak Aşk Yoksa, 
Ne Önemi Var ki İlkbaharların? 

Bütün Hayallerin, 
Rüyaların Bitmeden, 
Umutlarını Tüketmeden, 
Uzayıp Giden Gölgeleri Aklına Getirmeden, 
İç Çekişlerinin Sesini Dinlemeden, 
Sözcüklerin Fırtınasında Üşümeden, 
içinin Düş Yaprakları Dökülmeden, 
Yarınların İçinde Kaybolmadan; 
Yüzünü Güneşe, 
Ruhunu Ateşe, 
Yönünü Sevdaya Dön... 
Uzat Ellerini, 
Avuçlarının Sıcaklığında Yan, 
Ki, 
Gecelerine Düş, 
Karanlığına Gülüş, 
Gönlüne Ebedi Arkadaş Olsun... 
Ki, 
Ellerini Uzattığında Tutabilesin... 
Nefesini Koklayabilesin... 
Gözbebeklerindeki Dünyada Kaybolabilesin... 

O Kadar Yakınında ki; 
Aldığın Nefes, 
İçtiğin Su, 
Bastığın Yoprak Kadar… 
Aynı Gökyüzünü Paylaşıp, 
Aynı Mevsimi Yaşayıp, 
Aynı Havayı Kokladığınızı Unutma... 

Çöldeki Susuzluğun Çaresi Su Değil midir? 
İçindeki Bitmeyen Hüzün, 
"Tamam" Demesin Gönlüne... 
Bir Kez Daha Yalancı Baharlara Teslim Etme Umutlarını...  
Bil ki; 
Hep Kendini Yenileyen, 
Masal Tadında Bir Aşk İstemek Suç Değil... 

Akşam Olmadan, 
Güneş Batmadan, 
Şiirler Susmadan, 
Uzat Ellerini... 
Pencerenden Baksan Göreceksin... 
Elini Uzatsan Tutacaksın... 
Paramparça Edeceksin Sessizliği... 




20 Haziran 2026 Cumartesi

Bir Başkası Olmamalı!

 İçim Dışım Dikiş Tutmayan Keşkelerle, 
Birbirini Tetikleyen Duygularla Dolu... 
Yıldızlarını Kaybetmiş Gözlerim, 
Sesini Yitirmiş Sokaklarım, 
Yorgun Kaldırımlarım Var... 
İnsanlar Var, 
Ama Ben Yokum Kendimde... 
İçimdeki Sevda Saklı Yansımalar, 
Düşüyor Kırılgan Coğrafyama... 
Eskimiş Takvim Yapraklarından, 
Sesime Çığlar Düşüyor, 
Dudaklarım Geçmişi Tadıyor... 
Gözlerim Acıların Konak Yeri, 
Dudaklarımdaki Gülücükleri Sorma! 
Her Biri Bağ Bozumu... 
Perdesiz Pencere, 
Kapısız Ev, 
İçi Bomboş Kitap Gibiyim... 
Hüznün Ranzasına Oturmuş, 
Kimliksiz Hayaller Kuruyor, 
Sessizce Yaşıyorum Gönül Kırıklıklarımı... 
Belki Birgün Duyulur Haykırışlarım, 
Biri Gökkuşağında Birkaç Renk Getirir Bana Diye, 
En Güzel Duygularla Bekliyorum... 
Belki de Kurtulmak İstiyorum Karamsar Düşüncelerden, 
Bitmeyecek Izdıraptan... 
Belki de Ses Olup Yankılanmak, 
Yaşadığımın Farkına Varmak İstiyorum... 
Yada Mis Kokulu Aşklardan Yalnızlığıma Bir Tane Gelsin Diye Bekliyorum... 
Aklım Kalbimi,
Kalbim Aklımı Görebileceği Zaman,
Daha Mutlu Olacağım,
Biliyorum...

Dünün Ne Kadar Geçmiş,
Geleceğin Ne Kadar Geç Olduğunu, 
Hüzünlerin Hayata Dair,
Mutlulukların Hayal Olduğunu Ezberlemiştim Aslında Kendime...
Ne Çabuk Unuttum;
Yokluğun Bir Adım Ötesinde, 
Hayallerin Bir Adım Gerisinde Olduğumu... 
Ne Gerek Var ki Hayatımı Tekrar Toparlamaya,
Suskunluğa Bürünmüş Kelimelerimi Uyandırmaya,
Ardımdaki Mutluluklara Ellerimi Uzatmaya...
Başka Bir Yara İstemiyorum Kalbimde,
Başka Hayal Kırıklıkları İstemiyorum Hayatımda... 
Durup Dururken Ne Gerek Var Aşka Olan İnancımı Çürütmeye!

Gözlerimiz Hiç Denk Düşmedi Birbirine... 
Belli ki Yerimiz Yok Birbirimizin Yüreğinde…
Topladım Her Şeyi... 
Kırılıp Dökülen Hayallerimi... 
Duvarlara Çizdiğim Silueti... 
Dilimin Altındaki Sözleri... 
Her Şeye Rağmen,
Ağrıyan İçimin Dermanı,
Asla Bir Başkası Olmamalı!

Hayat İşte,
Geçmişin Hatıraları,
Unutulmayacak Anları,
Bir Dokunuşla Sarılan Yaraları,
Yüzlere Kapanan Kapıları, 
Kasırgadan Beter Özlemleri, 
Geleceğe Yazılmayacak Yazgıları, 
Gelecekten Umut Çalıp, 
Bugününü Süsleyenleri Var!



Terkedilmiş Bir Düş

Hiç Bir Şey Düşlediğimiz Gibi Değil... 
Saçlarımızda Yalnızlığın Öyküsü, 
Karanlığın En Tenha Yerinde, 
Karanlığı Yudumluyoruz... 
Gözlerimizin Derinliklerinde, 
Derin Matemler Saklıyoruz... 
Zaman Geçtikce Hiçbir Şey Değişmiyor; 
Acılar Aynı Acı, 
Sancılar Aynı Sancı Olarak Kalıyor... 
Gündüzler Geceye Karıştıkça, 
Gündüzler mi Karanlık, 
Geceler mi Aydınlık Bilemiyoruz... 
Doğrularımız, 
Yanlışlarımız Birbirine O Kadar Yakınki, 
Aralarında Eziliyoruz... 
Yürek Yangınlarında, 
Hasret Vurgunlarında, 
Acının Doruğunda; 
Issızlık, 
Kimsesizlik Geceler Boyu Bizimle... 
Odalarımızın Her Köşesi Sessizlik, 
Her Sessizlik Kahreden Bir Yorgunluk... 
Yalnızlığın Kimsesizliğine Kaç Yıl Döküldük? 
Aynı Yerde, 
Aynı Saatte, 
Kaç Kez Yalnızlığımızı Seyrettik? 
Karanlık Düşüncelerin Sığınağında, 
Şimşekler Arasında Dolaşan Hayallerimiz, 
Kaç Güneş Daha Uyandıracak Uykusundan? 
Zaman Durdukça, 
Mekan Kayboldukça, 
Yokluğun Resmini Daha Ne Kadar Griye Boyayacağız?
Gölgesini Kaybetmiş Duvarlardan Ne Zaman Kurtulacağız? 

Artık Ne Güneş Düşüyor İçimize, 
‎Ne de Bir Ses... 
Yıllar Geçtikçe, 
Takvimler Değiştikçe, 
Mevsimler Yaşlandıkça, 
İçimizdeki Karanlığın Kapısını Kimse Açmıyor! 
Ömrümüz Boyunca Taşıdığımız Yalnızlık, 
Ellerimizi Bırakmıyor! 
Kağıtlara Dökemediğimiz, 
‎Mektuplara Sığdıramadığımız, 
Yüreğimize Ağır Gelen Yarım Kalmış Cümlelerle, 
Sahipsiz Kalmış Umutlarla, 
İçimizdeki Kimsesizliği Taşımaktan Yoruluyoruz... 

Bizde İsterdik Anlamsız Rüzgarlar Rotamızı Çizmesin... 
Düşlerimiz Issız Çöllerde Buharlaşmasın...
Hülyalarımız Üzgün Dikilmesin Gözlerimize... 
Bizde İsterdik Yetişebilelim Yarım Kalan Rüyalarımıza... 

Terkedilmiş Bir Düş Bizimkisi... 
Kanadı Kırılmış Bir Kuş... 
Biz Bu Kimsesizliği, 
Bu Terk Edilişi,
Görmezden Gelişi, 
Bu Ayrılığı,
Bu Yalnızlığı,
Hüzünlü Kelimelerden İbaret Hayatı Hak Etmedik!

Yalnızlığın Tam Orta Yerinde Dursak da,  
Kaldırıp Başımızı Gökyüzüne Bakamasak da, 
Dalgalara Kulaç Atıp Denizlere Açılamasak da, 
Yarım Kalan Gülüşlerimizi, 
Saklı Düşlerimizi Ertelesek de,
Yorgunuz Belki,
Ama Yenik Değil... 



19 Haziran 2026 Cuma

Göründüğü Gibi Değil Hiçbir Şey

Zifiri Karanlık Suskunluğum... 
Derin İç Çekişlerde, 
Her Nefesim Yorgunluk... 
Bazen Gecenin Kederli Bakışı Olurum, 
Bazen Uykusuzluğu... 
Bazen Vakitsiz Gülüş Olurum, 
Bazen Özlemin Gözyaşı... 
Geri Gelmeyecek Günlerin Kıyısında, 
Kendini Azaltan Yarınlarda, 
Her Dakika Biraz Daha Azalarak, 
Kendimi Büyütürüm... 

Ölmek mi? 
Kolay... 
Zor Olan Yaşamak... 
Gecenin Kuytusunda,  
Gölgeni Dahi Acıtan Dokunuşlara Direnmek... 
Zamanın Avlusunda, 
Beklemenin, 
Direnmenin Öyküsünü Yazmak... 
Sustuğunu, 
Söylediğini Saklayan Bir Zindanda Yaşamak... 
Ertelenmiş Mavileri, 
Umudun Rengini Gecelere Satmak...  
Sonrası
Peşin Satın Alınan Bir Avuç Keder! 
Ağlayabilmem İçin Biraz Acı! 
Direnebilmem İçin Biraz Sancı! 

Göründüğü Gibi Değil Hiçbir Şey... 
Kolay Olmadı Zincire Vurmak Sevdaları... 
Birisiyle Aynı Rüyayı Görürmüyüz Bilemem,
Sevmek,  
İstemek, 
Özlemek, 
Hiçbiri Yok Bende... 
Kimseye Ait Değil Ellerim, 
Sözlerim,
Kalbim! 
Kalın Kar Örtüsü Altında Umutlarım... 
Takılmıyorum Artık Olanlara... 
Hayat Ne Getiriyorsa Yaşanıyor Nasıl Olsa...
İçimdeki Büyük Eksiklikleri Attım Bir Kenara... 
Beklentisizce Sürükleniyorum Yarınlara... 
Gülüp Geçiyorum Artık Zamana... 
Derler Ya,
Taş Yerinde Ağırdır,
Ben Artık Sevmelere Körüm, 
Hem de Sağır...
Bana Sadık Kalan Dostlarımla; 
Sigaram ve Yalnızlığımla Baş Başayım... 

Ben Aynıyım... 
Bırakamadım Sigarayı Hala... 
Kimseden Daha Eksik Değilim, 
Acılarından Daha Fazla da Değilim... 
Sadece İçimdeki Boşluk Daha Büyük … 
Çok mu “Yenik” Duruyorum?
Suçlu Kimdi?
Kim Daha Masumdu?
Duyan mı? 
Haykıran mı?
Neydi Ayrılık?
Ölmek mi? 
Yaşamak mı?
Yoksa Kimliksiz Bir Yokluğa Karışmak mı?
Kimdi Gidenler?
Gecenin Rengine Bürünenler?
Ya Dönmeyenler?
Sancıyı Tenlerde Biriktirenler?
Hayattan Daha Kaç "An" Çalabilirim?
Kaç Bakış Yüklenebilirim Omuzlarıma? 
Kaç Tebessüm Daha Biriktirebilirim Avuçlarımda? 
Soruyorum Kendime...
Bir Kez Daha Düşünüyorum... 
"Yarınım Var mı Benim"... 
Yine Kararsızım…
Yönsüz Akşamlara Susarken, 
Yarım Kalıyor Yüzümde Beliren Gülüş... 
Sesimde Titreyen Tını, 
Bakışlarımdaki Öfke, 
Dilimdeki Kahkaha, 
Yüreğimdeki Dua İle 
Daha Kaç Sustuğum Kadar Çığlık Borçlanıyorum Hayata? 
Varmak İstediğim Yerde Değilim
Vurmak İstediği Yerde Değil Gölgem... 
"Bir Şeyim Yok, 
İyiyim" Desem de,
İki Soru Bir Cevap Değil Bende...
Hiçbir Şey Aynı Değil... 
Dudaklarım Sus Yorgunu... 

Gün Gelir Değişir Elbet Zaman... 
Korkuyu Yener, 
Umuda Ulaşırım,
Anlarım O Vakit Solumda Duran Sızıyı... 
Bir Tutam Cesaret, 
Biraz Umut Doldururum Ceplerime...
Bulutlardan Bir Tutam Mavi Koparır,
Silerim Hazan Rengi Sancıları İçimden... 




18 Haziran 2026 Perşembe

Hükümsüzdür!

Geçmiş Zamanlarda Sevgi Hazineydi, 
Sevgisizlik İse Işıksız Mabet... 
Sevgi Kanattı,
Sevmek İse Mesafelere Meydan Okumak... 
Koşulsuz Sevgi Sihirli Anahtardı, 
Yürekte Demlenmemiş Sevgi İse Hamlık... 
Sevgi; 
Vicdan İle, 
Merhametle İle Temizlenirdi, 
Yürek; 
Kibir, 
Nefret, 
Hasetle Kirlenirdi...  
Çünkü Bir Kalbi Fethetmek, 
Dünyaya Hükmetmekti... 

Bazı İnsanlar Geceydi, 
Bazıları İse Gündüz... 
Bazı İnsanlar Yalnızdı, 
Bazıları ise Fazla Kalabalık... 
Bazı İnsanlar Yaraydı, 
Bazıları İse Merhem... 

Susmak Bir Lisandı, 
Suskunluk İse; 
Bazen Yıkım, 
Bazen Çözüm... 
Nedensiz Susmak mı?
Zulümdü! 
Sabır mı?
Çok Uzun Bir Yürüyüş Yoluydu... 

Beklemenin Rengi Var mıdır?
Özleyen Kalpteki Sancının?
Müebbet Yiyen Duyguların?
Alındaki Hüzün Çizgilerinin?
Yalnız Anıların?

Ah!  
Ne Çok Yaralı İnsan Var... 
Yaraların Acısı Ne Azalıyor, 
Ne de Bitiyor... 
içlerindeki Köz,
Ömür Boyu Tütüyor... 
Oysa Önceden,
Her Sesin Bir Yankısı, 
Her Karanlığın Bir Işığı Vardı... 
Coşkularımız Tedirgin, 
Sevinçlerimiz Bezgin Değildi... 
Çiğnenmeden Yutulmazdı Umutlar... 
Geri Dönüş Artık Mümkünsüzdür... 
Maalesef, 
Sevmek Eyleminin İçini El Birliği İle Boşalttık, 
Hükümsüzdür!