3 Ağustos 2026 Pazartesi

Belki Veda, Belki Elveda!

 Hiçbir Şey İstemediğim Bir Gündeyim... 
Hoşluklar Yürümüyor İçimin Kulvarlarında... 
Şiir Demetleri Büyümüyor Avuçlarımda... 
Hangi Yöne Baksam, 
Hangi Yöne Gitsem, 
Bakışların Sıcağından Mavi Bir Umut Doğmuyor... 
Tenha Bakışların Soğukluğu Beni Yoruyor... 
Direncini Kırıyor Kalmalarımın... 
Bıraktım Artık Suskun Tereddütleri... 
Ne An'a Mühürlüyüm, 
Ne Geçmişe Takılı, 
Nede Geleceğe Müptela... 
Her Şey Tırmalıyor Ruhumu... 
Yüreğimin Nefesini Tüketiyor... 
Ruhumun Sözlerine de Aldırmıyorum... 
Gittim Bahar Yağmurlarından... 
Yandığım Alevlerden... 
İnatçı Direnişlerimden... 
Kapanmayan Yaralarımdan... 
Tükenmeyen Umutlarımdan... 
Solgun, 
Yılgın Yalnızlıklarımdan... 
Gönlüme Hükmedecek Gücüm Kalmadı... 
Umutlarımı Tüketip, 
Yağmaladım Korkularımı... 
Umutsuzluğu Susturduğum Gibi, 
Susturdum Her Yanımı...  
Bütün Renkleri Siyaha Boyayıp, 
Günü Hüzünlü Düne Teslim Ettim! 
Nasılsa İnsanın Özü Hüzün! 
Dilsiz Acıların Kuyusunda, 
Geceleri Ağlamak, 
Acıları Taşımak Bir Sır Değil... 
Sonsuzluk Diye Bir Şey Yok... 
Yaşanan Her Şeyin Mutlaka Bir Sonu Var... 
Şımarmış, 
Yüzsüz Duyguların, 
Nerden Geldiği Bilinmeyen, 
Hiç Dinmeyen Fırtınaların Bile... 
Çünkü Kelimelerimin Ayakları Prangalı! 
Bir Tenin Kokusunu, 
Sevdanın Fısıltılarını Yazamayarak,
Duygularımı Dizginlemek Zorunda Kalmak, 
Öksüz Kalmak Gibi Bir Şey... 
Vazgeçmenin Tam Ortasında Gönlüm... 
Harf Harf,
Hece Hece Süküt Dolu İçimin Yamacı... 
Son Nokta Koyuyorum Aşka Dair Sözlerime... 
Düşünmüyorum Hiçbir Şeyi...
Nasılsa Bu Dünyada; 
Umutların Solmadığı, 
Hasretin Bulunmadığı, 
Duyguların Kahrolup Yıkılmadığı, 
Seven Gönüllerin Kınanmadığı Yer Yok!

Araf'ta Bekleyen Bir Ruh Gibi,
Gel-Gitlerin Kucağında, 
Bir Oda Dolusu Yalnızlıkla,
Aklımın Kıyısındaki Gücenmiş Satırları Yazarken,
Saat Sabaha Dönmüştü Yüzünü... 
Gözyaşlarım Üşürken,
Gün Dünde Kalırken,
Bir Avuç Su,  
Bir Avuç Umut,
Bir Damla  Yağmur Yağmadı İçimin Kurak Koridorlarına... 
Rüzgar İç Çektikçe Nefeslerimde,
Günün Rengi Soldu Gözlerimde...

Bu,
Yorgunluk Kokan Sabahlarımdaki,
Sessiz Sedasız Gözyaşları... 
Gönül Yıkıntıları...
Eylül Yangınları... 
Bu,
Gözkapaklarıma Düşen Ağırlık... 
İçimde,
Gözümde, 
Duygularımdaki Sesleniş...
Belki de İçe Doğru Derin Bir Kırılış! 

Bunun Adı Belki Veda,
Belki Elveda... 
Gidiş,
Bir Daha Dönmeyiş Belkide... 
Yada Ne Bileyim,
Otururken, 
Kalkarken, 
Yatarken,
Aynı Yerden,
Aynı Boşluğa Düşüş... 
Sabrımın Sınırlarını,
Ruhumun Kapılarını Yoklayış... 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.