4 Temmuz 2026 Cumartesi

Biz mi Anlatamadık!

Yine Her Şey Renksiz, 
Yine Şehirde Yalnızlık... 
Güneşin Batışı mı Bu? 
Yoksa Doğuşu mu? 
Ki, 
Kırılgan Bir Sessizlik Var Kapıda... 
Her Sustuğumuzda, 
Her Dibe Vuruşumuzda, 
Rüzgarın Uğultusu Körükledikçe Korkularımızı, 
Bir Günün Daha Adını Hasret Koyuyoruz... 
Biten Her Günün Ardından, 
Ömrümüzün Dik Yokuşunda, 
Daha Güçsüz Hissediyoruz Kendimizi... 
Kendimizi Düşüncelerimizle Yordukça, 
Gözlerimizin Hasret Mavisi, 
Yaralarımıza Merhem Olmuyor... 
Saat Akrebi Titrettikçe, 
Gülüşlerimiz Ağlayışlarımızda Konaklıyor... 
Vakitsiz Hasretler, 
Bilinmez Acılarla, 
Mahşeri Fırtınalarda Dolaştırıyor... 
Rüzgara Sarılıp Uyumak, 
Şiirlerimizin Suretini Değiştiriyor... 
Eskimeyen, 
Küskün Umutlarımızı, 
Tebessülü Bir Dudağa Sürgün Ediyor... 
Ağıtlar Yükseldikçe Gökyüzünden, 
Hüzün Kuşatması Ruhumuza Dolanıyor... 

Yine mi Sis İniyor Yeryüzüne?  
Yine mi Yürekler Uzak İklimlere, 
Soğuk Mevsimlerin Karlı Gecelerine Sürgün Oluyor... 
Savurdukça Küllerimizi, 
Sonu Gelmeyen Bir Yalnızlığa, 
Baharın Hiç Uğramayacağı Mevsimlere, 
Düşe Kalka Yürütüyor...  

Sonu Olmayan Yolların Yolcularıyız Ya Biz! 
Durduk Yere Üşüyor Ellerimiz... 
Arafta Çırpındıkça Sesimiz, 
Aklımıza Düşüyor Dünlerimiz... 
Seven İnsanın Yalnız Uyuması Zulümdür Ya!
Yetemiyoruz Kendimize...

Bizde İsterdik,
Soluğunu Örtsün Üzerimize... 
Nefesimizi Nefesiyle Beslesin, 
Ama Biz;
Kimliksizliğimize Sarılıp, 
Uyanıyoruz Bilinmez Yarınlara... 
Keşke Gölgelerini Gönderebilseydiler  Sokağımıza... 
Belki O Zaman Gündüzleri Geceye Karıştırmaz, 
Kurtulurduk Karanlıklardan... 

Daha Yokluğu Anlatamadım! 
Çoğalan Yalnızlıkları... 
Hasret Kuyularına Gömülüşleri...
Yorgun Gülüşlerde Boğulan Nefesleri...
Gizli Saklı Gönül Yarası Taşıyanları...
Sessiz Saatlerde Sabaha Sarılanları...
Kocaman Bir Boşluğa Birde Yokluk Ekleyişleri...

Ah Rüzgar! 
Biz mi Anlatamadık Sana,
Yoksa Sen mi Anlamadın!
Suskunluğun En Acımasız Olduğu Saatlerde; 
Hep Yalnızlara Doğru Estin, 
Hep Kimsesizleri Üşüttün... 

Ah Rüzgar! 
Sayende Yitirdik Tüm Gölgeleri...
Özlediğimiz Her Bir Parçamızda Eksiklik, 
Hiçbir Zaman Avuçlarımızda, 
Tutamadık Kar Tanelerini... 
Oysa Gülümseyen Bir Çift Gözbebeğine, 
Ne Çok İhtiyacımız Vardı...
Artık Ellimizde Hasretten İlmekler, 
Şehrin Tenhalığı... 
Sokakların Boşluğu,
Titrek Sokak Lambaları Kaldı! 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.