13 Ağustos 2026 Perşembe

Sen Bende Değersin, Çok Değerlisin

 İçinde Sessiz Bir Irmak Akıyor... 
Ne Coşkunsun, 
Ne Taşkın... 
Ne Kayıpsın, 
Ne Silik... 
Yüreğin Külden İbaret, 
Boşluklar İçine Yuvarlanıyorsun... 
Cömert Sancılarınla, 
Hüzünlü Sabahları Birbirine Ekliyorsun... 
Kırık Duygularınla, 
Yaralarını Onarmaya Çalışıyorsun... 
Hayat Akıyor Ama, 
Sen Kalabalığın İçinden Değil, 
Kendi İç Yaralarında Yürüyorsun... 
Attığın Adımların Seslerini Değil, 
İzlerindeki Kırılışları Duyuyorsun... 
Kim Aldı Heyecanını ki, 
İçinde Baharlar Boy Vermiyor... 
Ruhundaki Çocuk Susmuş, 
Kucak Dolusu Sevgiyi Aramıyor... 

Hepimiz Biliyoruz Zamanın Yara İzi, 
Kanayan Bir Suskunluk, 
İç Kırılması, 
Adı Konmamış Bir Mevsim Olduğunu... 
Ne Yağmuru Diner, 
Ne Ayazı Geçer... 
Çünkü Zaman Derin Bir Yalnızlıktır, 
Her Şeyin Üzerine Oturan Ağır Bir Yük! 
Garip Bir Yorgunluktur! 

Biliyorum, 
Hiçbir Şey Tam Anlamıyla Unutulmaz... 
Ne Geçmiş Geride Kalır, 
Ne Gelecek Uzakta Durur...
Yıllar Sonra Yeniden Kanatır... 
Bazen Gözyaşı Olur, 
Bazen Kocaman Bir Suküt... 
Hani Zaman İyileştirir Derler Ya?
Ah!
Ne Büyük Yanılgı! 
Zaman İnsana,
Kapısı
Penceresi Olmayan Bir Odada
Sadece Yükünü Taşımayı Öğretir! 

Kırıldığın Aynaları Topla İçinden,
Ki,
Geçmiş Gölgene Otumasın... 
Yüreğinin Kapılarını Hayata Kapatmasın...
Düşmek Çok Kolaydır,
Hayata Tutunmak mı?
Cesaret!
Ne Geçmişin Ağırlığı Olsun Üzerinde, 
Nede Gelecek Kaygısı... 
İçinde Sessiz Kıyamet Kopsa da,
Dışında Tevekkülün Sabrı Olsun...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.