31 Temmuz 2026 Cuma

Bir Adam Tanıdım!

Bir Adam Tanıdım! 
Fersiz, 
Soğuk, 
Bomboş Bakıyor Hayata! 
Başı Sonu Belirsiz, 
Bir Çıkmazda Sanki Yıllarca... 
Bastığı Toprak Kaydıkça Ayaklarının Altından, 
Büyük Boşlukta Buluyoru Kendini... 
Keder Ağır Geldikçe Omuzlarına, 
Savaşacak Takati de, 
Taşıyacak Gücü de Kalmıyor... 

Bir Adam Tanıdım! 
Bir Elinde Sevinçler, 
Diğerinde Kederler, 
Yüzünde Derin Çizgiler... 
Bir Gözünde Işıltılar, 
Diğerinde Gözyaşları, 
İçindeki Karanlıkla Boğuşuyor... 
Alın Yazısı Deyip, 
Kendini Avutuyor... 

Bir Adam Tanıdım! 
Gerekmedikçe Konuşmuyor, 
Teselliyi Soğuk Gecelerde Buluyor, 
Gamlı Notalarda Kendini Arıyor... 
Şaşırıyorum Gövdesindeki Issızlığa, 
Gözlerindeki Donukluğa... 
Anlamıyorum Susuzluğunu, 
Son Vermediği Kuraklığını! 

Bir Adam Tanıdım! 
Yıllardır Mutluluğu Aramış Her Yerde... 
Nice Kitaplar Okumuş, 
Nice iklimler Gezmiş, 
Rastlayamayınca Aradığına, 
Bir Buluta Bırakmış Kendini... 
Sonra Yağmur Olmuş
Çorak Topraklara Yağmış... 
Oysa Toprağın İçinden Süzülse, 
Bir Çiçeğin Tohumuna Ulaşsa, 
Dinecekti Sızısı... 

Tanıdığım Adam! 
Üzülme! 
Kırılma! 
Ağlama! 
Kendine Çekilemeyen Sancılar Ismarlama...
Bitmeyen Hüzünler Gömme Yüreğine!
Kalbinin Atışlarında Üşüme, 
Titreme, 
Anılarını Yaşlandırma... 
Ayrılıklar Sızdırma Benliğine,
Dolaştırma Damarlarının Derinliklerinde... 
Karışık Düşüncelerinin Yansıdığı,
Uzaklaştıkça Çoğalan Sesleri Sil Kafandan... 
Sor Kendine! 
Köprünün Sonunda Bekleyen Ölüm mü?
Yoksa Yorgunluğunun Son Yüzü mü? 
Belki de Çelik Zincirlerle Bağladığın Yüreğinin Esirliği!

Tanıdığım Adam!
Unutma!
Gecenin Karanlığında,
Sancılı Varoluşun Sessizliğinde Yaşayanlara, 
Nereye Baktığını Bilmeyen Gözlere, 
Neler Düşündüğünü Anlatamayan Bakışlara, 
İçindeki Fırtınaları Dizginleyenlere, 
Coşkun Akan Nehirlerine Set Çekenlere, 
Gökyüzüne Bakmadan Bir Ömrü Tüketenlere,
Virgülle Üç Nokta Arasına Kendini Hapsedenlere, 
Kalp Ağrılarını Söküp Alacak,
Yorgun Kalbini Avutacak, 
Beklenen Bahar Gelmez! 
Sevmiyorum Tebessümlerine Prangalar Vurarak,
Yarınlarını Karartışını...
Gözyaşlarının Gizli Tenhaları Islatışını...
Nutku Tutulan Yüreğini Kanatışını... 
Sevmiyorum Sesli Bir Sessizlikte Kendini Issızlaştırmanı... 
Issız Cümlelerinde,
Umutlarını Umutsuzluğa Esir Edişlerini...
Gerçekleşemez Zannettiğin Gerçekliğini...
Sevmiyorum Hayallerindeki,
Yarınlarındaki Kuraklığı!
Yaşarken Yaşadığını Fark Edemeyişine... 
Köklerinin Başka, 
Yapraklarının Başka Yerlerde Oluşuna Üzülüyorum! 

Çok Kelime Sarf Etmeye Gerek Yok...
Toparlayarak Kalemimden Düşen Kelimeleri, 
Tercihlerini Sana Bırakıyorum...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.