31 Temmuz 2026 Cuma

Bir Adam Tanıdım!

Bir Adam Tanıdım! 
Fersiz, 
Soğuk, 
Bomboş Bakıyor Hayata! 
Başı Sonu Belirsiz, 
Bir Çıkmazda Sanki Yıllarca... 
Bastığı Toprak Kaydıkça Ayaklarının Altından, 
Büyük Boşlukta Buluyoru Kendini... 
Keder Ağır Geldikçe Omuzlarına, 
Savaşacak Takati de, 
Taşıyacak Gücü de Kalmıyor... 

Bir Adam Tanıdım! 
Bir Elinde Sevinçler, 
Diğerinde Kederler, 
Yüzünde Derin Çizgiler... 
Bir Gözünde Işıltılar, 
Diğerinde Gözyaşları, 
İçindeki Karanlıkla Boğuşuyor... 
Alın Yazısı Deyip, 
Kendini Avutuyor... 

Bir Adam Tanıdım! 
Gerekmedikçe Konuşmuyor, 
Teselliyi Soğuk Gecelerde Buluyor, 
Gamlı Notalarda Kendini Arıyor... 
Şaşırıyorum Gövdesindeki Issızlığa, 
Gözlerindeki Donukluğa... 
Anlamıyorum Susuzluğunu, 
Son Vermediği Kuraklığını! 

Bir Adam Tanıdım! 
Yıllardır Mutluluğu Aramış Her Yerde... 
Nice Kitaplar Okumuş, 
Nice iklimler Gezmiş, 
Rastlayamayınca Aradığına, 
Bir Buluta Bırakmış Kendini... 
Sonra Yağmur Olmuş
Çorak Topraklara Yağmış... 
Oysa Toprağın İçinden Süzülse, 
Bir Çiçeğin Tohumuna Ulaşsa, 
Dinecekti Sızısı... 

Tanıdığım Adam! 
Üzülme! 
Kırılma! 
Ağlama! 
Kendine Çekilemeyen Sancılar Ismarlama...
Bitmeyen Hüzünler Gömme Yüreğine!
Kalbinin Atışlarında Üşüme, 
Titreme, 
Anılarını Yaşlandırma... 
Ayrılıklar Sızdırma Benliğine,
Dolaştırma Damarlarının Derinliklerinde... 
Karışık Düşüncelerinin Yansıdığı,
Uzaklaştıkça Çoğalan Sesleri Sil Kafandan... 
Sor Kendine! 
Köprünün Sonunda Bekleyen Ölüm mü?
Yoksa Yorgunluğunun Son Yüzü mü? 
Belki de Çelik Zincirlerle Bağladığın Yüreğinin Esirliği!

Tanıdığım Adam!
Unutma!
Gecenin Karanlığında,
Sancılı Varoluşun Sessizliğinde Yaşayanlara, 
Nereye Baktığını Bilmeyen Gözlere, 
Neler Düşündüğünü Anlatamayan Bakışlara, 
İçindeki Fırtınaları Dizginleyenlere, 
Coşkun Akan Nehirlerine Set Çekenlere, 
Gökyüzüne Bakmadan Bir Ömrü Tüketenlere,
Virgülle Üç Nokta Arasına Kendini Hapsedenlere, 
Kalp Ağrılarını Söküp Alacak,
Yorgun Kalbini Avutacak, 
Beklenen Bahar Gelmez! 
Sevmiyorum Tebessümlerine Prangalar Vurarak,
Yarınlarını Karartışını...
Gözyaşlarının Gizli Tenhaları Islatışını...
Nutku Tutulan Yüreğini Kanatışını... 
Sevmiyorum Sesli Bir Sessizlikte Kendini Issızlaştırmanı... 
Issız Cümlelerinde,
Umutlarını Umutsuzluğa Esir Edişlerini...
Gerçekleşemez Zannettiğin Gerçekliğini...
Sevmiyorum Hayallerindeki,
Yarınlarındaki Kuraklığı!
Yaşarken Yaşadığını Fark Edemeyişine... 
Köklerinin Başka, 
Yapraklarının Başka Yerlerde Oluşuna Üzülüyorum! 

Çok Kelime Sarf Etmeye Gerek Yok...
Toparlayarak Kalemimden Düşen Kelimeleri, 
Tercihlerini Sana Bırakıyorum...



29 Temmuz 2026 Çarşamba

Allah'ım!

 Susmuş Tüm Kuşların Şarkıları... 
Ruhumu Karartıyor Bulutlar... 
Bildiğim, 
Tanıdığım Tek Renk Gri... 
Allah'ım! 
Sen Biliyorsun Metruk Bir Kalpte Kopan Fırtınaları... 
Sorgusuz Sığındığım Karanlığı... 
Ruhumun Ufuktaki Yansımalarını... 
Her Defasında Adı Yalnızlık Olan Sokaklarda Kendimi Buluşlarımı...
Allah'ım! 
Ne Kadar Karanlıkta Olsam da, 
İnancım Yüreğimde Sapasağlam... 
Ama Sende Biliyorsun, 
Hayat Denen Bu Yolda, 
O Kadar Yorgun ki Bu Kulun! 



24 Temmuz 2026 Cuma

Nefesimi Fazla Tüketmeden

 Yaşadım... 
Yaralandım... 
İçimi Kanattım... 
Dert Olan Ne Varsa, 
Ne Kadar Yaşanabilirse, 
O Kadar Yaşadım... 
Dün Yoktu... 
Yarın Olmasını İstesem de, 
Belli ki Olmayacak... 
Yarınlara Hiçbir Şey Taşınmayacak... 
Yalnızlığımın Tenhası Umurumda Değil! 
Ellerimdeki Sıcaklık Buz Kesse de, 
Üşümüyorum... 
Güneş Görmeyen Odamda, 
Zincirlenmiş Özgürlüğümle, 
Ellerim Bağlı, 
Dudaklarım Kilitliyken, 
Öğrendim İçime Sensizlik Çekebilmeyi, 
Güzel Duygulara İhanet Etmeyi... 
Artık Umutlarıma İnanç Tazelemiyorum...
Cam Kırıkları, 
Hayal Kırıklıkları O Kadar Çok ki, 
Son Limanım Bile Değil Umursadıklarım... 
Umut Savaşını Kaybettikçe, 
Acıları Büyütmeden, 
Nefesimi Fazla Tüketmeden; 
Sabahsız Gecelerimin,  
Yarım Kalan Dualarımın, 
Elimden Alınan Heyecanlarımın, 
Yokluk İçinde Bırakıldığım Günlerin, 
Kabuk Bağlamayan Yaralarımın, 
Söz Dinlemeyen Umutlarımın, 
Teselli Bulamayan Hüzünlerimin Üzerini Örtüm... 
Atamadığım Adımlarımı Yok Saydım... 
Bugün Diye Bir Şey Yok Avuçlarımda! 
Herşey Geride Kaldı,
Korkularım Yer Değiştirdi... 
Oyalanacak O Kadar Çok Derdim Oldu ki, 
Kalbime Dokunanlar Ellerini Hiç Uzatmadı Soğuk İklimlerime... 
Topladım İçimde Biriken Ne Varsa, 
Dağıttım Hüzün Rüzgarlarını...
Ben Beni Kaybettiğim Sonlardayım... 
Kimse Merak Etmesin, 
Ben Talimliyim! 
Yasımı İçimde Tutarım... 
Yollarda Bir Başıma Dolanır;
Kendimi Kendimden Bile Saklarım... 
Yalnızlığımın Tek Kişilik Kalabalığında, 
Yastığıma Akıtırım Sancılarımı... 
Gönlümün Tünellerinden, 
Kırık Dökükte Olsa,
Kendi Başıma Çıkarım... 

Kimsenin Aklı, 
Fikri, 
Ruhu Karışmasın... 
Yok Yok, 
Hiç Kırgın Değilim... 
Gittikçe Çoğalan Yalnızlıkta, 
Avuç Açtığım Umutlarda, 
İçimde Unutulmuş Karanlıkta,
Kadersizliğimin Ortasında!
Gülüşlerinden Yarını Tatmak Zaten İmkansızdı!

İpler Koptu! 
Tutamıyorum Hayatın Dizginlerini...
Hayatı mı?
Umursamıyorum!
Yaşamanın Verdiği Tat mı?
Çok Yavandı,
Bir O Kadarda Tatsızdı! 




20 Temmuz 2026 Pazartesi

Sancılı Bir Gökyüzü!

 Gönlümün Sokakları Öylesine Karanlık ki; 
Umutlar, 
Sevdalar, 
Hayaller Eksem de Gönül Toprağıma, 
Bir Türlü Yeşermiyor, 
Güneş Gün Doğumuna Geçemiyor... 
Ruhum Göç Hazırlığına Başlarken, 
Önce Sağanak Bir Yağmur Başlıyor, 
Sonra Deli Bir Rüzgar Esiyor, 
Bir Gemi Batıyor Uzaklarda... 
Güneş Karanlığa Küstükçe, 
Zindanıma Bir Enkaz Daha Bırakıyor... 
Mazinin Peşine Takılsam, 
Yüzümde Sancılı Bir Gökyüzü Oluşuyor... 
Hayatım Çözmeye Çalıştıkça Değişen, 
Değiştikçe Zorlaşan Bulmacaya Dönüşüyor... 
Mısralarım, 
Hasretim, 
Kaderim, 
Yalnızlığım,
Ölüm Var Diye Fısıldıyor!



19 Temmuz 2026 Pazar

Hükmen Mağlub

 Hayat Kimsenin İstediğini Ona Sunmuyor... 
Hadi Sundu Diyelim, 
Bu Sunuş Kimsenin Ruhuna Uymuyor... 
Ve İnsan, 
Gecenin Yoksul Karanlığında, 
Gemi Misali Sığınacak, 
Demir Atacak Liman Arayıp Duruyor... 
Odaların; 
Sessiz, 
Soğuk Yüzünde; 
Kaderine Kırgın, 
Mutluluktan Uzak, 
Gülmekten Habersiz, 
Sevilmekten Mahrum, 
Yaşama Devam Ediyor... 
Kendini Ne Kadar Uzaklara Atsa da, 
Ruhunu Yine Yalnızlığın Girdabında Buluyor... 
Olmayacak Duaya Amin Dedikçe, 
Kadere Hükmen Mağlub Oluyor... 

Ah!
Keşke Hayat Kapılar Yüzümüze Kapamasa... 
Yaraları Kanatmasa... 
Şiirler, 
Ahh Şiirler, 
Şiirleri Ağlatmasa... 
Çaresizliğin Dibe Vurmuş Haliyle; 
Yorgana, 
Yastığa Sarılıp, 
Hıçkırtarak Uyutmasa... 
Her Sabah Yataktan Yorgun Kaldırarak,
Mutluymuş Gibi Kahkahalar Savurtmasa... 
Ah! 
Keşke Nemli Kirpiklerle Bizi Şiir Şiir Ağlatarak,  
Mısra Mısra Kaleme Hükmettirmese... 



15 Temmuz 2026 Çarşamba

Her Şey Biraz Daha Uzak

 Kaybetmeyi Öğrendiğim İçin, 
Hayata Sarılmaktan Vazgeçtim... 
Canımdan Can Çekildi, 
Benliğim Gün Be Gün Öldü Ya? 
Cevabını Bulamadığım Cümlelerde, 
Adını Sayıklamıyorum... 
Sensiz Kalmışlıklarımda, 
Kendimi Kahretmiyorum... 
Senin Taze Umutların, 
Pembe Düşlerin Var Ya? 
Senli Benli Hayaller Kurmuyor, 
Düşlerde Bile Yanında Olmuyor, 
Her Şeyin Ötesinde Seninle Bir Olamıyorum... 
Şiirlerimde, 
Mısralarımda, 
Hece Hece Ruhunu Yeşertip, 
İçimde Beslemiyorum... 
Dört Duvar Arasında, 
Özlemlerimle Boğularak, 
Hayatımı Kuraklaştırmıyorum... 
Bir Taraftan Aşkın, 
Diğer Taraftan Sensizliğin Çilesini, 
Kendime Çektirmiyorum... 

Her Şey Bende Biraz Daha Az, 
Her Şey Biraz Daha Uzak Bana... 
Ne Bir Varış Peşindeyim, 
Ne de Çıkış Kapısı Arıyorum... 
Ne Geriye Dönebiliyorum, 
Ne de Yoluma Devam Edebiliyorum... 
Varlıkla Yokluk Arasında, 
Aynı Yerde, 
Hiç Geçmeyen An'lar da, 
Her Şeyi Zamansızca, 
Hesapsızca, 
Ne Eksik, 
Ne Fazla, 
Hiçlik ve Boşluk İçinde, 
Yaşamaya Çalışıyorum... 

Sırada Ne mi Var?
Ne Olduğunu Anlayamadığım, 
Dipsiz Bir Kuyuda; 
Bazen Donamak, 
Bazen Yanmak... 
Desteksiz Düşüşler, 
Kıpırtısız Duruşlar, 
Uzun Bekleyişler, 
Duygularda Hapsoluşlar... 
Ucsuz Bucaksız Bir Çığlık İçinden Akan Yalnızlık...

Sonuç?! 
Sözlerin Bittiği,
Sessizliğin Konuşmaya Başladığı Anlarda,
Her Şey Tuz Buz! 
Her Şey Zincire Vurulmuş Mahkumiyet! 




12 Temmuz 2026 Pazar

Biliyorum, Haddim Değil

 Elime Kalemimi Aldığımda, 
Dışarısı Ne Çok Karanlık, 
Nede Aydınlık... 
Amacım Ne Kalemimi Tüketmek, 
Nede Sayfaları Kirletmek... 
Bir Parça Hüzün Eşliğinde, 
Üşüyen Şiir Kırıntılarını, 
Yokluğunun Yangınları, 
Sensizlik Yağmurlarını, 
Gecenin Yalnızlığını, 
Sessiz Karanlıkları, 
Gitmeyen Geceleri, 
Gelemeyen Sabahları Anlatmak... 

Gözlerim Daha Bir Sağanak Bugün... 
Haddim Haddini Aşmış Umursuzca... 
Ne Kızgınım, 
Nede Sitemkar, 
Kırgınlık Sadece Bendeki... 
Anlam Veremediğim Anlamsızlık... 

Aklım Şimdiki Zamanda Değil, 
Geçmişin Karanlığında... 
Öyle İhtişamlıki Zihnimde Duruşun; 
Sensizlikten Üşüyen Bedenime Hiç Yenilmemiş, 
Saklamışım Seni Küçük Bir Mum Işığına... 
Sadakatsizlik Edip, 
Unutmaya Çalışmamışım Seni Bir Başkasında... 

Biliyorum, 
Haddim Değil Uzakları Yakın Etmek... 
Karanlık Gecelerime Seni Eklemek... 
Hayalinle Mum Misali Yanıp Sönmek... 
Sende Bütünleşip, 
Seni Ezberleyip, 
Sana Mühürlenmek... 

Biliyorum, 
Haddim Değil Üşümelerimi Sıcaklığında Unutmak...
Sonsuz Bir Düş Görür Gibi Gözlerine Bakmak...
Çıldırmış Yağmurlar Misali,
Sana Yağıp,
Sana Islanmak...

Biliyorum, 
Haddim Değil Düşlerine Gece,
Dudağına Hece Olmak...
Gözlerinden Yüreğine Akmak... 
Nefesimi Nefesine Katarak,
Kendimi Sende Tamamlayarak, 
Her Sabah Aynı Yürekte Uyanmak... 

Benim Haddim;
Seni Kırıp Dökmeden,
Yüreğimin Duvarlarına Yazmak... 
Acıları Koynumda Uyutup,
Varlığına Tebessüm Etmek... 
Her Gece Hayalinle Yatıp, 
Yokluğuna Uyanmak...

Benim Haddim;
Avuç Dolusu Düşmeler, 
Üşümelerle,
Gecenin Bir Vakti, 
Günün Tam Ortası, 
Seni Kalemime Mürekkep, 
Sayfalarıma Şiir Yaparak,
Dudaklarıma Mühür,
Bedenime Ateş
Yüreğime Başkent Yapmak...
Bıkıp Usanmadan, 
Boşluğa Şiirler Yazmak... 

Benim Haddim;
Sokakların Çıkmaza Vardığı Yerde, 
Yokluğunu Kendime Alıştırmak... 
Kalp Ağrım, 
Kalp Sızım Olsan da; 
Her Sonbaharda,
Kendimi Öksüzlüğe Bırakmak...

Yokluğunu Görmekten Gözlerim Yorulduğu Bir Günde; 
Uykusuz Gecelerimi, 
Vakitli Vakitsiz Seni Düşünmelerimi, 
Seni Beklemelerimi Sayfalarımda Bulamayacaklar; 
İçimi Okuyamayacaklar, 
Hiçbir Duygumu Bilmeyecek, 
Duymayacaklar...

Alışacağım...
Biraz Zaman Gerekli! 
O Kadar Kolay Değil... 
Yavaş Yavaş Olmalı... 
Önce Gözlerini Kaybetmeliyim, 
Sonra Gözlerinin Kahvesinden,
Her Gece Bir Fincan İçmemeyi...  
Öğretmeliyim Kendime,
Sözlerinin Rüzgarında Esmemeyi... 
Her An Yanımda Olan Gölgeni Görmemeyi... 

Acele Etme!
Kolay Kapanmayacak Bu Yara... 
Önce Pusuya Düşürerek Ümitlerimi, 
Hasretin Düğümlerini Çözmeliyim...
Tüm Heyecanlarımı Kaybedip,
Bütün Hayallerimi Çaldırtmalıyım...
Sonra Sırasıyla,
Düşlerimi, 
Umudumu, 
Gözyaşlarımı... 
Tüm Acılarım Bittikten Sonra, 
Kaybolan Ruhumu Bulmak İçin,
Nefesimi Kaybetmeliyim... 
O Gün Geldiğinde,
Özgürlüğe Kavuşacağımı,
Ve Kendime Bir Daha Rastlamayacağımı Biliyorum! 




11 Temmuz 2026 Cumartesi

Bu İşte Bir Yanlışlık Olmalı!

 Hayret! 
Artık Gülüşüne Hasret Uyanmıyorum Sabahları... 
Simsiyah da Değil Gözlerimdeki Sensizlik... 
Ne Gözlerimden Çağlayanlar Akıyor, 
Ne de Ruhum Aşk Makamından Nağmeler Çalıyor...  
Kara Bulutlar Gibi Hüzün de Çökmüyor Yüreğime... 

Hayret! 
Ruhumda Besleyip, 
Can Evimde Büyütmüyorum Seni... 
Aldığım Nefesim, 
Avaz Avaz Sesim de Değilsin... 
Ne Gelişin Ömrümün Baharı, 
Nede Gidişin Ömrümün Son Yaprağı... 
Prangalarla Bağlı Ayaklarım Çözülmüş... 
Belkilere, 
Keşkelere Mahkum Değil Artık Kelimelerim... 

Korkma! 
Artık Yanaşmaz Limanına Sevda Gemim... 
Dokunmaz Yandıkça Yakan Yarana... 
Dinsin Yüreğinde Kanayan Sızı... 
Baksana Koparmışım Ruhumu Saran "Sen" Damarlarını, 
Gömüşüm Seni Yüreğimin Mezarına! 

Korkma! 
İçimin İççekişleri Yorgun Düşse de, 
Artık Sığınmam Kollarına!  
Yüreğinin Gözbebeklerine Bakarak, 
Adımı Fısıldayan Esintiler Göndermem Rüzgarlarla Sana! 

Çünkü,
Ne Zihnimde Adın, 
Ne Bedenimde Kokun, 
Nede Kulağımda Sesin Var... 
Hayret! 
Ne Ateşler Yakıyor Benliğimi,
Ne Karanlıklar Sarıyor Ruhumu...
Eskisi Gibi İçim Yanmıyor, 
Gözyaşlarım Sel Olup Akmıyor... 
Gitmiş Yürek Ç̧ırpınışlarım, 
Bitmiş Hasretten Sana Ölüşlerim...

Gün Akşama Kavuşmak İçin Nasılda Aceleci... 
Yağdı Yağacak Neredeyse Hüzün Üzerime... 
Bu İşte Bir Yanlışlık Olmalı!
Büyük Bir Yanılmışlık! 



10 Temmuz 2026 Cuma

Hissediyorum Yalnızlığını

 Yine Hüzün Senfonisi Çalmaya Hazırlanıyor Ruhun... 
Hissediyorum Yalnızlığını... 
Kalabalıklar İçindeki Issızlığını... 
Sessizliğin İçinde Yankılanan Çırpınışlarını... 
Duyuyorum Yüreğindeki Cam Kırıklıklarının Çıtırtısını... 
Zamanla Yarışlarını... 
Mekanla Savaşlarını... 
Yürüsen Düşüyor, 
Düşsen Kalkamıyorsun... 
Ağzını Açacak Halin de Yok, 
Konuşamıyorsun... 
Yazdığın Satırlarda, 
Kendini Bulamıyorsun... 
Kelimelerin Cümlelerinin İçine Sıkışmış... 
Sadece Kendini Aydınlatan, 
Deniz Fenerine Dönüşmüşsün... 
Ayakların Yorulmuş, 
Ellerin Üşümüş... 
İçinde Dökülen Yapraklar, 
Karlar, 
Fırtınalar, 
Hayatını Siyah Bir Sayfaya Çevirmiş... 
Öyle Uzak Kalmışsın ki Gökyüzünün Mavisine, 
Kokusuna Hasret Kaldığın Sıcaklığa, 
Renklerin Bile Mahkum Kalmış Siyaha... 
Sanki Uçurtmalar Götürmüş Ümitlerini... 
Ah! 
Ɲe Çok Yormuşlar, 
Fazlasıyla Yıpratıp, 
İçten İçe Eskitmişler... 
Bir Varmış Bir Yokmuşların Kıyısında Yaşatmışlar Hayatı... 
Biliyorum Yorgunsun... 
Yalnız,
Yapayalnızsın... 
Kendine Neyin Bedelini Ödetiyorsun?
Bir Varmış Bir Yokmuşlar Yok!
Elinin Tersiyle İt Karanlığı, 
Duyma Feryatlarını...
Var Olduğun İçin... 
Yaşadığın İçin... 
Nefes Aldığın İçin, 
Kır Zincirleri Ortasından... 
Kapatma Gönül Pencereni... 
Kaldır Gönlüne Bağladığın Prangaları... 
Aç Kapılarını Deli Rüzgarlara... 
Korkma Sevmekten... 
Ürkme Sevilmekten... 
Hissediyorum,
Duyguların Sıcacık; 
Duygularını Terletme... 
Umutsuzluğu Umut Yaparak Bekle... 
Susma! 
Cümlelerin Dudaklarda Kalmasın, 
Kelimelerin Hayatlara Kök Salsın... 
Bu Hüzün İçindeki Karanlıkta, 
İçindeki Yalnızlıkta... 
Unutma!
Uçurtmalar Karanlıkta Uçmaz... 
İnan Bir Ömür Yetmez, 
Senden Bir Tane Daha Bulmaya... 




Öpeceksen Şimdi Öp!

 Yüreğinde Çığlık Atan Çaresizlik, 
Ruhun Karanlık Odalarda Kaybolmuş... 
Herşey İmkansızlaşmış, 
Hasret Rüzgarların Tufana Dönüşmüş... 
Yorulmadın mı Yüreğinin Zincirlerine Sımsıkı Tutunmaktan, 
Ellerini, 
Ruhunu Acıtmaktan... 
Gecenin Dinginliği Seni Tüketirken, 
Kaybettiklerin İçin Üzülmekten? 
Her Yeni Gün Yeni Bir Hüznü, 
İçine Doldurmaktan... 
Her Yeni Gün Batımında, 
Sessizliğin Zindanlarında Yaşamaktan! 
Savaşmaktan Korkma... 
Deniz Misali Dalgalanıp Durma...
Gökyüzünün Derinliklerde Kaybolma... 
Yık Hüzünlerden Kendine Kurduğun Sarayı... 
Hayatına Beyaz Umutlar İşle... 
Anlam Bulan Duygularınla, 
Dudaklarından Dökülen Her Kelimeyle, 
Yarını Düşünme... 
Seveceksen Şimdi Sev, 
Öpeceksen Şimdi Öp, 
Güleceksen Şimdi Gül...  
Aynı Kentin Aynı Sokaklarını Düşle ki,  
Yabancı Gemiler Demir Atmasın Gözlerine... 
Başka Eller Dokunmasın Ellerine... 
Ki,
Aynı Ateşte Yanabilsin Yürekleriniz... 
Aynı Sevinçle Parlayabilsin Gözleriniz... 
Aynı Yağmurda Islanabilsin Ruhlarınız... 

Hayatını Boşuna Tüketme, 
Nefesini Boşuna Harcama...
Bak! 
Zincirlerin de Yok Artık... 
Sesin Çıktığınca Özgürlüğe Bağırırsan; 
Bilmediğin Bir Gün Doğacak... 
Kavuşmanın Sevinci, 
Hasretini Silecek... 
İçindeki Sevgili,
Ellerini Bırakmayacak, 
Hiçbir Eksiğin Kalmayacak, 
Bedeninin Pencereleri Kapanmayacak, 
Ruhunun Sokakları Daralmayacak, 
Mevsimlerin Birbirine Karışmayacak... 
Hayatına İz Bırakan; 
Bu Sevdayı,
Çileyi, 
Hüznü, 
Herşeye Rağmen, 
Seninle Hiç Bitmeyecek Bir Bahara Taşıyacak... 



8 Temmuz 2026 Çarşamba

Keşkelere Takılmaya Gerek Yok!

 Bu Güne Kadar Kaç Kişi Uğurladın Hayatından? 
Kaç Kişinin Arkasından Günlerce Ağladın? 
Kaç Tane İyi, 
Kötü, 
Güzel, 
Hayata Dair Ne Varsa Geride Bıraktın? 
Yaşamdan Neler İstedin? 
Hala Neler İstiyorsun? 
Daha Neler İsteyeceksin? 
Yaşamın En Kötü Yanı Bu Değil mi Zaten, 
Hayatta Her İstediğine Sahip Olamıyorsun... 
Umut Edecek, 
Beklenecek, 
Ne Bir İsim, 
Ne Bir Resim Var Elinde... 
Kolay Olmayacak Boşluğunu Doldurmak, 
Gündüzleri Gecelerine, 
Geceleri Gündüzlerine Karıştırmak... 
Keşkelere Takılmaya Gerek Yok... 
Zamanı Geriye Sarmak mı? 
Mümkün Değil! 
Şehrin Sokaklarından, 
Gecesinden, 
Gündüzünden, 
Bulutlarından, 
Gökyüzünün Mavisinden, 
Denizin Dalgalarından Kaçışlar Nereye Kadar? 
Oysa Senin Kimselerin Bilmediği,
Kimselerin Yaşamadığı Mevsimlerinde Çok Yitirilmişliklerin Var, 
Kaybedilmişliklerin… 
Yüreğinden Uzun Ahlar Geçirmeden, 
Gölgene Sancılar Çektirmeden, 
Yorulmadan, 
Nefessiz Kalmadan; 
Yaşanmamışlıklara İnat; 
Rüzgarın Kanatlarına, 
Uçurtmaların Kuyruğuna Tak Umutlarını... 
Dallarının Çoğu Kırılmış Olsa da; 
Kuruyup Düşen Yaprak Misali, 
Kaybolup Gitme Sonsuzlukta...
Hadi Gülümse! 
Gözlerinin İçi Gülsün, 
Dudakların Titremesin... 
Umutların, 
Düşlerin Darmadağın Olmasın, 
Saçlarına Yeni Aklar Düşmesin... 

Kimsenin Dokunamadığı Bir Yerdesin Şimdi, 
Olmak İstediğin Tek Yerde... 
Soğuk Bir Dünyada, 
Soğuk Bir Odada, 
Gerçekle Hayal Arasında... 
Kentin Tüm Yalnızlığını İçinde, 
Gördüklerin, 
Göreceklerinden,
Yaşadıkların, 
Yaşayacaklarından Fazla... 
Tükettin Artık Gözyaşlarını... 
Sert Esen Rüzgarlarda Yönünü Kaybetmeyecek, 
Kıyılarının Tenhalarında, 
Umutsuzluğun Artarak Büyümeyecek... 
Yağmurlar Yağmayacak Karanlığına... 
Düştüğünde Hemen Doğrulacak, 
Geçmişinde Geleceğini Kaybetmeyeceksin...

Özgür Bıraktın Ya Yüreğini? 
Uçurdun Ya Tüm Kederlerini?
Yitirdiğin Her Şeyin Anlamı Var Artık, 
Yaşadıklarının da...
Olmadıysa Bir Sebebi Vardır... 
Elbet Bir Gün Acıların Dönüşür Mutluluğa... 




7 Temmuz 2026 Salı

Hissedildi, Yaşandı, Bitti Diyebilirim

 Ne Çok Yaprak Döküldü Ömrümden... 
Gecenin Sessiz, 
Issız Saatlerini Ne Çok Yaşadım... 
Çiçek Açan Hayallerimi, 
Tomurcuklanan Ümitlerimi, 
Ne Çok Keşkelerin İçine Gömdüm... 
Gülmelerim Kaç Kez Cezalandırıldı? 
Heveslerim Kaç Kez Yara Aldı? 
Unuttum! 
Belki de Bu Yüzdendi Gözyaşlarımın Yanaklarımı İncitmesi... 
Dudaklarımın Öpücüklere Sabretmesi... 
Kalbimde Üşüyen Şarkıların, 
Yüzümdeki Kederin Tedirginleşmesi... 
Belki Sendin İklimlerimin Sağanak Yağmuru... 
Tutunmaya Çalıştığım Duygularım... 
Kirpiklerimi Güldüren, 
Gözlerimdeki Anlamları Belirginleştiren, 
Gökyüzünü Sonsuz, 
Okyanusu Derin Yapan, 
Belki de Sendin... 

Belki de Özlemişimdir Karanlığıma Işık Oluşunu... 
Gecenin Sarhoş Saatlerinde Gözyaşlarımı Silişini... 
Elimin Elinde Terleyişini... 
Kimsesiz Nefesime Yerleşişini... 
Yağmura, 
Güneşe, 
Rüzgara Benzeyişini...

Belki de Özlemişimdir Yollarımızın Kesişmesini... 
Ellerinin Tedirginliğini... 
Dudakların Çekingenliğini... 
Ruhumun Duvarlarına Gelişini... 
Saçlarımda Dolaşan Düşlerini... 
Gülüşünü, 
Dokunuşunu, 
Kalbim Seninle Yeniden Doğuşunu... 

Belki de Yanlış Bir Mevsim Umutları Yeşertmek İçin... 
Belki de İçimdeki Yollar Yönünü, 
Yıllar Önemini Kaybeder... 
Her Şeyi Göze Alırım, 
Seni Aklımdan, 
Yüreğimden Silmeye Cesaret Ederim... 
Kendi Çağlayanlarıma Akar,
Gözyaşlarımı Durdurabilir,  
Izdırabımı Dindirebilir, 
Sevdaları, 
Aşkları, 
Tüm Duygularımı, 
Bir Daha Yaşamamak Üzere,
Tevbelere Bırakır, 
Biriktirdiğim Umutları, 
Hırçın Dalgaların Koynuna Yatırır, 
Umutlarımın Prangalarını Çözerek; 
Hissedildi, 
Yaşandı, 
Bitti Diyebilirim...



Ben Seni Bilirim!

 Seni Sevmek; Ne Yapacağını Bilememek... 
Yerli Yersiz Düşlere Gizlenmek... 
Sana Koşmak, 
Seni Aramak, 
Sana Yorulmak, 
Ama Sana Kavuşamamak, 
Senden Uzak Kalmak... 

Sen Hiç Duydun mu Yürek Çarpmalarımdan Sonra Oluşan Sen Tınılarımı? 
Kalbimdeki Düşünceleri, 
Gönlümden Geçip Gidenleri? 
Sen Hiç Gördün mü Özgürlüğe Uçmaya Çalışan Kanatlarımı? 
Odamın Duvarlarına Çarparak Dökülen Umutlarımı? 
Esen Rüzgarlara Sesimin Karışmalarını? 
Ama Ben Seni Bilirim! 
Bilirim Sis Çökmüş Karanlık Gecelerini... 
Örselenmiş Yüreğini... 
Gri Hüzünlerini... 
En Soğuk Günlerini... 
Gözünün Yaşlarını... 
Saçının Aklarını... 
Mutluluklarındaki Yalnızlıklarını... 
Gecelerinin Esrarında, 
Boynu Bükük Bekleyişlerini... 
Gözlerinde Mutluluk Öldükçe, 
Yüreğini Kendi Mezarına Defnedişlerini... 
Bilirim işte, 
Gidenlerin Sana,
Kalanların Bana Benzediğini... 

Masum Bir Çocuksun Aslında, 
Zor Geliyor Yarınlar Sana... 
Yüreğine Esen Vakitsiz Rüzgarlar, 
Üşütüyor Seni Olmadık Zamanlarda... 
Uzaklaşıp Giden Gölgeler, 
Her Şeyi Siliyor Gözlerinden... 
Ayakların Hasret Çölünde
Bir Adım Bile Taşıyamıyor Seni İleri! 
Duyguların Yaralı, 
Hazan Mevsimlerine Yenilmiş Yüreğin... 
Böyle Devam Edersen,
Kimsenin Gönül Toprağında Yeşeremezsin! 




6 Temmuz 2026 Pazartesi

İkimizde Yarımız!

 Suskun Feryatlar, 
Çılgın Şimşekler, 
Kaldırımlar, 
Göz Kırpan Yıldızlar, 
Sesim, 
Gözyaşlarım, 
Hıçkırıklarım, 
Suskun Bakışlarım, 
Rüyalarım, 
Yıllanmış Hasretlerim, 
Susturulmuş Hayallerim, 
Uslanmıyor! 
Ben Hiç Hazır Değilken; 
Sessizce, 
Ama Ürkek, 
Beni Sana Bölüyor, 
Sana Topluyor, 
Sana Çarpıyor... 
O An Güneş Doğuyor Düşlerime, 
Yıldızlar Tek Tek Düşüyor Ellerime... 
Her Mısra, 
Her Nefes, 
Gezindiğim Düşler, 
Sana Dair Oluyor... 
Ruhumun Sen Kokan Halleri, 
Duygularıma Söz Geçiremiyor... 
Belki de İçimdeki Dingin Fırtınaları Coşturan; 
Görmek İsteğim Bir Hayal, 
Belki de Birkaç Saniyelik Rüya... 

Korkma Benden!
Artık Yollarımız Ayrı, 
Adımlarımız Birbirine Uzak... 
Korkma! 
Gündüzlerine, 
Gecelerine, 
Hayallerine, 
Rüyalarına Dolamam...
Olmadık Zamanlarda,
Olmadık Mekanlarda,
Karşına Çıkmam... 

Korkma Benden! 
Toprağın Suyu, 
Kışın Yazı, 
Ayrılığın Kavuşmayı, 
Esaretin Özgürlüğü İsteği Gibi;
Bu Sevda Benim! 

Ah!
Sevmek İşte!
Hayali İle Yetinmek, 
Yağmurlarla Yarışmak, 
Fırtınalara Meydan Okumak, 
Düşleri Sabahsız Yastıklara Bırakmak...

Ah!
Sevmek İşte!
Mevsimini Bulamamış Çiçek,
Her Daim Yalnızlığı Seçmek, 
Bir İsim Koyamamak,
Bir Anlam Verememek! 

Ah!
Zorla Sevdiremiyor Kimse Kendini... 
Gecenin Karanlığında, 
Yalnızlığında,
Issızlığında Kurduğum Düşler, 
Bırakılan İzler, 
Gerçekleşmeyen Hayaller, 
Elbet Bir Gün Verir Son Nefesini...
Umutsuzluk Bahçesinde
Onlarda Bulur Yolunu... 

Bu Kadar Basit İşte, 
Hüznü Ruha Davet Edip, 
Sevgiyi Körüklemek... 
İlk Gün Gibi Çarpsa da Yüreğim, 
Çok Özlese de Gözlerim, 
İkimizde Yarımız, 
Düşlerde Bile Bir Arada Olmayız... 
Bu Sevda Masalına Hiçbir Zaman Bir Ad Koyamayız!

Gerek Yok Fazla Söze...
Hayalinde Bile Olmayan Binbir Güzelliklerle, 
Yolun Açık Olsun... 





4 Temmuz 2026 Cumartesi

Biz mi Anlatamadık!

Yine Her Şey Renksiz, 
Yine Şehirde Yalnızlık... 
Güneşin Batışı mı Bu? 
Yoksa Doğuşu mu? 
Ki, 
Kırılgan Bir Sessizlik Var Kapıda... 
Her Sustuğumuzda, 
Her Dibe Vuruşumuzda, 
Rüzgarın Uğultusu Körükledikçe Korkularımızı, 
Bir Günün Daha Adını Hasret Koyuyoruz... 
Biten Her Günün Ardından, 
Ömrümüzün Dik Yokuşunda, 
Daha Güçsüz Hissediyoruz Kendimizi... 
Kendimizi Düşüncelerimizle Yordukça, 
Gözlerimizin Hasret Mavisi, 
Yaralarımıza Merhem Olmuyor... 
Saat Akrebi Titrettikçe, 
Gülüşlerimiz Ağlayışlarımızda Konaklıyor... 
Vakitsiz Hasretler, 
Bilinmez Acılarla, 
Mahşeri Fırtınalarda Dolaştırıyor... 
Rüzgara Sarılıp Uyumak, 
Şiirlerimizin Suretini Değiştiriyor... 
Eskimeyen, 
Küskün Umutlarımızı, 
Tebessülü Bir Dudağa Sürgün Ediyor... 
Ağıtlar Yükseldikçe Gökyüzünden, 
Hüzün Kuşatması Ruhumuza Dolanıyor... 

Yine mi Sis İniyor Yeryüzüne?  
Yine mi Yürekler Uzak İklimlere, 
Soğuk Mevsimlerin Karlı Gecelerine Sürgün Oluyor... 
Savurdukça Küllerimizi, 
Sonu Gelmeyen Bir Yalnızlığa, 
Baharın Hiç Uğramayacağı Mevsimlere, 
Düşe Kalka Yürütüyor...  

Sonu Olmayan Yolların Yolcularıyız Ya Biz! 
Durduk Yere Üşüyor Ellerimiz... 
Arafta Çırpındıkça Sesimiz, 
Aklımıza Düşüyor Dünlerimiz... 
Seven İnsanın Yalnız Uyuması Zulümdür Ya!
Yetemiyoruz Kendimize...

Bizde İsterdik,
Soluğunu Örtsün Üzerimize... 
Nefesimizi Nefesiyle Beslesin, 
Ama Biz;
Kimliksizliğimize Sarılıp, 
Uyanıyoruz Bilinmez Yarınlara... 
Keşke Gölgelerini Gönderebilseydiler  Sokağımıza... 
Belki O Zaman Gündüzleri Geceye Karıştırmaz, 
Kurtulurduk Karanlıklardan... 

Daha Yokluğu Anlatamadım! 
Çoğalan Yalnızlıkları... 
Hasret Kuyularına Gömülüşleri...
Yorgun Gülüşlerde Boğulan Nefesleri...
Gizli Saklı Gönül Yarası Taşıyanları...
Sessiz Saatlerde Sabaha Sarılanları...
Kocaman Bir Boşluğa Birde Yokluk Ekleyişleri...

Ah Rüzgar! 
Biz mi Anlatamadık Sana,
Yoksa Sen mi Anlamadın!
Suskunluğun En Acımasız Olduğu Saatlerde; 
Hep Yalnızlara Doğru Estin, 
Hep Kimsesizleri Üşüttün... 

Ah Rüzgar! 
Sayende Yitirdik Tüm Gölgeleri...
Özlediğimiz Her Bir Parçamızda Eksiklik, 
Hiçbir Zaman Avuçlarımızda, 
Tutamadık Kar Tanelerini... 
Oysa Gülümseyen Bir Çift Gözbebeğine, 
Ne Çok İhtiyacımız Vardı...
Artık Ellimizde Hasretten İlmekler, 
Şehrin Tenhalığı... 
Sokakların Boşluğu,
Titrek Sokak Lambaları Kaldı!