Teslimiyet Yitik Bir Düş Değildir...
Ruhun Telleri Titreten,
Kapanmamış Yaraları Tedavi Eden,
Bekleyiştir...
Meçhule Açılan Sonsuzlukta,
Hissedilen Huzurdur...
En Ağır Yükü Bile Taşırken,
Umudun İçinde Var Olmasıdır...
Teslimiyet,
Kendi Sessizliğinde Büyüyen,
Acılara Susmayı Öğretendir...
Kalbin Karanlığından Sızan,
İç Sesinde Yankılanan Bir Fısıltıdır...
Ve Ben;
Solgun Bir Yüzle,
Feri Sönmüş Gözlerle,
Silik Bir Suretle,
Gülüşü Sönen Dudaklarıma Şahitlik Etmiyorum...
Duvarların Sessizliği İle Kendimi Baş Başa Bırakarak,
Feri Sönmüş Gözlerle,
Silik Bir Suretle,
Gülüşü Sönen Dudaklarıma Şahitlik Etmiyorum...
Duvarların Sessizliği İle Kendimi Baş Başa Bırakarak,
Hayatımı Rüzgarlara Bağlayarak,
Oradan Oraya Savurmuyorum...
Çaldığım Her Kapının Ardında Derin Boşluklarla Karşılaşsamda,
Sert Rüzgarlara O Kadar Alışığım ki,
Bir Esintide Olduğum Yere Yıkılmıyorum...
Üşüyen Yaralarıma Sarılıp,
Kaybolmuş Bir Ses Gibi Yalnızlıklara Çekilmiyorum...
Yaralanmış Yıllarıma Rağmen,
Duvarlara Çarpmadan,
Derinliklerde Boğulmadan,
Çaresizliğin Kıskacında Kalmadan,
Karakışı Öteleyerek,
Yepyeni Umutları Hayata Döndürerek,
Ayakta Durmaya Çalışıyorum...
Ruh mu Daha Dayanıklı,
Yoksa Beden mi?
Eksik Kalan Yaşam mı?
Yoksa Yaşanamayanlar mı?
Zaman İnsanı Azaltırmı,
Diye Kendime Sorsamda!
Anlamını Bilmediğim Sözcüklere Cevap Aramıyorum...
Bir Cümle Boşluğu Kadar Olan Hayat,
Benden Aldıklarını Geri Vermemek İçin Dirense de,
Sıkıntılı Günlere Sarılıp,
Kaybolmak İçin Gayret Sarf Etmiyorum...
Acılara Hükmetmeyi Öğrendim Ya?
Derinlere Gömmeyi de!
İçimdeki Boşluğu Çukur Gibi Büyütüp,
Dokunulmamış Yaralarla Doldurup,
Sessizce Derinleştirmiyorum...
Önümdeki Dik Yamaç Dikenli Tellerle Çevrili Olsa da,
Her Yükün Altından Kalkan Ben,
Umutsuzluklar Altında Kendimi Ezdirmiyor,
Akşamlardan Kalma Yalnızlıklarda,
Dört Nala Giden Zamanın Ayakları Altında Ezilmiyorum...
Parçalanmış Ruhun Bedeni Canlı Kalmasa da,
Doğan Her Yeni Güne,
Yeni Umutlar Savurmaktan Vazgeçmiyorum...
Oradan Oraya Savurmuyorum...
Çaldığım Her Kapının Ardında Derin Boşluklarla Karşılaşsamda,
Sert Rüzgarlara O Kadar Alışığım ki,
Bir Esintide Olduğum Yere Yıkılmıyorum...
Üşüyen Yaralarıma Sarılıp,
Kaybolmuş Bir Ses Gibi Yalnızlıklara Çekilmiyorum...
Yaralanmış Yıllarıma Rağmen,
Duvarlara Çarpmadan,
Derinliklerde Boğulmadan,
Çaresizliğin Kıskacında Kalmadan,
Karakışı Öteleyerek,
Yepyeni Umutları Hayata Döndürerek,
Ayakta Durmaya Çalışıyorum...
Ruh mu Daha Dayanıklı,
Yoksa Beden mi?
Eksik Kalan Yaşam mı?
Yoksa Yaşanamayanlar mı?
Zaman İnsanı Azaltırmı,
Diye Kendime Sorsamda!
Anlamını Bilmediğim Sözcüklere Cevap Aramıyorum...
Bir Cümle Boşluğu Kadar Olan Hayat,
Benden Aldıklarını Geri Vermemek İçin Dirense de,
Sıkıntılı Günlere Sarılıp,
Kaybolmak İçin Gayret Sarf Etmiyorum...
Acılara Hükmetmeyi Öğrendim Ya?
Derinlere Gömmeyi de!
İçimdeki Boşluğu Çukur Gibi Büyütüp,
Dokunulmamış Yaralarla Doldurup,
Sessizce Derinleştirmiyorum...
Önümdeki Dik Yamaç Dikenli Tellerle Çevrili Olsa da,
Her Yükün Altından Kalkan Ben,
Umutsuzluklar Altında Kendimi Ezdirmiyor,
Akşamlardan Kalma Yalnızlıklarda,
Dört Nala Giden Zamanın Ayakları Altında Ezilmiyorum...
Parçalanmış Ruhun Bedeni Canlı Kalmasa da,
Doğan Her Yeni Güne,
Yeni Umutlar Savurmaktan Vazgeçmiyorum...
Acılarımın,
Hüzünlerimin Üzerini Toprakla Örttüm...
Akrep İle Yelkovan Arasında Sıkışmış Zamanda
Düşmeden Yürümeye Çalışıyorum...
Kaybolmuşluklar İçinde,
Ruhsuz Gibi Dolaşmıyorum...
İnsan Debelendikçe Daha Derin Çukura Gömülür,
Biliyorum!
Ucunu Bıraktığım Hayatın Bana Ait Olmayacağınıda...Hayat Koridorlarında Yalpalayarak Yürümek,
Olumsuz Cümleleri Dudaklara Mühürlemek,
Bir Umut Diye Aralanan Kapıdan,
Umutsuzca Bakmak İnanmış İnsanlara Hiç Yakışmıyor!
Dümeni Kırık,
Rotası Kayıp Bir Gemide de Olsam,
Yavaş Yavaş Yok Olmanın Arefesinde Yaşarken,
Allah'a Teslim Olmak Huzur Bulmak Olduğuna İnanıyorum...
Bir Umut Diye Aralanan Kapıdan,
Umutsuzca Bakmak İnanmış İnsanlara Hiç Yakışmıyor!
Dümeni Kırık,
Rotası Kayıp Bir Gemide de Olsam,
Yavaş Yavaş Yok Olmanın Arefesinde Yaşarken,
Allah'a Teslim Olmak Huzur Bulmak Olduğuna İnanıyorum...
Zaman Geçer,
Dünya Döner...
Yarınlar Hep Vardır...
Elbet Bende Bir Gün Ölüm İle Hayat Arasındaki,
Kader Düğümünün Hüzün Karesinden Çıkıp,
Mutluluk Çerçevesinde Yerimi Alırım...
Dünlerden Elimde Kalan Bakışlarımın Hüznünü Gülümsemeye Çeviririm...
Dünlere Ağlamak Yerine,
Yarınların Hayallerinde Gülümserim...
İçimin Sükünetini,
Coşkumun Dinginliğini Korur,
Alaca Karanlık Çökmüş Yüreğimi Aydınlığa Kavuştururum...
Dünya Döner...
Yarınlar Hep Vardır...
Elbet Bende Bir Gün Ölüm İle Hayat Arasındaki,
Kader Düğümünün Hüzün Karesinden Çıkıp,
Mutluluk Çerçevesinde Yerimi Alırım...
Dünlerden Elimde Kalan Bakışlarımın Hüznünü Gülümsemeye Çeviririm...
Dünlere Ağlamak Yerine,
Yarınların Hayallerinde Gülümserim...
İçimin Sükünetini,
Coşkumun Dinginliğini Korur,
Alaca Karanlık Çökmüş Yüreğimi Aydınlığa Kavuştururum...
Merak Etme İyiyim Ben...
Zamanla Kavga Etmeyi Bıraktım Ya?
Sarı Hüzünler Düşmeyecek Artık Gözlerimden Toprağa...
Penceremden Sessizlik Beline Kadar Sarkamayacak,
Gölgeler Birbirine Dolanmayacak,
Geceler Sabahlara Küs Olmayacak...
Yine Gün Doğacak,
Yine Kuşlar Ötecek...
Duvarlarım Nem Tutmayacak,
Gökyüzüm Yorgun Olmayacak...
Başka Türlü Kokacak Gecelerim,
Umut;
Kurumuş Dallarıma Bile,
Zamanla Kavga Etmeyi Bıraktım Ya?
Sarı Hüzünler Düşmeyecek Artık Gözlerimden Toprağa...
Penceremden Sessizlik Beline Kadar Sarkamayacak,
Gölgeler Birbirine Dolanmayacak,
Geceler Sabahlara Küs Olmayacak...
Yine Gün Doğacak,
Yine Kuşlar Ötecek...
Duvarlarım Nem Tutmayacak,
Gökyüzüm Yorgun Olmayacak...
Başka Türlü Kokacak Gecelerim,
Umut;
Kurumuş Dallarıma Bile,
Rengarenk Çiçekler Açtıracak...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.